Başarılı Koyunculukta 6 Önemli Adım | Ziraat TV Ziraat TV | ZiraatTelevizyonu.com -Türkiye'nin Ziraat ve Tarım Sitesi Başarılı Koyunculukta 6 Önemli Adım – Ziraat TV
Başarılı Koyunculukta 6 Önemli Adım
By Ceren Tokgoz On 6 Eyl, 2013 At 12:09 AM | Katagorisi KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK | ile 0 Yorum

1. Doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi

koyunculuktan daha karlı hayvancılık kollarından birinde yetiştirme yapabilmek için ortam uygun ise koyunculuğa girmek doğru olmaz. O halde doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi ve bu işten anlayan uzmanların fikrinin alınması yerinde olur. Eldeki araziler koyun merası karakterini taşıyorsa, koyunlardan elde edilen ürünler o bölgede ekonomik bir değere sahipse koyunculukta kar var demektir. Elde arazi varlığı koyunculuk için uygun değilse sadece bir hevese kapılarak bu işe başlamak doğru değildir. Ayrıca. ekstantif ya da entansif koyunculuk sistemlerinden hangisi için uygun ortamın var olduğunu da dikkatlice incelemek zorundayız.

Doğal koşullar bakımından kimi koyuncuların uygun durumda olmadıkları halde geniş sürülere sahip olduklarını görmekteyiz. Bu daha çok ortak mera düzenine sahip köylerde görülür. Zenginler büyük sürüler kurar, fakirler ise sadece birkaç koyuna sahiptir. Bizim burada üzerinde durduğumuz durum bir çiftliğe sahip özel yetiştiricinin durumudur.

2. Uygun ırk seçimi

Bölgenin tarım koşulları ve doğa varlığı ile koyun verimlerinin ekonomik durumu yetiştireceğimiz koyun tipi belirlemede önemli etmenlerdir. Tip ve verim yönü belirlendikten sonra amaca en uygun gelecek koyun ırkını kararlaştırmak. koyunculukta başarı elde etme bakımından dikkatle üzerinde durulacak bir noktadır. Verim yönleri birbirine benzeyen ancak aralarında ufak tefek farklar bulunan birçok koyun ırkları vardır. Bu koyun ırkları dikkatle incelenirse görülür ki, bölgenin ve tarım işletmesinin koşulları bakımından her birine özgü kimi özellikleri vardır. Bu küçük farklar ve özellikleri iyi inceleyerek doğru kararı vermek ve uygun ırkı seçmek, sağlam ve başarılı ilk adımı atmak demektir.

Hayvancılık tarihinde büyük ün yapmış Britanya yetiştiricileri, kimi ırkların belli koşullara uyduklarına inanmışlardır. Bu fikir, çeşitli Britanya koyun ırklarının değişik bölgelerde meydana getirilmiş olmasından doğmakladır. Nitekim bu bölgelerden herbiri özel iklim, toprak ve tarımsal ürün koşullarına sahiptir. İngiliz yetiştiricilerine göre, İngiltere’nin arızalı bölgelerinde meydana getirilmiş küçük ve çevik koyun ırkları alçak ova bölgelerine adapte olamamışlardır. İri yapılı sakin huylu ırklar ise alçak ova bölgelerinde meydana getirilmiş olup, bunlarda dağlık ve arızalı bölgelerde barınamaz ve yaşayamazlar. Bunun gibi, merinos koyununun ya da süt tipi diğer bir ırkın kolay ve karlı şekilde yetiştirilebileceği koşullar ve bölgeler birbirinden farklıdır. Türkiye yerli koyun ırklarının ülke içinde dağılışı da incelenirse görülür ki, yağlı kuyruklarla ince yağsız uzun kuyruklular birbirinden farklı iklim ve doğa koşullarına uymuşlardır.

Bugün Türkiye’de Trakya ve Ege Bölgesinde süt ve kuzu verimi yüksek koyun tipleri yetiştirici tarafından çoğunlukla tercih edilmektedir. Yetiştirici kendine göre yaptığı bir hesapla bu eğilimi göstermektedir.

Çeşitli koyun ırklarının değişik çevre koşullarına uyumu üzerinde az çalışma yapılmıştır. Kimi koyun ırklarının kimi bölgelere daha iyi uyum sağlayacağı pek açık bir gerçektir. Örneğin, Türkiye’de yetiştirilen süt tipi koyun ırklarından Sakız ve İvesi ırkı ele alınırsa. İvesi’nin değişik çevre koşullarına çok daha iyi uyduğu görülür. Sakız ise bu bakımdan duyarlı bir hayvandır. İvesi üzerinde Orta Anadolu’da ve Trakya’da yapılan çalışmalar göstermiştir ki uyum güçlüğü yoktur. En çok yağlı kuyruktan doğan ve et kalitesi ile ilgili sorunlar vardır.

3. Sürü büyüklüğü ve koyunculuğa başlama zamanı

Koyunculukta sürüler birkaç başlık küçük ev sürülerinden 3000-4000 başlık açık otlak sürülerine kadar büyük değişiklikler gösterir. Çiftlik sürüleri, çiftlikteki üretim şubelerinden biridir. Ancak kimi ülkelerde görüldüğü gibi birçok sürü biraraya getirilerek sadece koyunculuk yapılan bir işletme oluşturulur ve başka şubesi yoktur.

Küçük çiftlik sürüleri büyüklük bakımından, birkaç baştan 300-500 başa kadar değişiklik gösterir. Sürünün büyüklüğünü belirlemede şu noktaya dikkat etmelidir: Sürü büyüklüğü ister 20 baş, ister 50 baş olsun işçi ve ekipman bakımından fazla farketmez. Sadece doğum mevsiminde personel ve ekipman gereksinimi artar. Orta büyüklükte sürüler genel olarak uygun düşer ve 250-300 baş olarak kabul edilir. Böyle bir sürüyü bir çoban idare edebilir.

