Connect with us

BUDAMA

Eğitim ve Budama Meyve Ağaçları

Published

on

Eğitim ve Budama Meyve Ağaçları

Hızlı Gerçekler …

  • Uygun budama sağlıklı, güçlü meyve ağaçları sağlamada önemli bir adımdır.
  • Genç daha sonra sorunları önlemek için ise meyve ağaçları yetiştirmek.
  • Yanlış budama veya ihmal ağaçları meyve yükler ve fırtınaların hastalık organizmalar ve kırılmaya daha tabidir.
  • Sadece tomurcuk aradan önce geç kış veya erken ilkbaharda budamak.
  • Yara örtüleri budama hiçbir yararı vardır ve hatta hastalık organizmaları liman olabilir.
Şekil 1: Genç kırbaç ilk yılının sonunda (sağ) şubeleri (solda) ve büyüme yanıtı zorlamak için en iyi kesim yerini gösteren.

Doğru budama yoluyla uygun eğitim, sağlıklı, güçlü bir meyve ağacı için önemlidir. Bir ağaç düzgün genç bir bitki eğitilmiş ise bu çağına ulaştığında, yalnızca ılımlı yıllık budama ihtiyacı vardır.

Ihmal edilen genç ağaçlar sonra büyük dalların çıkarılmasını gerektirir. Bu bulaşıcı hastalık organizmalar için ağacı açılır. İhmal ağaçlar da düzgün eğitimli ağaçlar daha meyve yükü ve fırtına kırılması daha fazla zarar.

Budama iyi ihtimalle sadece tomurcuk aradan önce geç kış veya erken ilkbaharda yapılır. Ara sıra yaz ve sonbahar budama gerekli olabilir, ama minimumda tutun.Hastalık yapan organizmalar budama yaraları işgalci iyi şansı varken geç ilkbahar ve erken yaz aylarında budama kaçının.

Genç Ağacı Eğitim

Meyve ağaçları genellikle çıplak kök kamçı olarak veya kap-yetiştirilen boyutlarda paketlenmiş ve olarak elde edilir. Çıplak köklü kamçılar az veya hiç dalları olabilir.Dikim ardından, yaklaşık 1/4 inç, yaklaşık 30-36 santim toprak hattı (bkz. Şekil 1) üzerinde bulunan bir tomurcuk üzerinde kırbaç üst kaldırmak. Bu dallanma neden olur.

Konteyner yetişen ağaçlar genellikle olduğu gibi dalları, zaten varsa, kaldırmak sadece ağaç kuruluncaya kadar ölü, kırık veya müdahale dalları. Sağ Ekimden sonra ağaca uzuv günaha kaçının. Bu gıda üretimi için yaprakları sağlamak için ilk yıl mümkün olduğunca sağlıklı büyümesini bırakmak önemlidir. Bu kök kurulması için gereklidir.

İkinci yıl, yukarı iyi aralıklı ve bitki aşağı olan şube seçiniz ve bu bırakın. Birbirleri ile müdahale, özellikle diğer tüm dalları kaldırmak, yakın aynı noktaya gövde ortaya çıkar, ya da akut, dik crotches var. Bu son ağaç (bkz. Şekil 2) büyüdükçe "yer kabuğu" geliştirmek eğilimindedir. Böyle dalları zayıf ve ağır meyve yükler veya karların altında başarısız olur.

Daha sonraki yıllarda, ek güçlü dalları seçin ve zayıf ve müdahale olanları kaldırın. Ayrıca daha önce bırakılan bazı alt dalları kaldırmak için gerekli olabilir.

Herhangi bir şube çıkarırken, büyük veya küçük, taslakları ve gövde yakın kesim kaçının. Bir kural olarak, (2 daire insert Şekil) şube kasık bulunan bir kabuk sırt arayın. Ayrıca çoğu şube kendi üssünde hafif bir şişlik veya "yaka" olduğunu göreceksiniz. O ağaçta doğal bir koruma ya da sınır yok çünkü bu içine kesme kaçının.

Şekil 2: Kuru Erik müdahale, zayıf ya da kalabalık dalları. Siyah kaynaklanıyor (sol) kaldırılacak olanlardır.Dal kabuğu sırt ve yaka (daire insert) dışında kesim yapmak.
Şekil 3: Büyük bacaklarda üç aşamalı budama yöntemini kullanın. 1) Undercut kabuk soyma önlemek için. 2) ekstremitenin en çıkarın. 3) Şube kabuğu sırt ve yaka dışında kesim yapmak, saplama çıkarın.

Eğer mümkünse, (genç kamçı hariç) üstleri geri kesme kaçının. Bu kaynaklanıyor (gövdelerine) içine keser ve enfeksiyona ağacı açılır.

Yaşlı Ağaçlar Budama

Gerektiğinden daha fazla budama kaçının. Bazı budama kitaplar, genç, üretken ahşap uyarmak için yaşlı ağaçlara "tepesi" çağırıyorum. Bu uygulama, ancak, zayıf sürgünlerin gelişimine yol açar değil, ama her zaman çok sayıda hastalık ve odun çürüyen organizmalar için bir ağaç açar. Böyle şeftali ortak Cytospora, ve örneğin elma ve armut ateş yanıklığı gibi bakteriyel hastalıklar, gibi pamukçuk hastalıklar, gereksiz ve yanlış budama yoluyla sürdürülüyor.

Dalları (asla üstleri veya şube ipuçları) zaman zaman inceltme gerekli olabilir. Şube düştüğünde bark-sıyırma önlemek için alttan kesme büyük dalları. Sonra bir kesim ile şube ağırlığının en çıkarmak dışında bir çentik.

(Bkz. Şekil 3) saplama kaldırmak için şube kabuğu sırt ve yaka dışında üçüncü bir kesim olun. hizada kesim yapmayın yanlış yıllardır tarif edildiği gibi,. ABD Orman Hizmetleri Dr Alex Shigo hizada keser ve böylece enfeksiyona ağacı açarak, ağaca bir doğal sınırı kaldırmak olduğunu keşfetti.

Yara Pansuman

Bir budama kesim soyunma bir yara uygulamak için cazip olduğunu.Bu asırlık uygulama, ancak, ağaca hiçbir fayda ve hatta hastalık organizmalar liman çeşitli araştırma bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.

Yara örtüleri maruz yara gizlemek veya kamufle etmek için, estetik bazen arzu edilir. Bu durumda, Bahçe merkezlerinde mevcut aerosol kutular malzemenin türünü kullanın. Ince bir kat uygulayın. Onun rengini değiştirerek ama kalın, siyah bir filmi oluşturan değil, ancak kat yara olmamalıdır.

Bir önceki yazımız olan Çeliklerde Köklenme Ortamı başlıklı makalemizde Çeliklerde ve Köklenme hakkında bilgiler verilmektedir.

