Connect with us

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Brusella, Koyunların Bulaşıcı Yavru Atma Hastalığı- Düşük, Bırakma, Sıkıt, Mal Hastalığı

Published

on

Brusella, Koyunların Bulaşıcı Yavru Atma Hastalığı- Düşük, Bırakma, Sıkıt, Mal Hastalığı

BRUSELLOSİS (Brusella, Koyunların Bulaşıcı Yavru Atma Hastalığı- Düşük, Bırakma, Sıkıt, Mal Hastalığı)

Koyunlarda yavru atımına sebep olan Brusella mikroplarının meydana getirdiği bulaşıcı bir hastalıktır. Brusella mikropları hayvanlarda hastalık yaptıktan sonra meme ve üreme organlarına yerleşir.

Brusella, hastalıklı hayvanların çiğ sütlerini içen ve bu sütlerden yapılan krema, tereyağı, kaymak, taze peynir yiyen insanlara da bulaşır. İnsanlarda Malta humması veya Akdeniz humması, dalgalı humma isimlerini alırlar. Brusella mikropları atık yavru, yavru zarı, vajen akıntısı, süt, idrar ve çeşitli vücut akıntıları ile yem ve sulara bulaşır.

Koyunlar hastalığı daha çok brusella mikropları ile bulaşık yem ve sulardan alırlar. Hastalık tüm evcil ve yabani hayvan türlerinde görülür.

Brusella mikrobunu alan gebe hayvanların durumları normaldir. Herhangi bir bozukluk görülmez. Sonra bir gün yavrusunu atar. Bu durum çoğunlukla gebeliğin üçüncü ve dördüncü aylarında ortaya çıkar. Bazen yavru atmadan sonra, yavru zarları içeride kalabilir. Hayvandan bir akıntı gelmeye başlar.

Sürüde ard arda yavru atmalar görülüyorsa brusella aklımıza gelmelidir. Hastalık başlarsa sürüdeki gebe hayvanlardan yarısına yakını yavru atabilir. Bazen yarıyı bile geçer. Bir koyundan yavru alamamak, süt alamamak büyük bir kayıp. Öyle ise hastalığın yayılmasını en kısa zamanda önlemek gerek.

 

Hastalığın yayılması nasıl önlenir?

İlk iş tecrittir. Yani yavru atan hasta hayvanları ayırmaktır. Yavru atanlar, ağıldan uzak bir yere alınır. En az 3-4 hafta sağlamlardan ayrı tutulur. Sonra ağılın ve çevrenin temizliği gelir. Atık yapan koyun-keçilerin yavrusu, yavru zarı, akıntısı, idrarı, gübresi neyi varsa güzelce toplanır. Ya yakılır ya da derin çukurlara konularak üzerine sönmemiş kireç dökülür.

Ardından dezenfeksiyon gelir.Ağılda ve çevrede tüm temizlik işlemleri yapılır. Her yer tertemiz olduktan sonra, mikrop öldürücü ilaçlarla dezenfekte edilir. Ağıl 10-15 gün boş bırakılır, sonra bir kez daha dezenfekte edilir.

Hastalığın kesin teşhisi, atık yavrunun ve yavru zarlarının laboratuvarda muayenesi ile olur. Atık yapan hayvanlardan alınan kanın muayenesi ile de kesin teşhis yapılabilir.

Hastalığa yakalanmış hayvanlar tedavi edilmezler. O bakımdan, hastalık çıkmadan önce koruyucu olarak aşı yaptırılmalıdır.

Brusella hastalığının aşısı vardır. Dişi kuzularla, oğlaklara 3-5 aylık iken Brusella aşısı yaptırılmalıdır. Aşılanan hayvanlar hastalığa karşı 4-5 yıl korunmuş olurlar.

Hastalıkla mücadelede hayvanlara aşı yaptırmak yetmez. Bunun yanında ağılın ve çevrenin temiz tutulması her şeyden önce gelir, temizlik asla ihmal edilmemelidir. Birde sürüye hayvan katarken dikkatli olmalı ve muayeneden geçirilmelidir. Hastalık taşıyan koçlar ve bunların sperması asla kullanılmamalıdır.