Geniş otlaklarda sürülerin büyüklüğü değişir ve koyun miktarları artar. Arazinin karakterlerine ve sürülerin yönetim şekline ve hatta yılın mevsimlerine göre sürü büyüklüğü değişiklik gösterir. Ayrıca odak genişliği ve yetiştiricinin koyunculuğa ayıracağı sermaye miktarı da sürü büyüklüğü üzerine etkisini gösterir. Ayrıca sürülerin devamlı aynı bölgede tutulması ya da mevsimlere göre göç edilmesi konusu da sürü büyüklüğünü ve yönetimini etkiler, koyunculuğa başlama zamanı da başarıya ulaşma bakımından ayrı bir önem taşır. Bu, özellikle koyunculuğa ilk defa atılacak kimseler için ve bu konuda deneyi olmayanlar için önemlidir. Küçük bir sürü ile başlamak ve deney arttıkça sürüyü büyütmek en doğru yoldur. Yazın geç aylarında, kuzular sütten kesildikten sonra ve koç katımından önce koyunculuğa başlamak en uygun zamandır. Yılın bu mevsimlerinde civardaki komşulardan ve damızlık satanlardan seçme koyun elde etmek olasıdır. Genellikle bu mevsimde uygun fiyatla koyun alınabilir. Ayrıca kuzulama mevsimine kadar, deneyim kazanmak ve işe alışmak için yeterli zaman kazanılmış olur. Anızlardan yararlanarak koç katım mevsiminde koyun ve koçlar iyi beslenerek kuzu verimi artar. Bu yetiştiriciye ilk heves ve cesareti vermiş olur. Bu arada, ağıl, yemlik ve banyoluk ve diğer küçük ekipmanın tamamlanması da düşünülmelidir.

4. Damızlık üretimi

Koyun yetiştiricisi yüksek değerli damızlıklarla çalışmaya devam edersek ve başarılı olur. Böylece işine bağlanarak geleceğini garantiler. İlk kurucu sürünün yüksek değerli olması istendiği gibi, sürünün iyilerini damızlığa ayırıp. kötülerini sürüden atmak gerekir. Başarılı bir koyunculuk için bu konu çok önemlidir. Yüksek değerli koçlardan yararlanmak ve mümkün olduğu takdirde bu işi yapay tohumlama ile yapmak yetiştiriciye büyük kazançlar sağlar. Bir bölgenin doğal ve ekonomik koşullarında en yüksek karı sağlayacak yüksek değerli damızlığın hangi tip hayvan olacağı da düşünülecek önemli bir konudur.

Damızlık hayvan üretmek ve satmak Türkiye’de sadece Devlet kuruluşlarına ait bir iş gibi kabul edilir. Ancak tarımı ileri gitmiş batı ülkelerinde Devlet Kurumları sadece araştırmalarla doğru yolu bulur ve ilk damızlık materyali ortaya koyar. Bundan belli bir koyun tipini çoğaltmak değerli damızlıklar yetiştirerek piyasaya sürmek özel yetiştiricilerin işi olur. Böylece Özel Damızlık Yetiştiricisi denilen bir yetiştirici grubu ortaya çıkar. Koyunculuğumuzun beklenen gelişmeyi gösterebilmesi için, özel damızlık yetiştirenlerin desteklenmesi ve hatta bu gibi yetiştiricilere devletin hayvan başına pirim vermek suretiyle maddi yardımda bulunması Türkiye koyunculuğunu olumlu yönde etkileyecektir.

Ayrıca her koyun yetiştiricisinin kendi damızlık ihtiyacını karşılayacak şekilde yetiştirmeyi düzenlemesi ve ona göre seleksiyon yapması gerekir. Yetiştirici bu düzeye eriştiği gün, başarılı ve karlı koyunculuğun yolunu tutmuş demektir.

5. Verim denetimi ve seleksiyon

Belli bir koyun ırkından en yüksek randımanı almak ve aynı ırkı daha yüksek verim düzeylerine doğru götürmek için. sürülerde verim denetimi ve bilgili bir seleksiyon yapılması zorunludur. Verim denetimi ve seleksiyon başarılı koyunculuğun en önemli konusu olduğundan bunları ayrı bir bölümde inceleyeceğiz.

6. Ürünlerin pazarlanması ve örgütlenme

koyun yetiştiricisinin başarıya ulaşmasında rol oynayan en önemli etmenlerden biride elde edilen çeşitli ürünlerin iyi fiyatla pazarlanmasıdır. Bu konuda etkili ve önemli bir konu yetiştiricinin örgütlenmesidir. Fiyatların yüksek olduğu dönemlerde her yetiştirici malını satmakta güçlük çekmez. Ancak fiyatların dalgalanma gösterdiği dönemlerde yetiştiricinin durumu iyi değildir. Bu gibi durumlarda kendi aralarında örgütlenmiş ve birlik yapmış yetiştiriciler daha az zarar görür ve normal kazanç sağlayabilirler. Kooperatifleşmenin kimi kötü örnekleri kimseyi yıldırmamalıdır. Kusurlu olan düzen değil, o düzeni yürütemeyen ya da kötü davranışları ile bozan kişilerdir.

Bir önceki yazımız olan Neden Kârlı Bir Hayvancılık Yapmayalım? başlıklı makalemizde Bir, Bitki ve Budama hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar Hakkında: -