BUDAMA

Çeliklerde Köklenme Ortamı

Published

on

Çeliklerde Köklenme Ortamı

Çeliklerin dikildiği köklendirme ortamlarının üç görevi vardır:
1- Köklenme süresince çelikleri yerlerinde tutmak
2- Çeliklere su temin etmek
3- Çeliklerin tabanına hava temin etmek
İdeal bir köklendirme ortamı, havalanmayı sağlayacak poroziteye ve yüksek su tutma kapasitesine sahip, aynı zamanda süzek olmalıdır. Bunun yanında nazik kökler ve tamamen odunlaşmamış çeliklerin yetiştirildiği ortamlar, mantar ve bakterilerden arındırılmış olmalıdır.
Köklendirme Yerlerinin Hazırlanması
Sera ve soğuk camekânlarda köklendirmeler yastıklarda veya tezgâhlarda var olan köklendirme ortamında yapıldığı gibi hareketli bir ortam oluşturan tahta kasalarda da yapılabilir. Kasalar 15–20 cm derinlikte ve kolay taşınabilir ebatlarda olmalı ve altlarında drenaj delikleri bulunmalıdır. Bu kasalara çelikler dikilmeden önce uygun köklendirme ortamları konur ve nemlendirilerek düzgün bir tahta ile tesviye edilerek hafifçe bastırılır.
Köklendirme Materyalleri
Genel olarak çeliklerin köklendirilmesinde ortam, özellikle köklenmesi zor olan türlerin çeliklerinde büyük önem taşır. Köklendirme ortamı bu türlerde yalnız köklenen çeliklerin yüzde miktarına değil, aynı zamanda oluşan kök sisteminin tipi de etkili olur. Ancak çok kolay köklenen türlerde köklendirme ortamı fazla önemli değildir. Çünkü çelikler zaten kolay kök oluşturma eğiliminde olduklarından bulundukları tüm ortamlarda rahatlıkla köklerini oluşturabilirler. Köklendirme ortamı olarak toprak, kum, yosun, perlit veya vermikülit, su kullanılmaktadır. Son zamanlarda nem oranı yüzde yüz olan neme doyurulmuş havada da köklendirme bazı türlerin çeliklerinde başarılı sonuçlar vermiştir.
Toprak, kışın yapraklarını döken bitkilerin odun çelikleri ve kök çelikleri için yeterlidir. Ancak toprak ortamı içinde balçıklı kum toprakları daha iyi ve yüksek köklendirme oranı sağlar. Ayrıca köklenen çeliklerin böyle bir ortamdan sökümleri daha kolay olur. Hatta toprak ortamına iki kısım kum karıştırılarak elde edilen karışım ortamlarında krizantem ve sardunyalar doğrudan saksıya dikilerek kolayca köklenmeleri de mümkündür.
Saf olarak kumdan hazırlanan köklendirme ortamları, çeliklerin köklenmesinde büyük ölçüde başarıyla kullanılabilmektedir. Özellikle porsuk, ardıç ve mazı gibi her dem yeşil türlerde en uygun köklendirme ortamı kumdur. Ancak nemli tutulması için sürekli olarak sulanması gerekir. Eğer sterilize edilmediyse diğer ortamlarda olduğu gibi kumda köklendirme ortamı olarak tekrar kullanılmamalıdır. Yosun kullanılan köklendirme ortamlarında, yosun kumun aksine ortamın su tutma kapasitesini artırır. Çeşitli oranlarla kumla yosunlar karıştırılırsa en iyi köklendirme ortamı sağlanır( 2/3 kum + 1/3 yosun veya ¼ yosun gibi ). Ancak fazla yosun köklenme sırasında çürümelere neden olabileceğinden daima ölçülü olarak kullanılmalıdır. Perlit ve vermikülit gibi ortamlarda türlere göre değişik şekillerde kullanılarak nem tutma ve iyi havalanmayı sağladığından köklenmeyi başarılı kılar. Bunların kumla karışımları da köklenme ortamı olarak önerilebilir. Su da sürekli olarak oksijence zenginleştirilmesi durumunda iyi bir köklenme ortamı olabilir. Eğer köklenme alt uca değil de çeliğin su yüzeyine yakın kısmında meydana gelirse bu suda oksijen yetersizliği olduğunu gösterir. Bunun içinde köklenme suyunun sık sık değiştirilmesi gerekir. Cezayir menekşesi, karanfil örnek olarak verilebilir.
Çeliklerin Dikimi
Çelikler hazırlandıktan sonra mümkün olduğu kadar çabuk yerlerine dikilmelidir. Çelik almadan dikilmelerine kadar geçen süre içerisinde çeliklerin kurumasını ve susuz kalmalarını önlemek çok önemlidir. Bunun içinde çelikler yerlerine dikilinceye kadar nemli çuvalla örtülür, fazla derin olmayan kutu veya kasalara konularak uygun bir yerde muhafaza edilmelidir. Köklendirme ortamının üzerine bunun genişliğince kesilmiş ensiz, dar bir tahta kasanın genişliği doğrultusunda uzatılması çeliklerin düzgün dikilmesi açısından önemlidir. Düz geniş ağızlı bir bıçakla bu tahtanın boyunca köklendirme ortamına doğru derin bir çizgi çizilir. Daha sonra çelikler yaprakları birbirine hemen hemen değecek şekilde ara bırakılarak açılan bu çizgiler üzerine dikilmelidir. Sık dikimin köklenme üzerine olumsuz etkisi olmaktadır. Sık dikim hâlinde bitkiler arasında hava boşluğu kalmayacağından çürümelere neden olabilir. Seyrek dikimlerde ise metrekareye dikilmesi gereken çelik sayısı azalır ve yer kaybına neden olur. Bunun için bitki yaprakları hafif şekilde birbirine değecek gibi dikim yapılmalıdır. Bir sıranın dikimi bittikten sonra köklendirme ortamı dikim tahtası ile hafifçe bastırılır. Sonra tahta kaldırılarak dikilen sıranın diğer tarafına konur ve dikim bitene kadar bu şekilde devam eder. Her seferinde çeliklerin dibindeki köklendirme ortamı, dikim tahtası ile bastırılarak sıkılaştırılır. Eğer ortamda vermikülit kullanılmışsa bunun yapısı ıslak olduğu için bastırıldığı zaman bozulacağından sıkıştırma çok hafif olarak yapılmalıdır. Köklendirme ortamının tamamına çelikler dikildikten sonra sulanmalıdır. Sulama işlemi düşük basınçlı bir yağmurlama başlığı ile yapılabilir. Yapılan bu sulama çeliklerin dibindeki köklendirme ortamının tamamen oturmasını ve çelikle temas etmesini sağlar. Sulama yapılmazsa çelikler köklendirme ortamında açılan deliklerde boşlukta kalır.
Çeliklerin Bakımı
Dışarıda arazide çoğaltılan adi, odun veya kök çeliklerine uygun bir toprak nemini sağlamak, yabancı otlarla, hastalık – zararlılarla savaş gibi bakım işlemleri uygulanır. Fidanlık, büyük ağaçlarla, gölgelenmeyen tam güneşli bir yere kurulursa birçok türlerle iyi sonuçların elde edilmesi olasıdır. Nemi yüksek yerlerde köklendirilecek olan yapraklı yumuşak odun çelikleri, yarı odunlaşmış dal çelikleri, yaprak göz ya da yaprak çelikleri tüm köklenme süresince bakım isterler. Köklenme süresince sıcaklığın dikkatli şekilde kontrol edilmesi gerekir. Çelikler kısa süre de olsa solma göstermemelidir. Cam kapaklı çerçeveler birkaç saat için bile güneş ışınlarına maruz kalsa içinde bulunan çeliklere çok yüksek ve zararlı sıcaklık etkileri yapar. Bunun için böyle yerler, bez, perde, badana veya ışık şiddetini azaltıcı yöntemlerle sürekli olarak korunmalıdır. Eğer köklendirme ortamının zemin kısmı ısıtılıyorsa termometreler çeliklerin dip uçlarıyla aynı seviyeye yerleştirilmeli ve sıcaklık özellikle ilk günlerde sık sık kontrol edilmelidir. Çeliklerin dip ucundaki sıcaklığın 18-21 0C olması istenir. Köklendirme ortamında çok kısa süreli bile olsa sıcaklık değişimleri çeliklerin ölmesine sebep olabilir. Yapraklı çeliklerin köklendirilmesinde nemin mümkün olduğu kadar yüksek olması gerekir. Özellikle sıcak havalarda püskürtücü ile su püskürtülmesi uygundur. Büyük ölçüde köklendirme yapılan seralarda otomatik sisleme uygulamasının yapılması daha uygundur. Nem yapraklarda belirli bir solgunluk meydana getirecek ölçüde düşer ve bu durum bir süre devam ederse çelikler zarar görür ve köklenme görülmeyebilir. Bunun içinde köklenme süresince neme dikkat edilmelidir. Çeliklerin köklenmesi için en uygun nispi nem oranı %90–95 arasındadır. Kökler oluşmaya başlarken köklendirme yastıklarında yüksek nem önemli ise fazla suyun akıp gidebilmesi, köklendirme ortamının fazla ıslanmaması ve su birikmesine neden olmaması için uygun bir drenajın yapılmış olması zorunludur. Pit veya spagnum yosunu köklendirme ortamında kullanıldığı zaman, bunların çok fazla derece de ıslak olmamasına dikkat etmek gerekir.
ÇELİKLERDE KÖKLENMEYİ ETKİLEYEN ÇEVRE KOŞULLARI
Sıcaklık
Çelik yastıklarında gündüz sıcaklıklarının 21–27 0C, gece sıcaklığının ise 16–21 0C olması iyi bir köklenme için istenen sıcaklıklardır. Aşırı derecede yüksek sıcaklıklardan kaçınılmalıdır. Çünkü bu sıcaklıklar tomurcukların köklenme olmadan çiçek açmasına sebep olurlar. Bu yüzden de yapraklardan kaybolan su miktarı artar. Adventif köklerin meydana gelmesini sıcaklık olayı düzenler. Bu arada dikkat edilmesi gereken köklenmenin sürgün oluşumundan önce olmasını sağlamaktır. Çelik yastıklarının alttan ısıtılmasıyla çeliklerin dip kısmındaki sıcaklığın tomurcukları içeren üst kısımdan daha yüksek olması sağlanmalıdır. Bunun için köklendirme yastıklarının dış ortamı ısıtılmazken alttan ısıtma yapılması gerekir. Böylece kökler tomurcuklar açmadan oluşabilecektir. Çeliklerin alt kısımlarındaki sıcaklığı 21 0C de sabit tutan termostat ve kontrollü ekipmanların kullanılması köklenmenin artmasını sağlar.
Işık
Çeliklerde köklenme üzerine ışığın etkisi köklenecek çeliklerin çeşidine göre değişir. Yapraklı çeliklerin köklerin oluşabilmesi için ışık altında olması gerekir.
Oksinlerin köklenmeyi teşvik ettiğini daha önce öğrenmiştik. Kök oluşumunu teşvik eden oksinlerin yapılması için de ışığa gerek vardır. Eğer oksin ihtiyacı dışardan karşılanırsa ışığın varlığı köklenme üzerine engelleyici etki yapar. Daha önceden bünyelerinde yapılmış olan oksini depolayan, kışın yaprağını döken ağaçların odun çeliklerinde kökler, en iyi karanlıkta oluşmaktadır. Bununla birlikte bünyelerinde az veya hiç oksin ve karbonhidrat depolamamış olan küçük yapraklı çeliklerin besin maddesi ve oksin yapabilmek için ışığa ihtiyacı vardır.
Nem
Çelik üzerinde yaprakların bulunması köklenme için kuvvetli bir uyarıcıdır. Yapraklar yoluyla kaybedilen su, çeliklerdeki su miktarından daha fazla olması hâlinde çeliklerde ölmeler meydana gelebilir. Çeliklerde yapraklara kökler vasıtasıyla yapılan su temini durmuştur. Fakat bu durumda bile yaprak terleme yapma yeteneğini kaybetmemiştir. Çabuk köklenen türlerde köklerin kısa sürede oluşması terleme ile harcanan suyun karşılanmasını mümkün kılar. Fakat köklenmesi uzun süren türlerde yapraklardaki terlemenin köklenme oluncaya kadar çelikleri canlı tutacak düzeyde olması gerekir.
Çeliklerin üzerindeki yaprakların terlemesini en aza indirmek için yaprakları saran hava buhar basıncının, yaprak hücreleri arasındaki boşluklarda bulunan suyun buhar basıncına mümkün olduğu kadar eşit olması gerekir. Seralardaki çelikler için, sera duvar ve tabanının yağmurlama ile sık sık sulanması sera içindeki nemin uzun süre korunmasını sağlayabilir. Sera ve diğer kapalı yerlerde kullanılmak üzere yapılmış ve suyu buhar hâlinde havaya dağıtan otomatik cihazlar da vardır.
Sisleme
Sisleme ile püskürtmeler yaprak üzerinde ince bir su tabakasının oluşmasına sebep olmaktadır. Bu olayda sadece yaprağı çevreleyen havanın buhar basıncının yükselmesini sağlamayıp aynı zamanda hava ve toprak sıcaklığını da azaltmaktadır. Bütün bunlar terleme hızını azaltan faktörlerdir. Nemlendirme ve sisleme arasındaki farkın belirtilmesi gerekir. Yalnız bağıl nemi artıran sistemlerde, yaprakları çevreleyen havadaki suyun basıncı artar. Sisleme altında da aynı durum devam eder. Fakat yaprağın kendisi çok ince bir su tabakası ile kaplandığından yaprağın sıcaklığı azalır. Böylece yaprak içindeki suyun buhar basıncı ile birlikte terleme hızı da düşer. Sisleme altındaki uygun koşullar, büyüme ve yapraklı çeliklerin köklenmesinde uygundur. Terleme düşük bir seviyeye indirilir, fakat ışık şiddeti yüksek tutulur. Bitkide fotosentez tam olarak meydana gelmeye başlar. Köklenme ortamında bulunan tüm çeliklerin sıcaklığı da nispeten düşmüştür. Bu yüzden de solunum hızı da düşmüştür. Diğer yandan kapalı çoğaltma yastıklarında sıcaklık devamlı olarak arttığından havalanma ve gölgeleme zorunludur. Aksi hâlde çelikler yanabilir.
Sisleme sisteminde köklendirilecek yeşil çelikler, köklenme için en uygun bulundukları büyüme mevsiminin başında alınmalıdır. Yeşil çeliklerin köklendirilmesi normal koşullar altında yapılırsa bu odunlaşmamış gevşek çeliklerin soldurulmadan korunması zor olur. Bununla beraber bazı bitkilerin çok taze sürgünlerinden alınan çelikler, sisleme altında bile yaşayamazlar.
Havalandırma
Köklendirme ortamında bulunan yeşil çeliklerde solunum olayı devam eder. Bu da zamanla ortamda karbondioksit birikmesine neden olur. Ortamda bulunan fazla karbondioksitin bulunması köklenme üzerine olumsuz etki yapar. Çünkü çelikler fotosentez yapabilmek için ortamda oksijene ihtiyaç duyarlar. Bunun içinde günün belirli saatlerinde köklendirme ortamları havalandırılmalı ve temiz havanın içeri girmesi sağlanmalıdır.
Aynı zamanda ortamın havalandırılması sıcaklığın düşmesini de sağlayacaktır.
İlaçlama
Köklendirme yastıklarının hastalık ve zararlılardan korunması zorunludur. Kuruduğu kesin olarak görülen çelikler ve dökülen yapraklar toplanıp atılmalıdır. Yapraklarda çürüklük meydana getiren organizmalarla bulaşma olabileceğinden çeliklerin dikilmeden önce bir fungusit çözeltisine batırılması fayda sağlayabilir. Köklendirme yastığının tamamı çelikler dikildikten bir süre sonra başlamak ve köklendirme süresince devam etmek üzere belirli aralılarla herhangi bir fungusit ile ilaçlanırsa mantari hastalılara karşı oldukça iyi bir mücadele yapılmış olur. İlaçlama süresi 2–3 haftada bir olabilir. Bu organizmalar ışık şiddeti düşük, nemi yüksek olan kapalı köklendirme ortamlarında çoğalmaları için uygun ortamlar bulabilir. Eğer yaprakları üzerinde kırmızı örümcek, yaprak biti ve unlu bit gibi böcekler görülürse insektisitlerden biri ile mücadele edilebilir. Çeliklere uygulanacak ilaçlamalar sabah serin saatlerde veya akşam üzeri serin saatlerde olmalıdır.
ÇELİKLERDE SÖKÜM VE SÖKÜM SONRASI İŞLEMLER
Odun Çeliklerinde
Fidanlıklarda köklendirilen odun çelikleri çoğunlukla yapraklarını döktükten sonra kış dinlenme periyodu boyunca sökülürler. Hızlı gelişen türlerin çelikleri büyüme mevsiminin sonunda sökülebilecek büyüklüğe gelirler. Ağır gelişen türlerin çeliklerinin şaşırtmaya elverişli büyüklüğe gelmeleri için 2 hatta 3 yıllık bir zamana ihtiyaç vardır.
Çeliklerin sökümleri serin, bulutlu, rüzgârsız günlerde yapılmalıdır. Mümkünse toprağın özellikle killi toprakların, ıslak olduğu zaman söküm işi yapılmamalıdır. Bitkiler söküldükten sonra kökleri üzerindeki toprağın büyük kısmı kolaylıkla dökülebilmelidir. Bitkiler söküldükten sonra hemen bir yerde hendeklenmeli veya sürekli kalacakları yerlere dikilmelidir. Hendekleme, kışın yaprağını döken fidanlık bitkilerinin çıplak kökleriyle bir grup hâlinde ve kökler toprak içine girecek şekilde çukurlara yerleştirilmesi işlemidir. Bu yöntem sürekli yerlerine dikilinceye kadar genç bitkileri muhafaza etmek için geçici bir tedbirdir. Ticari fidanlıklar çok sayıda yaprağını döken bitkileri, serin ve karanlık odalarda koruma da kullanılan nemli materyaller içinde birkaç ay muhafaza edebilirler. Uzun süre korunmak istenen fidanların 0 oC- 2 oC’de soğuk koşullarda tutulmaları gerekir.
Fidanlıklarda yalnız birkaç bitki sökülecekse bunlar kürekle çıkartılır. Fakat çok sayıda fidan sökülecekse genel olarak bitkilerin toprak altında köklerini kesen bazı mekanik sökücüler kullanılır. Bu sökücüler fidanların bulunduğu toprağın 30–60 cm altında kökleri baştan sona kadar keserek hareket eden keskin U şeklinde bıçaklardır. Bazen kesici bıçağın arka tarafında bıçakla birlikte hareket eden ve ona bağlı yatık bir başka bıçak bulunur. Bu bıçak sayesinde bitki kökleri yukarı doğru kaldırılır ve el ile sökülebilir hâle gelir. Her dem yeşil bitkiler, çok küçük olmadıklarında yapraklarını döken bitkiler gibi çıplak köklü şekilde başarılı olarak sökülemezler. Her dem yeşil bitkilerde yaprakların bulunması, köklerin sürekli olarak toprakla temasta olmasını gerektirir. Bu nedenle geniş ve iğne yapraklı, her dem yeşil ve bazen de yaprağını döken türler ya saksılarda yetiştirilirler ya da etraflarına bir hendek kazarak topraklarıyla çıkarılır. Çıkarılan bu kökler topraklarıyla bir çuval parçasına sarılırlar. İçerisinde köklerin bulunduğu toprak bir top hâlini alacak şekilde alt ve üst kısımlarından inceltilir. Toprağın tavında olması rahat söküm için önemlidir. Tavsız toprak dökülerek köklerin ortaya çıkmasına neden olacağından istenmez. Bitki köklerinin içinde bulunduğu toprak kare şeklinde kesilmiş bir çuval parçası üzerine konur, çuval sıkıca sarılır. Bu işlem iyi bir şekilde yapılırsa toprak köklere sıkıca tutunur ve bitki uzak yerlere bile güvenli şekilde götürülebilir.
Yumuşak-Yarı Odun; Yaprak-Yaprak Göz Çelikleri
Yapraklı ve yüksek nemde köklendirilmiş çelikler köklendirme ortamından çıkarıldıktan sonra özen isterler. Köklenme başladıktan sonra nem azaltılmalı ve köklenme yastığı havalandırılmalıdır. Çelikler ikinci derecedeki kökler ile ana köklerin oluşumundan hemen sonra sökülmeye başlanır. Çabuk köklenen çeliklerin söküldükleri ve saksılara dikildikten sonra öldüğü görülmüştür. Bu sakınca bazı durumlarda çelikleri köklendirme yastığında uzun süre tutmakla ortadan kaldırılabilir. Bu süre içinde ilk oluşan ana kökler dallanır ve üzerinde emici tüyler bulunan yan kökleri oluşturur. Böylece köklenme ortamı köklerin etrafına bir top teşkil edecek şekilde yapışmış olur. Kullanılan köklenme ortamının çoğu bitki için gerekli olan mineral maddeleri genellikle içermez. Bunun için çeliklerin gelişmeleri, bunların alındıkları zamanda odun dokusunda yapraklarda depo edilmiş besin maddelerin varlığına bağlıdır. Bu besin maddelerin varlığı kök oluşması sırasında çelikleri canlı tutmaya yeter. Bununla beraber bazı türlerin çeliklerini sökümünden 1 gün önce besin çözeltisi içeren su ile sulamak yararlı olur. Herhangi bir sebeple çelikler köklenme ortamında uzun süre tutulacaksa besin çözeltisi ile birkaç kez sulanmalıdır. Çelikler küçük el küreği veya benzeri bir aletle köklerin kırılmamasına dikkat edilerek köklendirme ortamından hafifçe kaldırılarak sökülür. Çeliklerin kütle hâlinde yığılmış köklenme ortamından çıkarılması istenir. Bu işlem pit yosunu, vermikülit gibi maddelerin köklendirme ortamına ilavesi ile sağlanabilir. Köklerin çoğu 2,5–5 cm uzunluğa gelince çelikler saksılara dikilmeye hazır duruma gelmişlerdir. Çelikler iyice köklendikleri zaman tarla şartları çoğu kez dikilmelerine uygun değildir. Bu türlerin köklenmiş çeliklerini polietilen torbalarda soğuk hava depolarında uzun bir süre muhafaza etmek mümkündür. Soğuk hava depolarında sıcaklığın 2 0C- 4 0C’ olması gerekir. Köklenmiş çelikler saksılara dikildikten sonra hemen can suyu verilmelidir. Saksılara dikilen çeliklerin köklenme ortamındaki koşullardan ( sıcaklık, nem, ışık, rüzgâr vb. ) alıştırılarak taşınmaları gerekir. Çelikler sisleme sistemi altında köklendirilmişlerse çok dikkat edilmeli ve kuru atmosfere yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Köklenmiş çelikler güneş gören yerlere konulmadan önce güneşten kısmen korunmalı, soğuk yastık, gölgeleme evi veya benzeri yerlerde bir iki hafta süre ile güneşe alıştırılmalıdır.

Bir önceki yazımız olan Ahudu ve Böğürtlende Geri Ölüm başlıklı makalemizde Ahudu, Böğürtlende ve Geri hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

BUDAMA

Bagcılıkta Budama

Published

on


 Bağ tesisini ne şekilde yapacağımızı ve aşılamanın nasıl olduğunu gördük. Bu dersimizde de bağlarda uygulanan başlıca terbiye sistemlerini ve budamayı öğreneceğiz. Bağlarda uygulayacağımız terbiye şekli ve budama, ürünün miktarını, kalitesini ve maliyetini doğrudan etkilediğinden yanlış yapılması kötü sonuçlar doğurur. Bu nedenle bu konu üzerinde biraz fazla duracağız.

Terbiye şekli yetiştirilen üzüm çeşidinin özelliğine, bağ bölgesinin iklim ve toprak durumuna, mahalli imkanlarına, bağcının bilgisi ve becerisine göre seçilir.

Önce en yaygın olarak uygulanan geleneksel terbiye şekillerinden gobleyi, sonra en çok kullanılan telli terbiye şekillerinden bir kaçını açıklayacağız.

 

4.1. Geleneksel Terbiye sistemleri

 

4.1.1. Goble Terbiye Şekli

Yurdumuz bağlarında en yaygın kullanılan terbiye şeklidir. Tesisi kolay ve ucuzdur. Omcalar 30-100 cm arasında değişen yükseklikte taçlandırılırlar. Gövde üzerinde 3-5 kol ve her kolun ucunda çeşide ve yörelere göre 2-4 göz üzerinden kısa budanan budama çubukları bulunur.

Şekil 23. Goble terbiye şekli verilmiş iki ayrı omca.

İlk tesis yıllarında omca gövdesi kendisini taşıyabilecek kalınlığa gelinceye kadar dibine bir herek dikilir. İznik’te Müşküle üzüm çeşidi bağlarında her kola bir herek dikilir. Sürgünler bağlanmadığında kırılma ihtimali fazladır. Ayrıca taban arazilerdeki böyle terbiye edilmiş bağlarda sık sık don tehlikesiyle karşılaşılır.

Bu sistemde bağlar mekanizasyona imkan vermediğinden toprak işleme, mücadele gibi kültürel işlemler insan gücüyle yapılır.

 

Goble terbiye şeklinden başka ülkemizin değişik yörelerinde rastlanan serpene, ağaca sardırma, herek, Bursa, İznik, Kemalpaşa, çardak gibi geleneksel terbiye şekilleri de vardır.

 

4.2. Telli Terbiye Sistemleri

 

4.2.1. Kordon Terbiye Şekli

Kordon şekli, belirli yükseklikteki gövde üzerinden tele yatırılmış bir veya iki yöne doğru uzanan yaşlı kollar ile bunların üzerinde 20-25 cm aralıklarla teşkil edilmiş ve mahsule budanan başlardan ibarettir.

Bu terbiye sisteminde mahsulün omca üzerinde dağılımı iyi, hastalık ve zararlılar ile mücadele ve toprak işleme ve diğer kültürel işlemlerde mekanizasyon imkanı kolaydır.

Kordon şeklinde omcaların gövde kol ve sürgünlerin desteğini sağlamak için direk ve tellere ihtiyacımız vardır. Kullanılacak direkler ağaç, beton veya demir olabilir.

Sıra üzeri mesafeye bağlı olarak değişmekle birlikte 4-5 omcada bir 2 m boyunda 7-10 cm kalınlığında direkler dikilir. Sıra başları ile gerekirse orta kısımlarında direklerin yıkılmaması için payanda konur. Bu direkler üzerine kolların yatırılacağı yükseklikten tek sıra 1. tel, bunun 35-40 cm yüksekliğinden çift sıra tel ve 2. telin 50-55 cm yukarısından 3 . tel gerilir. Yazlık sürgünler yeterli uzunluğa geldiklerinde çift sıra tel arasına alınarak daha düzgün bir şekilde bulunmaları sağlanmaktadır.

Kordon şekli Cardinal, Alphonse, Müşküle ve Razakı gibi iri salkımlı sofralık üzüm çeşitleri için çok uygundur. Tek kollu ve çift kollu olarak uygulanabildiği gibi gövde yüksekliği ve kollar üzerindeki başlarda yapılan değişik budamalarla Lenz Mozer terbiye şekli ve tek kollu pergole şekli gibi çeşitli adlarla anılan terbiye şekilleri geliştirilmiştir. Bu şekilde kısa budamaya olanak veren kordon terbiye şekli, karışık budamaya uygun hale gelmektedir.

Şekil 24. Kordon terbiye şeklinin oluşturulması

Şekil 25. Kordon terbiye şekli verilmiş bir omca

Ege Bölgesi’nde yetiştirilen ve dip gözleri verimsiz olan çekirdeksiz üzüm veya küçük salkımlı şaraplık ve şıralık çeşitler goble yani kordon şeklinde terbiye edilirse üzüm miktarı düşer. Bu çeşitlerle kurulan bağların uzun karışık budamaya imkan verecek şekilde Guyot şekli, Avustralya sistemi (Telli Goble), çift T sistemi gibi terbiye sistemleriyle terbiye edilmesi gerekmektedir.

4.2.2. Guyot Terbiye Şekli

 

Bu şekli oluşturmak için sıra başındaki omcanın yanına 2-2,10 m uzunlukta payandalı bir direk, daha sonra 6 � 7,5 m de bir olacak şekilde ara direkler dikilir. Sıra sonuna yine payandalı bir direk konur. Direkler dikildikten sonra yerden 60-65 cm yükseklikten 3 mm kalınlığında bir sıra tel, bunun 35-40 cm üzerinden yan yana çift sıra tel, bunların 50 – 55 cm üzerinden yine çift olmak üzere 2 mm kalınlığında 3. sıra tel geçirilir.

Şekil 26. Guyot terbiye şeklinin oluşturulması

Omcaların dibindeki hereğe en yakın olan ve düzgün gelişen bir sürgün hariç diğerleri dibinden temizlenir. Sürgün ilk tel seviyesini 30- 40 cm geçince tel hizasından ucu alınır. Ucu koparılan sürgün üzerinde koltuklar gelişir. Bunlardan telin 15-20 cm altında olanlardan karşılıklı ikisi bırakılır. Diğerleri dibinden çıkarılır. Koltuk sürgünleri 30- 40 cm olunca birisi bir tarafa diğeri öbür tarafa gelecek şekilde birinci tele bağlanır. Kışın bu sürgünler iki göz üzerinden budanır. Üçüncü yıl sonunda omcada ikisi sağda ikisi solda dört sürgün bulunur. Bunlardan uçtakiler 2-9 göz üzerinden, gövdeye yakın olanlar 2 şer göz üzerinden budanır. Uzun budanan sürgünlerden birisi sağa diğeri sola bükülerek uçlardan alt tele bağlanır.

Böylece omcalara çift kollu guyot şekli verilmiş olunur. Eğer tek kollu guyot şekli yapmak istiyorsak çift kol yerine 1 kol teşkil ettirilir.

Şekil 27. Guyot terbiye şekli verilmiş bir omca

 

4.2.3. Avusturalya Terbiye Şekli (Telli Goble )

 

Ege Bölgesi’nde yetiştirilen çekirdeksiz üzüm çeşitleri ve Perlette çeşidine uygun bir sistemdir. Yerden takriben 1,20 m yükseklikten ve birbirinden 60 cm aralıkla paralel geçen iki çubuk yatırma teli (3 mm) bunların 45-50 cm üst ortasından geçen bir sürgün bağlama teli (2 mm) olan bir terbiye şeklidir.

Şekil 28. Avustralya terbiye şekli.

Bu sistemin oluşturulması için 2,20 m boyunda ve dipten itibaren 1-,70 m yükseklikte 65-70 cm uzunluğunda T şeklinde parça bulunan ahşap, beton veya demir direkler kullanılır.

Bağın dikiminden hemen sonra belirtilen direkler sıra başından itibaren 3-4 omca da bir 50 cm’si toprağa girecek biçimde dikilir. Aradaki 3-4 omcanın dibine ise 50 cm si toprağın altında kalmak üzere 1,50-1,70 m uzunluğunda düz herek konulur.

Omcalara Avustralya şeklinin verilebilmesi için aşı yılının sonunda iki göze budanan sürgünler 25-30 cm olunca iyi gelişen bir sürgün seçilerek arkadaki hereğe bağlanır, diğerleri dipten çıkarılır. Sürgün uzunluğu 1,50 m’yi bulunca koltuk gelişimini teşvik etmek ve sürgünün kalınlaşmasını sağlamak için 100-110 cm den tepesi alınır. En üstte gelişen 3-4 koltuk sürgünü hariç alttakiler temizlenir. Bırakılan koltuk sürgünleri geliştikçe tellere bağlanır.

Yıl sonunda kış budamasında bu koltuk sürgünleri dipte 1-2 göz bırakılarak budanır.

Üçüncü yıl baharda çıkan sürgünler tele bağlanır. Üzerinde salkım varsa koparılır, gövdenin alt kısımlarından süren filizler temizlenir. Aynı yıl kış budamasında omca üzerindeki sürgünlerden tele yatırılmaya uygun 2-3’ü 15-18 göz üzerinden, kalanlar 2 gözden budanır. Uzun budananlar taşıma tellerine bağlanırlar. Birkaç yıl içerisinde taşıma tellerine yatırılan sürgün sayısı 4’e çıkarılır. Bunların dibine yakın yerlerde iki göze budanmış 3-4 yedek çubuk bırakılır. Tele yatırılmış olan ürün çubuklarından ve yedeklerden çıkanlar uzayınca ortadan geçen bağlama teline bağlanır.

4.2.4. Çift T Terbiye Şekli

Avustralya sistemine benzemektedir. Bu sistemde Avustralya sisteminde en üstte bulunan bir bağlama teli yerine 1,20 m aralıklı 2 sürgün bağlama teli vardır. Direk üzerindeki 2 çapraz desteğin görünüşü nedeniyle çift T olarak isimlendirilmiştir.

Bu sistemde sürgünler sağa sola açılarak geliştiğinden güneşlenme daha fazla olmakta, sürgün bağlama işçiliği de azalmaktadır.

Şekil 29. Çift T Terbiye Şekli

4.2.5. Büyük T Terbiye Şekli

 

Büyük T terbiye şekli yerden 1,60 m yükseklikte ve 1,20 m aralıklı 2 taşıma teli bulunmaktadır. Bunun için yerden 1,60 m yükseklikte bir direğe ve buna tutturulan 1,20 m uzunluğunda çapraz demir veya ağaç desteğe ihtiyaç vardır. Bu sistemde ayrıca sürgün bağlama teli yoktur. Böylece 15-18 gözden budanmış ve taşıma tellerine yatırılmış ürün çubukları ve yedeklerden çıkan sürgünler geniş bir alana yayılarak güneşlenme ve havalandırılmaları arttırılmıştır. Direk ve çaprazın görünüşü nedeniyle bu şekle Büyük T ismi verilmiştir.

Bu sistemin teşkil edilmesi Avustralya sisteminde olduğu gibidir.

Şekil 30. Büyük T Terbiye Şekli

4.3. Budama

Bağda istenen terbiye şeklini oluşturduktan sonra bu şeklin devamlılığının sağlanması, omcaların iyi gelişmesi, bol kaliteli ürün vermesi ve toprak işleme, hastalıklara karşı mücadele gibi kültürel işlemlerin daha kolay yapılabilmesi için bağları her yıl budamamız gerekmektedir. Budama ile omca üzerinde dengeli dağılım sağlanır.

Budama, kış budaması ve yeşil budama olmak üzere ikiye ayrılır.

4.3.1. Kış Budaması

 

Kış budaması sonbaharda yaprak dökümünden ertesi ilkbaharda gözler uyanıncaya kadar yapılır.

Kışı ılık geçen yörelerde budama erken yapılırsa bağlar daha çabuk uyanacağından mahsul erken olgunlaşır. Kışı sert geçen yörelerde ise Şubat ayındaki soğuk ve donlu havalar geçtikten sonra budamanın yapılması tavsiye olunur.

Ege ve Marmara Bölgelerinde bazı yerlerde bahar işini azaltmak için kışa girerken bağlarda aralama yapılmaktadır.

Kış budaması yaparken bazı kurallar göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar,

1. Budamanın asma üzerinde zayıflatıcı veya gelişmeyi durdurucu etkisi vardır. Sert budama asma kapasitesini azaltır. Çünkü hafif budamaya göre daha az yaprak alanı oluşmaktadır. Yaprak alanının azlığı nedeniyle asma yeterli besin depo edemez.

2. Bağlarda gelişmeyi geriletmeyecek fakat kaliteli ürün alabilecek ölçüde budama yapılmalıdır. Bunu gerçekleştirmenin pratik yolu 1 yıllık sürgünlerin gelişme durumuna bakmaktır. Omcalarda gelişme gerilemişse daha az göz, sürgünler aşırı uzamış kalınlaşmışsa ve gövdeden oburlar çıkmışsa fazla göz bırakılmalıdır.

3. Omcaların şeklinin bozulmaması ve üzerinde mahsulün dengeli dağılması için kalın çubuklar üzerinde incelere göre daha fazla göz bırakılmalıdır.

•  Telli terbiye sistemi uygulanan bağlarda terbiye şekli oluşuncaya kadar ürün

almayı düşünmemeli, bağın ilk ürün yılında ise mahsul seyreltilerek denge sağlanmalıdır.

Şekil 31. Kısa Budama

Şekil 32. Karışık budama

 

Omca üzerinde bırakılan çubukların uzunluklarına göre budama kısa ve karışık olmak üzere ikiye ayrılır. Goble ve kordon şeklinde olduğu gibi çubukların 2-4 gözden budanmasına kısa, Ege Bölgesi çekirdeksiz üzüm bağlarında olduğu gibi bir kısa (2 göz), bir uzun (8-16 göz) budamaya karışık budama denir.

4.3.2. Yeşil Budama

 

Asmaların yapraklı olduğu dönemlerde yapılan budamalara yeşil budama veya yaz budaması denir. Yeşil budama ürün kalitesini artırmak, boyuna büyümeyi engellemek, sürgünlerin odunlaşmasını sağlamak, omcanın iç kısımlarının havalanmasını sağlamak amacıyla yapılır. Yeşil budama filiz alma, koltuk alma, uç alma, salkım seyreltmesi ve yaprak alma şeklinde uygulanır.

 

a) Filiz (Obur) Alma

Omca üzerinde lüzumsuz bulduğumuz yeşil, verimsiz filizlerin koparılması işlemidir. Bu şekilde omcanın geriye kalan verimli sürgünleri daha iyi gelişir. Fazla obur dal oluşumu omcanın sert budandığını ya da gereğinden fazla azotlu gübreleme veya sulama yapıldığını gösterir. Filiz alma, yaz sürgünleri üzerinde salkımlar görülünce yapılmalıdır. Yalnız don tehlikesi olan yerlerde filiz alma bu tehlikeyi atlattıktan sonra yapılmalıdır.

 

b) Koltuk Alma

Ana sürgünün yaprak koltuklarındaki gözlerden oluşan yeni sürgünlerin koparılmasıdır. Dengeli budanmış bağlarda sorun yaratacak kadar koltuklar oluşmaz. Kuvvetli koltuk gelişen bağlarda omcaların havalanmasını temin için zaman zaman koltukların alınması gerekebilir. Bunun dışında işçiliği arttırdığı ve omcanın beslenmesine katkıda bulunduğu için koltuklar bırakılabilir.

 

c) Uç Alma

Gelişme döneminde sürgün ucunun belirli bir kısmının koparılması işlemidir. Terbiye şekillerinin oluşturulması sırasında çok uygulanan bir işlemdir. Rüzgarlı yerlerde sürgünlerin kırılmasını önlemek, hızlı gelişmeyi frenlemek, tane tutumunu arttırmak amacıyla yapılır.

   

d) Salkım Seyreltmesi

Çiçeklenmeden önce salkımların bir kısmının koparılması veya çiçeklenmeden hemen sonra salkımların uçlarının veya bazı çilkimlerinin koparılması işlemidir. Ürün kalitesini artırmak amacıyla sofralık çeşitler için önerilmektedir.

 

e) Yaprak Alma

Güneşlenmenin yeterli olmadığı, sık dikildiği ve hızlı geliştiği için bağların havalanmasının ve hastalık kontrolünün zor olduğu yörelerde salkımların etrafındaki veya omcaların iç kısımlarındaki bazı olgun yaprakların koparılmasıdır.

 

f) Bilezik Alma

Asmanın gövde, kol ve dalları üzerinde 3-4 mm genişliğinde çepeçevre kabuk dokusunun kesilmesidir. Amaç meyve tutumunu artırmak, tanenin irileşmesini sağlamaktır.

Verim çağına gelmiş, terbiye şekilleri oluşturulmuş olan bağlarımızdan düzenli ve kaliteli ürün alabilmemiz için bağların yıllık bakımlarının düzenli olarak yapılması gerekmektedir.

Bağlarda bakım işlerini şu başlıklar altında toplayabiliriz.

1. Bağlarda kış budaması

2. Bağlarda toprak işleme

3. Bağlarda gübreleme

4. Bağlarda sulama

5. Bağlarda yaz budaması

6. Bağlarda mücadele

Kış ve yaz budamalarını önceki derste görmüştük. Mücadeleyi ise ayrı bir ders olarak ileride göreceğiz.

5.1. Bağlarda Toprak İşleme

 

Bağ topraklarını işlememizdeki amaç, yabancı otların yok edilmesi ve bağ toprağının iyi bir şekilde havalanmasının sağlanmasıdır. Yabancı otlar asma için gerekli olan topraktaki besin maddelerini ve suyu sömürdüğü gibi bazı zararlıların da konukçularıdır. Aynı zamanda bağ içinde nispi rutubeti yükselterek mantari hastalıkların bağlarda etkili olmasına neden olur.

Bağ bozumundan sonra bağlarda 20-25 cm derinliğinde bir sonbahar toprak işlemesi yapılmalıdır. Bu işleme ile hasatta çiğnenen toprağın kabartılarak kış yağışlarından azami faydanın sağlanmasına çalışılır. İlkbahardaki toprak işlemesindeki amaç ise yabani otların yok edilmesi ve toprağın kabartılmasıdır.

Genç bağlarda ilkbahar toprak işlemesi ile beraber boğaz köklerinin temizlenmesinde de yarar vardır. Yaz aylarında bağın otlanma durumuna göre birkaç kez çapalama yapılmalıdır.

Bağlarda yabancı otlarla mücadele için hububat tarlalarında olduğu gibi bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Ot öldürücü ilaçların kimyasal yapıları nedeniyle etkileri değişiktir. Bazıları belirli otları öldürüp bir kısmına etkili değildir. Bazı yabancı otlar seneliktir. Ayrık, kanyaş gibi bazıları ise çok seneliktir. Yıllık otlara karşı ilaç atılmadan önce, bağlarda daha tomurcuklar uyanmadan (çoğu yerde Mart sonunda) toprak iyi bir şekilde işlenir ve düzlenir. Sonra toprak üzerine triazinlerden sinazin dekara 1-1.5 kg atılır. Ayrık ve Kanyaşın toprak altında yumruları olduğundan, yukarıda anlatılan ilaçlama bunlar için yeterli olmaz. Ayrık ve Kanyaşı yok etmek için Aminotriazol, Gramaxone, Raundup gibi sistemik etkili ilaçlar ilkbaharda bağda ayrık ve kanyaş görülünce sadece bu otlara ilaç değecek şekilde üzerine atılır. Bu ilaçlar asma yapraklarına da zarar vereceğinden yapraklara hiç değdirilmemelidir.

5.2. Bağlarda Gübreleme

 

Asmanın topraktan kaldırdığı bitki besin maddelerini tekrar toprağa vermeğe gübreleme demekteyiz. Bütün canlılarda olduğu gibi asma da yaşamını sürdürmesi, gelişmesi ve mahsul vermesi için gerekli olan gıda maddelerini ham olarak su ile birlikte topraktan alır. Yıllar geçtikçe toprakta mevcut olan maddeler gittikçe azalacağından yerine yenileri ilave edilmezse gelişme yavaşlar ve mahsul de düşer. İşte bu sebepten bağlarda iyi gelişmeyi sağlamak ve yeterli mahsul alabilmek için topraktan kaldırılan gıda maddelerini yeniden toprağa ilave etmek gereklidir.

Burada şu noktayı belirtmek yararlı olacaktır. Asma kökleri geniş alanlara ve toprakta derinliğine kolayca yayılan özelliğe sahiptir. İlkbaharın başlangıcından sonbahar ortalarına kadar uzun bir süre gelişmesini sürdürür ve bu geniş zaman içerisinde topraktan gıda maddelerini alır. Bu sebeplerden diğer meyve türlerine nazaran daha az verimli topraklarda dahi yetişebilir. Her ne kadar daha geniş adaptasyon kabiliyetine sahipse de topraktan kaldırdığı maddeleri tekrar ilave etmediğimiz takdirde bağda gıda noksanlığından ötürü arazlar görülmeye başlar. Bu nedenle toprakta eksilen maddelerin ilavesi maksadıyla gübreleme yapmak mecburiyeti vardır.

Şekil 33. Bağların gübrelenmesi.

5.2.1. Bağlara Verilecek Gübre Miktarının Tespiti

 

Bağlara verilecek gübre miktarının tespiti çok fazla faktöre bağlı olan ve önceden bazı tahlilleri gerektiren bir işlemdir. Her bölgede hatta her bağda ihtiyaç duyulan mineral ve organik madde miktarını ayrı ayrı tespit etmek, daha sonra gübreleme tatbikatına geçmek en isabetli yoldur. Zira bir gıda maddesinin toprakta azlığı veya fazlalığı diğer gıda maddelerinin bitki tarafından alınmasına da etkili olabilir. Tek yönlü yapılan gübrelemeler bu yüzden bazen faydadan çok zarar verebilir. Kullanılacak gübre miktarı ve cinsini önermeden önce :

1. Bağ toprağının kimyasal analizi;

2. Asmanın gelişme ve mahsuldarlık durumunun incelenmesi,

3. Mukayeseli tarla denemeleri,

4. Yaprak analizleri,

5. Asmanın her yıl topraktan kaldırdığı gıda maddelerinin miktarı ve toprağın bu maddelerce zenginliği gibi unsurların incelenmesi, bunların sonuçlarına göre hareket edilmesi zorunludur. Bu işlemler bütün bağ bölgeleri için yapılarak hangi gıda maddelerinin nerede ve ne miktarda kullanıldığı ve hangilerinin eksik olduğu saptanır. Bugüne kadar yurdumuzda da böyle çalışmalar yapılmış ve bağ bölgelerimiz için gerekli gübre cinsi ve miktarı ile ilgili genel tavsiyeler yapılmıştır. Bu çalışmaların ışığı altında bölgelere göre tavsiye edilen azot, fosfor ve potasyum miktarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

B Ö L G E

Tavsiye Edilen Gübre Miktarı Saf Madde ( Kg./Dekar )

TRAKYA ve MARMARA

( N )

AZOT

( P 2 O 3 )

FOSFOR

( K 2 O )

POTASYUM

Bağ (kuru)

5-7

4-6

4-5

Bağ (sulu)

8-10

5-

5-7

KARADENİZ

Bağ (kuru)

5-6

4-5

4-5

Bağ (sulu)

6-8

4-6

5-7

ORTA ANADOLU

Bağ (kuru)

5-7

4-6

Bağ (sulu)

8-10

5-7

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Bağ (kuru)

5-7

4-6

Bağ (sulu)

8-10

5-7

DOĞU ANADOLU

Bağ (kuru)

5-7

4-6

Bağ (sulu)

6-8

5-7

EGE

Bağ (kuru)

6-8

5-6

Bağ (sulu)

10-12

6-8

5-7

GÖLLER BÖLGESİ

Bağ (kuru)

6-8

5-6

Bağ (sulu)

8-10

5-7

AKDENİZ

Bağ (kuru)

5-7

4-6

4-5

Bağ (sulu)

8-10

5-7

5-7

Çizelge 1. Bölgelere göre tavsiye edilen saf makro element miktarları.

Saf madde olarak verilmiş bulunan bu rakamlar ve piyasada mevcut ticari gübrelerin ihtiva ettiği esas madde göz önünde bulundurularak bağlara verilecek gübre miktarı hesaplanır.

Eğer bağlardaki gıda ihtiyacı çiftlik gübresi kullanılarak giderilecekse (ki çiftlik gübresi toprağı organik maddece zenginleştirir ve yapısını düzeltir), üç yılda bir dekara 3-5 ton yanmış gübre sonbaharda verilmeli ve hemen toprağa karıştırılmalıdır.

5.2.2. Gübrenin Verilme Zamanı

 

Bağlara verilecek ahır gübresi sonbaharda verilmeli ve toprak derince sürülmelidir. Potaslı ve fosforlu gübreler ise yine sonbaharda derine ve sıra arasına verilmelidir.

Azotlu gübrelemede ise; verilecek gübre miktarı en az 2-3 defada vermeliyiz. Gözler uyanmadan önce bir kısmı, ben düşme dönemine kadar ise kalan kısmı verilmelidir. Geç zamanlarda verilecek azotlu gübreler büyümeyi hızlandıracağından sürgünlerin pişkinleşmesini önler ve kışın bağların soğuklardan zarar görmesine neden olur.

5.3. Bağlarda Sulama

 

Yurdumuzda bağların ekseriyeti yamaç arazilerde ve sulama suyunun bulunmadığı yerlerde kurulmuş durumdadır. Birçok yerde sulamaya ihtiyaç bulunsa bile bu mümkün olmadığından birim alandan elde edilen ürün de düşük olmaktadır.

Her ne kadar yıllık yağış toplamı 500 mm civarında olan yerlerde sulanmadan da bağcılık yapılabileceği daha önce bir vesile ile belirtilmişse de Akdeniz gibi yağışın çoğunluğunun sadece kış aylarında düştüğü, ilkbahar ve yazın çok kurak geçtiği yerlerde imkan bulunursa bağların sulanması gereklidir. Özellikle Ege Bölgesi’ndeki taban arazide kurulmuş ve uzun budama uygulanan çekirdeksiz bağlarında iyi ürün alabilmek için bağlar zaman zaman sulanmalıdır.

Asmanın kökleri, derin ve gevşek topraklarda 4-6 m derinliğe kadar gitmekle beraber bağ bölgelerimizde köklerin çoğunluğu 60-100 cm derinlikte yayılırlar. Hızlı gelişme devresi olan Mayıs-Haziran aylarıyla, salkımlara ben düşme zamanında (Temmuz ayı) kök Bölgesi’nde yeterli su bulunmadığı hallerde omcaların gelişmesi yavaşlar, yapraklar pörsür ve renkleri solar. Salkımlardaki taneler normal iriliklerini alamaz ve rengi matlaşır, üzerlerinde güneş yanıkları artar. Böyle durumlarla karşılaşınca bağın suya ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.

Yurdumuzda bağlarda sulama çoğunlukla karık yöntemiyle yapılmaktadır. Karıklar açılmadan önce arazi tesviye edilmeli sonra sıra aralarına karıklar açılmalıdır. (Sıra arası geniş ise 2 karık yapılır.) Arazide fazla meyil varsa karıkların önüne yer yer set yaparak suyun hızlı akışı önlenebilir.

Sulamada nehir, dere veya yer altı suyu kullanılabilir. Kuyu suyu kullanılıyorsa havuz vs. gibi bir yerde bir süre dinlendirilmesi yararlıdır. Sulama suyu fazla tuzlu, kireçli olmamalı, sanayi artıkları ihtiva etmemelidir.

Bağa verilecek su miktarı iklime, toprağa ve çeşide göre değişiklik gösterir. Toprağın üstten 60-70 cm’lik bölümü suya doymalıdır. Bunu anlayabilmek üzere sulama yapıldıktan hemen sonra bir demir çubuk toprağa batırılmalı ve rahatça ilerlediği derinlik suyun işleme seviyesi olarak kabul edilmelidir. Karığın suyla doldurularak suyun sıra sonuna ulaşması da verilecek su miktarının yeterliliğinin tespitinde bir ölçü olarak kullanılmaktadır. Normal yapıdaki bir dekar bağın toprağının 60 cm derinlikte sulanması için takriben 100 ton suya ihtiyaç bulunmaktadır.

 

 

Bir önceki yazımız olan Kiraz ve Vişne Yetiştiriciliği başlıklı makalemizde Kiraz, ve ve Vişne hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

BUDAMA

Budama ve Terbiye Sistemleri

Published

on

7.4.  Budama

Elmalarda budama konusu çok önemlidir. Zira bir elma ağacının anaç ve çeşitinin kuvvetllik durumuna göre uygulanacak “terbiye sistemi” de değişiklik arz eder. Bu cümleden olarak elma bahçelerinde üç değişik terbiye sisteminden söz edilecektir.

7.4.1.  Modifiye Lider (Değişik Doruk Dallı) Terbiye Sistemi

Bu terbiye sistemi “yarı bodur ve kuvvetli” karakterde ki anaçlara “kuvvetli gelişen standart çeşitler” in aşılanması ile oluşturulmuş elma bahçelerinde uygulanır. Örneğin  yarı bodur bir anaç olan MM 106 ile kuvvetli karakterde ki MM 111 veya  çöğür üzerine aşılı Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious veya Amasya gibi çeşitlerle kurulmuş elma bahçeleri gibi.

Modifiye Lider terbiye sisteminin tercih edilmesinin yegane sebebi, olumlu yönlerinin olımsuz yönlerinden daha fazla oluşudur. Bu sistemde erken başlanır ve bilgili çalışılırsa daha az budama yapılacağından ağaçlar daha erken meyveye yatarlar, az budama meyvelerin kuvvetli ana dallar üzerine dağıtılmasını sağlar ve böylece hereğe gerek kalmaz. İlaçlama, hasat kolay, güneşlenme ise mükemmel olur.

Genel manada budamayı  4 grupta toplayabiliriz;

1-       Dikim budaması

2-       Şekil budaması

3-       Mahsul (verim) budaması

4-       Gençleştirme budaması

Dikim budaması

Elma bahçesi kurulurken bir yaşlı elma fdianları tercih edilmelidir. Dikim budamasında fidanın kök bölgesindeki yaralı kısımlar çıkarılır ve fazla uzun kısımlar kısaltılır, buna paralel olarak gövde topraktan itibaren 120 cm ‘den, eğer yan dal var ise bunlarda toprağa bakan bir-iki göz üzerinden kesilir.

Dikim budaması yapılmayan fidanların tutma şansı çok az olup, tutanlardan ise sıhhatli ve verimli bir ağaç elde edilemez.

Şekil budaması

Fidanın taç kısmına ileride kazandırılacak şekle esas olmak üzere dallarında yapılan budamaya şekil budaması denir.

Elma bahçelerini kurmak için kullanılacak fidanlar dikimi müteakip o yılın sonundan itibaren şekil budamasına tabi tutulurlar. Elmalar için ilk 5 yılda modifiye lider sistemi teşekkül ettirilmiş olur. Fidanın taçlandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

1- Dikimde kök boğazından 80-120 cm den kesilen fidanın ilk 5 yılında tepe (lider) dalına dokunulmaz.

2- Toprak seviyesinden 40 cm yüksekliğe kadar ki gövde üzerinde bulunan sürgünler dipten çıkarılıp atılır.

3- Lider dal haricinde, ana gövde üzerinde birbiri üzerine gelmeyip, çepeçevre dağılmış 4 dal seçilir. Bunlar haricinde ki dallar dipten çıkarılır.  Seçilen ana dallar arasındaki dikey mesafe 15-20 cm dir.

İkinci yıl, seçilen 4 çatı dalından (Lider hariç) o sene ki uzunluğun 1/3 ü kadar kısaltılır. Her çatı dal üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlarda ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.

Üçüncü, dördüncü ve beşinci yıllarda aynı yöntem izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılır.

Kısaca ikinci yıldan itibaren her ana dal tıpkı tek bir fidanmış gibi ele alınarak bunlar üzerinde ikinci ve ondan sonraki yıllarda da üçüncü, dördüncü sıradaki dallar teşkil edilir.

Mahsul (Verim) Budaması

Bahçe kurmanın nihai gayesi, şeklini verdiğimiz ağaçlardan meyve elde etmektir. Budamaya nasıl devam edelim ki, kaliteli, devamlı bir üretim sağlanabilsin. İşte konunun bu kısmını mahsul budaması teşkil eder. Mahsul budamasında dikkat edilecek hususlar şöyle sıralanabilir.

    • Ağaçlarda sıhhatli ve verimli meyve gözlerinin muhafaza etmek için mahsul budamasının her yıl yapılması gerekir
    • Ağaçlardaki yardımcı dalların gerek istikamet, gerekse büyüklük itibarı ile aralarında denge temin edilmelidir
    • Özellikle meyveye yeni yatmış genç bahçelerde yardımcı dalların ağır budanmasından kaçınılmalıdır. Yardımcı dallar üzerinde lateral dallar teşekkül edince, bunlardan birbiri ile rekabet edenler ve aynı istikamette büyüyenlerden seyreltme yapılır.
    • Lider daldan çıkan yan dalların ana yan dalları kapatacak ve onların hava ve güneş ışığına mani olacak şekilde büyüyüp gelişmelerine meydan verilmemelidir.
    • Yardımcı dalların bağlı oldukları ana dalla rekabet etmesine meydan verilmemelidir, böyle hallerde rekabet eden yardımcı dalın bir meyve dalı üzerinden kesilerek kısaltılması gerekir.
    • Her türlü kesimlerde, dalların çıplak kalmamalarına özellikle dikkat edilmelidir.
    • Dallardan çıkıp yukarı doğru dik büyüyen sürgün ve dallar dipten kesilir. Fakat yanlara ve dış tarafa doğru gelişenlerden sadece sıklık yapanlar kesilir veya kısaltılır.
    • Meyveler ağaçların genç dallarını teşekkül ettiği için, her yıl yeni sürgünlerin teşekkül etmesi teşvik edilmelidir. Budama yapan kişilerin meyve dallarını iyi tanımaları gerekir.

Gençleştirme Budaması

Bu meyve iriliği ve ekonomik manada üretimin temini için 30-35 yaşından sonraki ağaçlarda tatbik edilecek budamadır. Bu budama ile ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler meydana getirilerek yeni bir taç teşkil edilir. Böylece ağaçta verim yeniden arttırılarak, meyve kalitesi de yükseltilmiş olur.

Gençleştirme budaması yapılırken, yine ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş olan dallar kesilir. Sonra, birbirine rakip büyüyen dallardan yeniden taç teşekkülü için bir tanesi bırakılır, diğeri kesilir. Dik büyüyen dallar yatık ana dallar üzerinden kesilerek taç alçaltılır.

Gençleştirme budaması çok şiddetli olduğundan budamanın 2-3 yılda tamamlanması ve de gübreleme, sulama, zirai mücadele gibi teknik işlerin titizlikle yerine getirilmesi gerekir.

Ayrıca çapı 5 cm’ den büyük olan yaralar için budama işlemlerinde mutlaka yara macunu kullanılmalıdır.

7.4.2.  Yarı Bodur (Spur Tipi) Elma Fidanlarında Budama ve Terbiye SistemiAmerika’da yapılan çalışmalarda yarı-bodur elmalara en uygun olarak doğal şekline benzediği için bir lider ve çok sayıda yan dallı çalımsı bir gelişme sağlayacak bir terbiye sistemi önerilmektedir.Ülkemizde de yetiştiriciliği hızla artan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi elma çeşitlerine böyle bir terbiye şeklini verebilmek için budamalarda aşağıda belirtilen sırayı izlemek gerekmektedir;

·         Dikim budamasında tercihen kullanılan bir yaşlı fidanın tepesi topraktan 70-80cm’den kesilir

·         İlk yıl tepe dalına dokunulmaz, gövde üzerinde toprak yüzeyinden 15 cm’ye kadar ki sürgünler dipten çıkarılır. Seçilen dört çatı dallarının 1/3’ü kısaltılır. Lider dal kesilirken ağacın büyüklüğü dikkate alınır.

·         İkinci yıl kışın önceden seçilmiş olan 4 çatı dalı üzerinde dik gelişmiş olanlar o yıl ki uzunluğunun 1/3’ü kadar kısaltılırlar. Bu ana dallar üzerinde 2. derecede dallar seçilir ve yeterince kısaltılırlar.

·         Daha sonraki yıllar aynı yöntem izlenir. Ağacın güneş ışınlarından daha çok yararlanabilmesi için budamada ağaç Noel çamına benzeyecek şekilde yönlendirilmelidir.

·         İlk 3 yıl ağaçlardan meyve beklenilmemelidir. Bu süre içersinde açan çiçeklerin tümü koparılmalıdır. Böylece ağaçlara gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli çatı dallarını oluşturabilmesi için fırsat tanınmış olur.

·         Ağacın zayıflamasına neden olacağı için dalları eğme ve bükmeden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.

7.4.3.   Çok Bodur (Sık Dikim) Elma Fidanlarında  Uygulanan “İNCE İĞ” Terbiye Şekli

Çok bodur bir anaç olan M9 üzerine aşılı Golden Delicious, Starking Delicious ve Amasya gibi kuvvetli gelişen standart çeşitlerle sık dikim bahçeleri kurulduğunda uygulanacak yegane terbiye sistemi “İnce İğ’ dir. Bu sistemde ağaçlarda alçaktan oluşturulmuş küçük bir çatı ve Lider daldan çıkmış küçük meyve dalcıkları bulunur ve de ağaçlar ömürleri boyunca desteğe ihtiyaç duyarlar.

Bu terbiye şeklinin tatbikinde aşağıda ki sıranın izlenmesi gerekir;

·         Her zaman olduğu gibi tercihen 1 yaşlı fidanların kullanıldığı bu terbiye sisteminde dikim budaması esnasında fidanların tepesi topraktan itibaren ortalama 80 cm’ den kesilir

·         İlk yıl sonunda ağaç dengeli ve yeterli bir gelişme göstermiş ise sadece lider dalın uzantısının çıkarılması yeterlidir.

·         Ana gövde üzerinde topraktan itibaren 40 cm’ ye kadar olan dallar dipten çıkarılır.

·         Yan dalların tamamı geniş açı yapacak şekilde iple ağırlık bağlamak sureti ile eğilirler.

·         Yan dallarda katiyen uç alma yapılmaz

Şekil 4. M9 anacına aşılı iki yaşlı bir Golden Delicious ağacının birinci gelişme mevsimi sonundaki görünümü. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

·         İkinci gelişme yılı sonunda lider dalın uzantısı, bununla rekabet edebilecek olan dalla değişir.

·         Yan dallarda kesinlikle uç alma ve dipten çıkarma yapılmaz. Dik giden dal var ise dipten çıkarılır.

·         İkinci yıl ağaçlarda çiçek ve meyveler görülmeye başlar.

·         Üçüncü gelişme yılı sonunda yine lider dalın uzantısı değiştirilir.

·         Ağaçta zayıf bir gelişme var ise yıllık sürgünlerden uç almak gerekir.

·         Yan dallarda uç kesimi yapılmamalıdır.

·         Eğilebilecek durumdaki dallar eğilmeli, aksi halde dipten çıkarılmalıdır.

·         4. ve daha sonraki yıllarda ağaç yüksekliği 2.5 metreyi geçmiş ise her yıl bir veya daha yaşlı dallarda kısaltma yapılmalıdır. Buna paralel olarak sıra arası ve sıra üzeri yönünde giden dallarda da kısaltmalar yapılmalıdır.

·         Gelişmenin çok kuvvetli olduğu yıllarda gelişmeyi zayıflatmak için ağacın tepe kısımlarında yaz budaması da yapılır.

Şekil 5. M9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra

Bir önceki yazımız olan Kiraz ve Vişne Yetiştiriciliği başlıklı makalemizde Kiraz, ve ve Vişne hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Sepet

Ürünler

İndirimdeki Ürünler

Trend Konular