Brusella hastalığı insanlara da bulaşır, hastalıklı hayvanların çiğ sütlerini içen veya bu mikroplu sütlerden yapılan taze peynir, krema ve tereyağı gibi gıdaların yenilmesi ile insanlara geçer. İnsanlarda dalgalı ateş, terleme, halsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ve eklem ağrıları görülür.

Hastalıktan korunmak için süt ürünleri hazırlanmadan önce , sütler iyice kaynatılır veya pastörize edilerek mikroplar öldürülür. Kaynatılmış veya pastörize sütlerden yapılan süt ürünleri hastalık kaynağı oluşturmaz.

İnsanı Brusella’dan koruma çaresi hayvanlarda hastalığın mücadelesi ile mümkündür. Hastalığa yakalanan kişiler hemen bir hekime baş vurmalıdır.

Koyunlarda kitle halinde yavru atma görüldüğünde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı İl ve İlçe Müdürlüklerine müracaat edilmelidir.

Gerekli önlemleri alarak, insanları ve hayvanları bu hastalığın zararlılarından korumayı görev bilmeliyiz


MASTİTİS (Süt Kesen Hastalığı)

Koyunların mastitise yakalanmasında bir çok faktör rol oynar. Sağım hijyeni, barınak temizliği, meraların durumu gibi çevresel faktörler önemlidir. Mastitis oluşmasına Stafilokok, Streptokok vs. gibi mikroorganizmalar sebep olmaktadır.

Koyun ve keçilerde Mycoplasma agalactiae adını verdiğimiz mikroorganizma halk arasında süt kesen hastalığı da denen mastitislere sebep olur. Salgın bir hastalıktır. Dikkat edilmezse ve hastalar ayrılmazsa sürüye yayılabilir.

Hastalığın belirtileri ve yayılması

Süt Kesen hastalığı, koyun ve keçilerde sütün kesilmesi, göz korneasının iltihaplanması, perde inmesi, eklem yangısı, topallıkla karakterize olan bulaşıcı bir hastalıktır. Mikroorganizma hasta hayvanların sütü ve gözyaşı ile dışarı çıkar ve sürüdeki diğer hayvanlara bulaşır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Memedeki belirtiler

Hastalık beden ısısının hafif yükselmesi ile başlar, bulaşma süresi 1-2 hafta kadardır. Meme, göz ve eklemlerde yerleşirler. Meme şişer, sertleşir ve süt salgısı azalır. Memeden, önce pıhtı içeren iltihaplı, daha sonra ise su gibi bir akıntı gelir. Meme dokusu sertleşir ve körelir.

Hastalığın ilerlediği durumlarda erkek ve dişi hayvanların gözlerinde hastalık belirtileri şekillenir. Gözler kızarmış, iltihaplı akıntı oluşmuştur. Korneada ülserleşme ve sonuçta körlük oluşur. Hayvan kaşıntıdan dolayı gözlerini etrafa sürer ve böylece hem yaralanmasına ve hem de mikrobun etrafa yayılmasına neden olur.

Enfeksiyonun ilerlemesi ile ayak ve bacak eklemlerinde de bozukluklara rastlanır. Eklemler şişmiş, ödemli ve eklem sıvısı bulanıktır. Eklemler zamanla açılarak içindeki eksudat dışarı çıkar. Açılan yaraya dışarıdan da mikrop girebilir ve iltihaplı eklem yangısına dönüşür. Hayvan ayağını basamaz, topallar. Hayvanlar çok zayıflar, genel durum iyice kötüleşir ve tedavi zorlaşır.

 

Hastalık tedavi edilmezse;

Eğer zamanında tedaviye başlanmazsa memelerin körelmesi, gözde körlük, eklemlerde iltihaplanma ve şişme görülebilir. Ölüm oranı oldukça düşüktür. Hasta hayvanlar ayrılmadığı sürece sürüdeki diğer hayvanlara hastalık yayılır. Hastalığın hafif seyrettiği durumlarda kendiliğinden iyileşme görülebilir.

Tedavi

Hasta hayvanlar ayrılır, tozsuz ve temiz bir yere alınır. Veteriner Hekimin verdiği reçeteye göre hastalık memede ise meme içine geniş etkili antibiyotikler, gözde ise terramisinli göz pomatları kullanılır. Eklem yangılarının tedavisinde geniş etkili antibiyotiklerden yararlanılır. Tedavinin başarılı olabilmesi için erken teşhis ve tedaviye erken başlanılması şarttır.

Korunma ve öneriler

1- Hasta hayvan sürüden ayrılarak, ayrı bir yerde muhafaza edilmeli, sık sık sağılarak meme boşaltılmalıdır. Meme sertleşmiş ise ılık kompreslerle, yumuşatıcı kremlerle meme boşaltılmaya çalışılmalıdır. Daha sonra Veteriner Hekimin tavsiye ettiği ilaçlar kullanılmalıdır.Tedavi esnasında hayvanın sütü tüketime sunulmamalıdır.

2- Mastitisli memeleri emen kuzular da hastalanacağından, mastitisli koyunların yavrularını ayırıp suni olarak beslemelidir.

3- Tedavisi uzayarak ekonomik olarak değerini aşan durumlarda koyunlar kasaba sevk edilmelidir.

4- Ağıl ve ahırların zemini kuru, havalandırılabilir olmalı ve zemin akıntı için eğimli olmalıdır.

5- Koyun ve keçiler, ineklerle birlikte tutulmamalı ve inekleri sağan şahıs tarafından sağılmamalıdırlar.

6- Sağımcıların tırnakları kesilmiş, elleri her sağımdan önce iyice sabunlanmış olmalı, sağım kapları temiz ve yıkanmış olmalıdır.

7- Koyun ve keçiler süt kesen hastalığına karşı aşılanmalıdır.

Bir önceki yazımız olan Koyunlarda ŞARBON (Dalak, Kara çıban, Kabarcık, Kasap çıbanı) başlıklı makalemizde (Dalak, ARBON ve çıban hakkında bilgiler verilmektedir.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Yumurta omega 3 kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.

Published

on

Yumurta omega 3 kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.


OMEGA 3 YUMURTA YARARLARI
*Omega yağlarının dengeli alımı vücudu pek çok hastalıklardan koruyor.
*Kalp hastalıklarına karşı koruyor
*Kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.
*Düşük kolesterol seviyesini normal değere çıkartıyor.
*Kalp krizinde etken bir rol oynayan trigliserid seviyesini azaltıyor.
*Kanın akışkanlığını sağlayarak, kalp tarafından kolayca pompalanmasına yardımcı oluyor.
*Böylece damar tıkanıklığı (tromboz) ya da damarlara yağ birikimini (arterioskelerosis) önlüyor.
*Kalp krizi riskini en aza indirgiyor.
*Kalp hastalıklarının bir sebebi de ırsidir. Bu nedenle ailesinde kalp hastalığı olanların küçük yaşlardan itibaren dengeli omega yağı almaları ileriki yaşlarda kalp riskini azaltabiliyor.
Kansere karşı etkili
Vücudumuzda bulunan kötü huylu hücreleri baskı altında tutabilmek ve yok edebilmek için bağışıklık sistemi omega yağlarından güç alıyor. Yapılan araştırmalarda göğüs, prostat ve kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünde omega yağ asitlerinin yararlı olduğu gözlendi.
Kangreni önlüyor
Kanı inceltip damarları koruyor ve pıhtılaşmayı önlüyor. Kanın tüm vücutta dolaşmasını sağlayarak parmak ucu hissizleşmesini, el ve ayak parmaklarının dolaşıma bağlı üşümesini önlüyor veya azaltıyor.
Diyabeti geciktiriyor
Yapılan son araştırmalar balıkta bulunan Omega-3 yağ asitlerinin insülinin işlevini artırarak ve diyabette özellikle de tip II diyabetlilerde hastalığı geciktirdiği ortaya çıktı.
Yaşlanmayı durduruyor
Omega yağ asitleri serbest radikallere karşı savaşarak cilt hücrelerinin yaşlanmasını engelliyor. Hücreleri yenileyip cildi güzelleştiriyor.
Migrene iyi geliyor
Kanın beyin damarlarında rahatça dolaşmasını sağlayarak migren tipi ağrıları önlüyor.
İltihabi hastalıkları önlüyor
Güçlü bir bağışıklık sistemi için omega yağları çok önemli. Başta gribal enfeksiyonlar olmak üzere, sedef, romatoit artartrit, astım ve alerji gibi hastalıkların tedavisinde önemli rol oynuyor.


 

 

Bir önceki yazımız olan Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril başlıklı makalemizde BAYTRİL :, da ve İçin hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril

Published

on

Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril

BAYTRİL

Çoğu genel bakterisel ve nefes yolu problemlerini tedavi için kullanılır.
İçme suyunda salmadaki bütün kuşların tedavisi yöntemi tercih edilir.

1 litre içme suyuna 2 cc ilaç karıştırılarak 10 gün süresiyle verilir.
Bazen bu ilaçtan tedavi ettiği bilinen hastalıklara karşı verim alamama sorunu olabilir.
Bu ilacın dünya çapında uzun süredir kullanılmasının yanına kuşçuların tavsiye edilen ölçülerden az veya çok kullanması ve çoğu zaman 10 gün süresinden önce kuşlardaki belirtiler ortadan kalkar kalkmaz ilacı kesmesi eklenince ilacın tedavi etmesi gereken bir çok bakteri bağımsızlık kazanmıştır.
NOT: Baytril'i salmanızda yumurtlamak üzere olan kuşlar veya 21 günlükten küçük yavrular olduğunda kullanmayınız. Yavrularda sakatlıklara neden olduğu bilinmektedir.

Bir önceki yazımız olan Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri başlıklı makalemizde Besin, Gereksinmeleri ve Kuzuların hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri

Published

on

Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri

Kuzuların besin madde gereksinmeleri her ne olursa olsun bu gereksinmeler iki ana başlık altında incelenir. Bunlardan ilki yaşama payı gereksinmesidir ve hayvanın hiç bir verim vermeden, yaşamını devam ettirecek yemi alması, vücut sıcaklığını sabit tutması, sindirim salgılarının boşaltımı ve dolaşım gibi sistemlerin çalışması için gerekli besin maddelerine tekabül eder. İkincisi ise hayvandan elde edilen ürünlerin yapısında bulunan besin maddeleridir ki, bu da verim payı gereksinmeleri olarak tanımlanır. Bu, kuzu için canlı ağırlık artışının kompozisyonunda mevcut olan besin maddeleridir.
Et sanayi için kuzu karkası üreten besiciler uygun karkas kalitesini dikkate almak zorundadırlar. Her ne kadar ülkemizde karkas kalitesi üzerinden fiyat verilmese de tüketici bilincindeki artmaya bağlı olarak bu konunun önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağı akıldan uzak tutulmamalıdır. Kaliteli bir karkas için sırt yağ kalınlığının 3-6 mm ve böbrek leğen yağı oranının da %3.5 dan azolması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Besici üreteceği ürün tipine (veya besi şekline) karar verdikten sonra bu son ürünü elde etmek için nasıl bir besleme yapması gerektiğine karar vermelidir. Ancak, kesim için beslenen kuzularda ırk, yaş, cinsiyet, kesim ağırlığı gibi birçok konuda büyük varyasyonlar olması bu konuyu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Bununla birlikte bununla ilgili en önemli husus kuzuların besin madde gereksinmelerinin bilinmesidir. Kuzular fonksiyonel olmayan rumenle doğarlar. Bu nedenle süt veya süt ikame yemi ile sağlanacak besin maddelerine gereksinme duyarlar. Eğer kuzulara doğumdan hemen sonra katı yemler verilmeye başlanırsa rumen fonksiyonları 2. haftadan sonra görülmeye başlayabilir. Katı yem verilmeye kesintisiz olarak devam edilirse 6-8 hafta sonra hayvan selülozlu materyalleri sindiren, protein sentezleyen bir rumen mikroflorasına ve tamamen fonksiyonel bir rumene sahip olabilir.

Bir önceki yazımız olan Kuzular da Mineral ve Vitamin Gereksinmeleri Ca ve P başlıklı makalemizde (Ca, (P. ve da hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular