Connect with us

KÜMES HAYVANCILIĞI

Etlik Piliç Yetiştiriciliği Üzerine

Published

on

Etlik Piliç Yetiştiriciliği Üzerine

Fason Piliç Yetiştiriciliğini aşağıda anlatmaya çalıştım. Umarım anlaşılır olmuştur.

Bizim sektörümüz fason bakım anlaşmasına dayalı sistemle çalışır.

Biz üreticilerin kendisine ait kümesi vardır. Karşımızda ise etlik piliç(Broiler de denir,broyler okunur) entegreleri vardır. Bu firmalar civciv ,aşı,yemi size emaneten verir. Sizden verdiği civcivleri gönderdikleri yemle besleyip büyütmenizi isterler. Genellikle 40 ile 45 günlerde yetişen broiler piliçleri, firmanın gönderdiği elemanlar gelir ve kümesinizden alır.
Üreticilerin yükümlülükleri ve üreticinin karşıladığı maliyetler şunlardır.
1-Kümeste kullanılan altlık(Odun talaşı veya çeltik kavuzu). Örneğin 1400 m2 kümese 6.000 kg atılır. Maliyeti 0.30 krş/kilo, dönemde yaklaşık 2.000 TL
2-Hertürlü ısıtma gideri(LPG veya Kömür). Örneğin kışın bu kümese dönemde 20.000 kg kömür yakıyoruz. Maliyeti 0.18 krş/kilo, dönemde yaklaşık 3.600 TL
3-Elektrik gideri 1400 m2 kümesin ortalama aylık tüketimi 1000 TL /ay.Dönemde 2000 T
4-İlaç ve dezenfektan gideri dönemde yaklaşık 1.000 TL.
5-İşçilik gideri bir işçi SSK dahil ayda 1000 TL dönemde 2.000 TL maliyetlidir.
6-Kümes tamir ve bakımları aylık olarak değişmekle beraber amortismanı katmak gerekir. Motor yanar.elektrik arıza yapar. Jeneratör bakım ve sarfiyatları masraftır. Kömür sobaları 5 yıl ömürlüdür vs.
Çünkü Tavukçuluk teknolojisi devamlı yenilendiği için 10 yıllık kümesler eski teknolojidir. Örneğin biz 8 yaşındaki kümesimizin yemliklerini değiştirdik
Kesim öncesi yetiştirdiğiniz etlik piliçler kamyonlara sarıldıktan sonra dolu ve boş olarak tartılır ve sizin verdiğiniz toplam canlı ağırlık hesaplanır.
Yedirdiğiniz yemi toplam canlı ağırlığa bölerseniz yem dönüşüm oranı çıkar. Örneğin 120.000 kg yem yedirdiniz bunun
karşılığında 63.500 kg canlı ağırlıkta piliç yetiştirdiniz. Bunun Yem Dönüşüm Oranı(ingilizce F.C.R. türkçede de kullanılmaktadır):

Yem Dönüşüm Oranı(FCR)= ToplamYedirilen Yem / Toplam Canlı Ağırlık

Örneğimizdeki rakamlardan hesap yapalım:

Yem Dönüşüm Oranı(FCR)= 120.000 / 63.500 = 1.889 çıkar. Yani 1 kilo canlı tavuk için 1.889 gram yem tüketilmiş denir.
Şimdi burada entegreler iki türlü sistemle çalışır.

1- HEDEF FCR SİSTEMİ , firmanın hedef FCR' ından farkınız kadar prim veya ceza alırsınız. Örneğin ortalama çıkan canlı ağırlığınız 2.300 gram ise bu ortalama kiloda firmanın hedefi 2.000 FCR ise sizin 1.889 olduğu için daha iyi olarak prime girersiniz. Lakin sizin FCR 2.000 nin üstünde olsaydı cezaya girerdiniz. Örneğin firmanın yem primini kg başına 0.40 TL verdiğini biliyorsak; 2.000 – 1.889 = 0.111 gr yem primi hesabıyla, 0.40 TL * 0.111 = 0.044 krş yani eski 44 TL prim hakedersiniz.

2- HAVUZ SİSTEMİ , firma kesim haftası kaç adet üretici tavuk kesdirdi ise hepsinin FCR sonuçlarının ortalamasını alır. Örneğin 1.975 olsun. İşte bu ortalama FCR rakamı firmanın o haftadaki hedef FCR'ıdır. Diğer hesaplar aynı yukardaki gibi yapılır.
Her iki sistemin biz üreticiler için iyi ve kötü yönleri vardır. Hedef FCR sisteminde firma yemi çok iyi yaparsa iyi prim alırsınız eğer yemi bozarsa sonucunuz kötü çıkar. Bu da prim alamamanız demektir. Havuz sisteminde ise firma yemi bozarsa ortalama düşeceği için kötü etkilenmezsiniz ama çok iyi yem yapıp sonuçlar çok iyi çıkarsa bu sefer havuz ortalaması yükseleceği için prime girme şansınız olmaz.
Tabiki de bizim sistem bu kadar basit değil.
Civciv ölüm oranı limiti var. Firmaya göre değişmekle beraber % 4 ile % 6 arasındadır. Fazla ölüm olursa miktarı kadar ceza kesilir.
Bizde civcivleri hastalıksız yetiştirmek esastır. Hastalık çıkarsa bütün cezaları ve sorumluluğu üreticinindir.
Son gün tavuklar aç bırakılır kursaklı gelirse kursak cezası vardır.
Tavukların altlığı kışın bozulur. Üretici devamlı altlığı kuru tutmak zorundadır. Altlık ıslak olursa tavukların göğsünde amonyak yanığı oluşur. Bu durum kesimhanede görülür ve cezası da ağırdır.
Fason anlaşmalarının kötü tarafı zam verme konusunda firma bağımsızdır. İstediği zaman zam yapar,istemezse yapmaz. Örneğin son üç yılda üreticilere yapılan zam sadece 0.04 TL yani 4 krş. Bu üç yılda talaş 0.20 TL den 0.30 TL ye kömür 0.09 Tl den 0.18 TL ye işçilikler ona keza ayrıca elektrik
son bir yılda %80 zam aldı.
Firmalar ödemeleri bazen kendi insiyatiflerine göre erteleyebilirler. Örneğin Banvit bu yıl başı kümescilerin hakedişlerini tavuk çıkışından sonra 3 haftada öderken, birden ani bir kararla 8 haftaya kadar uzattı. Abalıoğlu'da 2009 başında ödemelerini 2 ay boyunca 2 hafta erteledi. Firmalar gerekçelerinde piyasaların kötülüğünü göstersede, bu ani ertelemeler hazırlıksız yakalanan üreticileri çok zor durumlarda bırakabilmektedir.
Sektörümüz malüm hayvancılık sektörüdür. Sonuçta canlı hayvanla uğraşıyoruz. 1990 yılından beri tavukçuluk sektörü içinde olduğum halde hiçbir dönem tavuklar kesime gidip kiloları ortaya çıkana
kadar rahat bir nefes almış insan değilim.


Son ana kadar sorumluluk ve mesuliyet duygusunun baskısı altındayız. Çünkü bakmış olduğumuz tavukların değeri bizim çiftliğimizin değerinden fazladır.
Bu durum bizi malesef psikolojik olarak ezmektedir. Ayrıca civciv fason anlaşma yaptığınızda firmaya boş imzalı senet vermekteyiz. Bu yolla firma kötü niyete karşı kendini garantiye almaktadır.
Fason bakım anlaşmasında tavuklar teslim edilene kadar bütün mesuliyet üreticiye aittir.
Sıcak yaz ayında elektrikler kesilirse jeneratör devreye girer. Bu durumda Allah yardım ederse elektrikler gelene kadar idare edersiniz.
Fakat jeneratör arıza yaparsa yandınız. 38 derece sıcakta yarım saatte kuvvetli ölümler yaşarsınız ve bunun faturasını ödeyecek kişi de malumunuz. Bazı tavukçu arkadaşlar ikinci yedek jeneratör almaya başladılar bile.
Hastalık konusunda da aynı durum vardır ve bizim hijyen koşulları o yüzden katıdır. Dışarıdan bir kişiyi kümeslerimize sokmayız.
Umarım sıkmamışımdır ama bilmeniz bence önemli."Kar oranları nedir ?"derseniz.
İşte bu yüzden bu işin kar oranını bir Allah bir de kantar bilir.
Ama ortalama ne kalır diyorsanız her şey çok iyi gittiğinde 25.000 piliçten elinize ortalama
2 ayda 6.000 TL kalır.(Sağlıklı bir üretimde)
Bizim sektöre ikinci iş gözüyle bakıp, bakıcı koyarım arada bir de yoklarım ne güzel iş deyip girenler hep hüsran yaşamışlardır.
Örneğin bizim başka bir işimiz yok. Pazar dahil sabahtan akşama çiftlikteyiz. Civciv geldiği ilk 10-15 günde çiflikte ortağımla beraber nöbetleşe kalırızve evimize gitmeyiz. Fedakarlık olmadan ne yazıkki başarı olmuyor.
Size nacizane tavsiyem sektörün içine girin işi iyice öğrenin. Üreticilerle dostluk kurup işi öğrenmeye çalışın. Gerekirse işçi olarak birkaç ay çalışın.
Eşinizi tanımadan evlenme riskini alırmısınız? Bizim bu işte inanın aynısı.

Kümes yapmak yeni toprak kanunuyla zorlaştı. Tarım arazilerine inşaat izni % 10 veriliyor.

Tabii burada Tarım İl müdürlüğü'nün onayı şart. İnşaat oranını onlar belirliyor.

Yani tarım arazisinde 2000 m2 kümes için 20 dönüm yer almak gerekiyor.

İzin işide uğraştırıcı ;

Belediye veya Özel idare (Uygun yazısı)

Tarım ilçe ve il müd. (İnşaat oranı ve yer seçimi için)

DSİ (Uygun yazısı)

Müze Müd. (Uygun yazısı)

Orman müd. (Uygun yazısı)

Çevre il müd. (1/100.000 lik Çevre düzeni planına uygunluğu bakılıyor. Tarım İl Müdürlüğü uygun dese bile Çevre İl Müdürlüğü engel çıkarabiliyor. Eğer uygunsa ve toplam kapasiteniz 80.000 etlik piliç altındaysa, Çed Gerekli Değildir raporu veriliyor. Eğer bu kapasitenin üstünde planlıyorsanız Büyük Çed'e giriyor. Bunun anlamı en az 4 ay ve 40.000 TL masraf yanında işlemleriniz Ankara'da yapılıyor.)

Sağlık grup başkanlığı (Uygun yazısı)

Tedaş (Uygun yazısı)

Karayolları (Yola çıkış durumu ve Elektrik hatları ile ilgili sözleşme) gibi bir sürü kurumdan olur yazısı almak gerekiyor. Ayrıca bu kurumlardan olur yazısı için yetkili kişileri inşaat yapacağınız alana götürüp getirmeniz gerekiyor. Bunun anlamı eğer ilçede iseniz, her bir kurum için il merkezine aynı gün iki kere gidip gelmeniz demek oluyor.

Yaklaşık maliyeti 7.000 TL ve 2 ay ile 3 ay civarında sürmektedir.
İnşaat için ise 10.000 ile 15.000 TL plan proje maliyeti gerekiyor. Yapı denetimi olan illerde ise ayrıca 15.000 TL de yapı denetimi için ayırmak gerekiyor.
Araziye elektrik getirme ve kendi suyunuz şart olduğu için sondaj maliyetlerini de hesaplamanız lazım.

Tabii bu kadar masrafı tek kümese yapmak mantıksız olacağı için en az iki kümes düşünmek şarttır. Bu da 40 dönüm arazi demektir.
Yola uzaklığınız fazla olmamalı yaz kış açık olmalı. Ayrıca araziniz kümeslerin inşaatı için doğu-batı yönünde olmalı. Yerleşim yerlerine yakın olmamalı(en az 2 Km). Yatırım yapmadan önce belediyelik yerlerden ön izin alınması sonradan sıkıntı yaşanmaması için çok iyi olur.
Hayvancılık sektörü içinde teknolojiye en açık dal tavukçuluktur ve ekipman maliyeti yüksektir.
Bunun yanında küçük kümes ile büyük kümes ekipman maliyetleri arasında pek fark yoktur.
Çünkü 30000 lik 1800 m2 bir kümese de yem silosu,kümes kontrol bilgisayarı alınırken, 17000 lik 1000 m2
kümesede aynı malzemeler alınmak zorundadır ve aynı fiyata alındığı için tavuk başına maliyet küçük kümeste yüksektir.
Örneğin bu büyük kümesin iç yemlikleri yaklaşık 20.000 TL tutarken küçük kümesin 15.000 TL tutmaktadır. Çünkü yem kazanları ve motorları mecburen standarttır. Büyük kümeste sadece ilave yem borusu maliyeti vardır.

Örnek verecek olursak ekipman maliyeti yaklaşık 80.000 TL ila 100.000 TL arasında seyretmektedir.
Dikkat etmeniz gereken diğer bir hususta kesimhanelere olan uzaklıktır. Size civciv verecek olan firmalar malesef maliyetlerin yüksekliğinden ve hayvan nakillerinde sorunlar nedeniyle kesimhanelerden en fazla 200 km uzaklığa kadar civciv vermektedirler. Hatta firmalar kesimhaneden olan uzaklığa göre fason taban
fiyatlarını düşürmektedirler.

Eğer bu işi profesyonel anlamda yapmak istiyorsanız en az 25.000 kapasiteli 1400 m2 kümes tavsiye ederim.

Bu kümesin size yaklaşık maliyeti arazi ve diğer masraflar hariç 240.000 TL civarıdır. Bu maliyet

beton prefabrik binalarda 300.000 TL civarıdır.(Kasım 2009 Fiyatlarıdır)

Asıl önemli ve son nokta ise işin can damarı tavukçuluk ek iş değildir. Asıl iştir. Ek iş düşünenler genellikle hayal kırıklığı yaşamaktadır. Çünkü tavukçulukta öyle anlar olurki değil dakikalar,

saniyelerin bile büyük öneminin olduğu zamanlar hep başımıza gelmektedir.

Malesef bizim mesleğimizin kırılma noktaları da bu anlardır.

40 gün özenle baktığınız tavuklarınızın birkaç dakika süren bir olayda bütün emeğinizin ve gelirinizin

nasıl yok olduğunu görmek en kahredici anlardandır.

 

Bir önceki yazımız olan Nasıl Yapılır? Nasıl Başlanır? başlıklı makalemizde Başlanır?, Nasıl ve Yapılır? hakkında bilgiler verilmektedir.

KÜMES HAYVANCILIĞI

Dünyadaki kanatlı hastalıkları & marek ve kanatlı anemisi…

Published

on

Dünyadaki kanatlı hastalıkları & marek ve kanatlı anemisi...

 

Dünyadaki Kanatlı Hastalıkları

Dr.Simon M.Sahane,Durham,Nc/ABD

World Poultry No 7,Volume 25, 2009

Çeviri: Dr. Hüseyin SUNGUR

Değişik tavuk hastalıkları dünyanın değişik yörelerinde sürekli görülmektedir. Bazı hastalılar bölgesel etki yaparken, bazıları daha fazla yayılmaktadır.Bu makalede, Güncel tavuk hastalıkları, Dünya ticaretine etkisi ve alternatif korunma ve tedavi yöntemlerine değinilecektir.

Kanatlı hastalıkları tüm dünyada var olmaya ve üreticilere ciddi ekonomik kayıp verdirmeye devam etmektedir. Bundan hem endüstriyel hem de geçimlik üretim yapan yumurtacı, etçi, hindi ve diğer kanatlı yetiştiricileri etkilenmektedir. Sürü hastalıkları hastalığın ülkeye girişini önlemek veya ulusal Sanayii korumak gibi haklı nedenlerle uluslararası ticarette bir engel haline gelmeye başlamıştır.

Bakteriler, virüsler, mantarlar ve protozoon ve metazoon patojenler sonucu ortaya çıkan kanatlı hastalıklarını geniş bir çerçeveden değerlendirirken, hastalık etmenleri arasındaki etkileşim, beslenme yetersizlikleri ve çevresel stres faktörlerinin hepsinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü enfeksiyon izole ortamlardaçok az görülür iken, özellikle intansif üretim sistemlerinde daha sık rastlanmaktadır. Son çalışmalar göstermiştir ki; konakçı ve patojen arasında bir denge vardır ve fonksiyonel bir bağışıklık sitemi enfeksiyona yeterli antikor oluşturarak hücresel ve doku düzeyinde cevap verir.

Pandemik(Katastrofik)Hastalıklar

Yeni yüzyıla girdiğimizden bu yana üreticiler Yüksek patojeniteli Kuş gribi(HPAI/H5N1) sorunu ile yüz yüzedir. Hastalık r  Güney Doğu Asya, Kuzey ve Batı Afrika’da bir çok ülkede endemik olurken,Avrasya, Orta  ve Batı Avrupa’da ise yaban hayatta ve tanımlanmayan işetmelerde sporadik  seyretmektedir. 2003 – 2005 yıllarında kuş gribi virüsünün mutasyona uğrayarak ya da genetik yapının değişmesi ile insanlar için patojen bir suş haline geleceği konusunda ciddi endişeler ortaya çıkmıştır. Dünya sağlık örgütü ve diğer kurumlara bağlı çalışan epidemiyologların  ve diğer uzmanının kuş gribi pandemisine ilişkin tahminleri boşa çıkmış olmakla birlikte , hastalığın oluşturduğu tehdit algısı , teşhis, aşı üretim ve araştırmaya yapılan yatırımlar, ileride ortaya çıkacak vakalara hazırlık yapılmasını sağlamıştır.  Kuş gribi kayıpları sürüde oluşan ölümler nedeniyle, pazara arzın kesintiye uğraması ile sınırlı kalmamış, tüketimlerde ciddi düşüşler yaşanmış, ticareti işletmeler ciddi şekilde etkilenmiş, geliri sadece kanatlı üretimine bağlı kendine yeterli üretim yapan çiftçileri mahvetmiştir. Üretim tamamen durmuş üreticiler gelirlerini önemli ölçüde kayıp etmişlerdir. Hastalığın endemik görüldüğü ülkeler daha fazla  eradikasyondan  söz etmez  iken kontrol ve koruyucu programların maliyetini kabul etmişlerdir. Avrupa’da ve Kanada’da hastalığın sporadik olarak ortaya çıkması ekzotik bir enfeksiyon olarak değerlendirilmiş, eradikasyona fırsat veren mevzuat, yeterli fonlar, personel eğitimi, karantina için ayrılan kaynaklar, ve hasta sürülerin imhası İle etkin mücadele gerçekleştrilmiştir.

Kuzey Amerika hariç kanatlı yetiştiren birçok ülkede endemik hale gelmiş olan Velojenik Newcastle hastalığı ancak etkin ülkesel veya bölgesel canlı-inaktif aşılama programları ve biyogüvenlik tedbirleri ile kontrol altına alınmıştır. Yıkıcı bir hastalık olarak değerlendirilen yüksek patojeniteli gumboro  enfeksiyonlarının etkisi de etkin aşı programlarının üreticiler tarafından öğrenilmesi ve uygulanması ile hafiflemiştir.  Moleküler biyolojideki gelişmeler sonucu üretilen V1 antijenini taşıyan yeni aşıların tavuklara in-ovo veya deri altı yolla  verilmesi ile gerekli korunma sağlanmıştır

Aşındırıcı/Yıkıcı  hastalıklar

Bu grup enfeksiyonlar öncelikler solunum, sindirim ve bağışıklık sisteminde görülürler. Lentojenik Newcastle, infeksiyöz bronşitis ve infeksiyöz  laringitisin de içinde bulunduğu primer viral hastalıklar uygun aşı kullanımları ile baskılanabilirler. İnfeksiyöz bronşitis ve gumboro  salgınları yeni değişken serotipleri ile karakterizedir.Bu yüzden saha suşu ile homolog yeni aşılar geliştirilmesini gerektirir. Başlıca viral solunum sistemi hastalıklarının tümü E.colinin patojen suşları ile etkileşime geçer ve ikincil bakteriyel enfeksiyon ve çevresel steres  sonucu enfeksiyonun şiddetini artırır.

Sürülerde koksidiyosiz, koruyucu amaçlı sentetik ve iyonoforik anti koksidiyal yem katkılarının kulanımından doğan masraf ile sürünün performansını etkileyen en masraflı hastalık olarak değerlendirilmektedir. İlaçtan ari broiler yetiştiriciliğinin ortaya çıkışı, antikoksidiyel  etkin aşıların geliştirilmesini hızlandırmıştır. Koksidiyozis, antibiyotikli yemlerin kullanılmaması sonucu Clostridium spp.’nin ince bağırsaklarda çoğalması ve nekrotik enteritis ve botulizme neden olması sebebiyle çoğunlukla klostridiyal nekrotik enteritis’in habercisi olarak değerlendirilir. Salmonella ve pastörella gibi sistemik hastalıklardan korunmak için biyogüvenlik ve aşılamanın da içinde bulunduğu kombine yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bu tedbirlere ilave olarak mycoplasmosis, üretim zincirinden vertikal bulaşmanın ortadan kaldırılmasını gerektirir.

Gumboro, Marek ve kanatlı anemisi gibi bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar etkin aşılama ile kontrol edilebilir. Sürüleri bağışık kılmak için çok çeşitli aşılar bulunmasına rağmen, aşıların depolanması hazırlanması ve uygulanmasına bağlı eksikler nedeniyle özellikle içme suyu ile yapılan aşılamalarda korunmada başarısız olunabilir. Aşıların kuluçkahanelerde uygulanması, kuluçkahanelerin sahip olduğu eğitimli personel ve gelişmiş ekipmanlar nedeniyle saha uygulanmasından daha etkilidir.

Avian patojenik E.Coli hindilerde, broiler, yumurtacı ve damızlık kanatlılarda ölümlere ve ekonomik kayıplara neden olur. Son iki yıldır değişime uğramış, geni silinmiş, canlı E.Coli aşıların varlığı, işletme yönetiminin iyileştirilmesi ile birlikteözelikle solunum sistemi hastalıklarına neden olan virüslere karşı etkin korumavaat etmektedir.

Yeni Hastalıklar

Hindi palazlarında ishal vakalarının  ve ölüm sendromu (PEMS) görülmesi, Broiler civciv ve palazlarında var olan bağırsaklardaki viral enfeksiyonların ve malabsorpsiyon (yetersiz emilim) sendromunu, kanatlı ve palazların bağırsal sisteminde ortaya çıkan viral hastalıklara olan ilgiyi yeniden artırmıştır.  Parvovirüs, rotavirus, astrovirüs ve avian nefritis virüsünün tek tek veya birlikte oluşturduğu enfeksiyonlar yoğun olarak aştırılmaktadır. Moleküler biyolojinin kullanıldığı daha sofistike teşhis yöntemleri bu enfeksiyonların tanınırlığını artırmıştır. Ancak sahada ortaya çıkan vakaların laboratuar ortamında tekrarlanması ve bu konuda modeller geliştirilmesi oldukça zordur.

Zoonozlar

Kuş gribinin endüstriyel ve geçimlik işletmelerdeki varlığın insan epidemileri için öneminin altı çizilmiştir. Gıda güvenliğine ilişkin kaygılar,  yumurtacı, etçi ve hindilerde Salmonella’nın azaltılmasını gerekli kılmıştır. Kampilobakteriyosis, beyaz et kaynaklı önemli bir hastalık olarak varlığını sürdürmektedir. Kampilobakterin bulaşma yolları, rezervuar konakçıları ve baskılanması Salmonella kadar iyi anlaşılmamıştır. Yumurta kaynaklı Salmonella Enteriditis’in, damızlık kanatlılar yoluyla dikey bulaşmanın engellenmesi, aşılama, yüksek biyogüvenlik önlemleri ve paketlemeden satış noktasına kadar soğuk zincirin koruması gibi önlemleri kapsayan yumurta kalite güvence programları ile kontrol altına alınması mümkündür. Eğitim programları ticari ve ev mutfaklarında  işleme prosedürlerini iyileştirerek, Salmonella’nın görülme sıklığını azaltmıştır.

Kuş gribi, SARS, nipah (bunlardan sadece kuş gribi kanatlı orjinli), gibi hastalıkların görülmesi veteriner hekimler, infeksiyöz hastalık uzmanları, epidemiyologlar,yaban hayatı biyologları ve kuş bilimciler arasında erken teşhis,virüs karekterizasyonu,türler arasında bulaşma şekli,göçmen kuşların rolü  konularında ortak çalışmayı zorunlu kılmıştır.

Yeni Alternatifler

1980’li yılların ortasından bu yana büyümeyi artırıcı antibiyotiklerin kullanımının özelikle Avrupa Birliği ve İskandinav ülkelerinde halk sağlığı otoritelerin sıkı kontrolü altındadır. Antibiyotik kullanımı durdurulabilir, fakat bunun klostridial enterotoksinlerden ölümlerin artması, büyüme performansı ve yemden yararlanmanın düşmesi gibi sonuçları olacaktır.

Tedavi edici antibiyotik kullanımı ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. En az kullanım Kuzey Amerika’dır. Birçok gelişmekte olan ülkede ise kullanım insan sağlığını tehdit edecek düzeydedir. Antibiyotik kullanımının serbest olduğu ülkelerde özelliklede ihracat yapanlarda antibiyotik kullanımı kademeli olarak kaldırılacaktır.

Antibiyotik kullanımının kısıtlanmasına bağlı olarak intensif hayvancılık işletmelerinde oluşan performans düşüklüğünü ve hastalık riski sorununu aşmak için telafi edici çözüm üretilmesi bilim adamlarına düşmektedir. Bu konuda,   lactobasillus ve diğer rekabetçi organizmaları kapsayan probiyotikler ve mannoligosakkaritler gibi probiyotik yem katkıları umut verici gelişmelerdir. Bazı bitkisellerin kontrollü şartlarda hastalıklara karşı koruma sağladığı gösterilmiştir. Ancak bu ürünlerin büyük miktarlarda üretilmesi halinde kalitesinin ve etkinliğin istikrarı için oluşacak maliyet üretimin geniş çapta kabul görmesini engellemektedir.

Bilimsel dergiler polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ve onun türevi olan gen dizilimleri gibi yeni denemeler ve tanımlama yöntemlerinin filogenetik ilişki kurma ve patojenite tahminindeki güvenilirliği kanıtlamak çabasındadır. Hem antikorların izlenmesi hem de hızlı teşhis amaçlı ELİSA testleri hızla yayılmıştır.

Yeni Gelişmelere Doğru

Kanatlı hastalıklarının ve parazitlerinin üretimin etkinliği üzerindeki olumsuz etkisi, yeni vektör aşıların geliştirilmesi ve biyogüvenliğin iyileştirilmesi ve koruyucu hekimlik konusunda yetkilendirilmiş saha veterinerlerinin eğitilmesi ile giderilebilir. Maalesef dünyanın mevcut ekonomik durumu nedeniyle üniversiteler, üreticiler ve veteriner tıbbi ürün üreticileri araştırma fonlarını düşürmüşlerdir. Kanatlı hastalıkları ile mücadele için mevcut kaynaklar kısıtlanmış ve AR-GE harcamalarına karşılık getirisi nispeten daha fazla olan kanatlı dışındaki diğer türlere yoğunlaşılmıştır.

Bir önceki yazımız olan Kanatlı ( Tavuklarda) Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları başlıklı makalemizde Hastalıkları, Kanatlı ve mantar. hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜMES HAYVANCILIĞI

Kanatlı ( Tavuklarda) Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları

Published

on

Kanatlı Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları

Mikotoksikozisler
Uygun depolanmamış veya muhafaza edilmemiş çeşitli gıda maddeleri üzerinde, nem ve ısı ortamında üreyen mantarların sentezledikleri mikotoksinlerin, yemleri tüketen hayvanların sindirim sistemlerinden emilerek vücuda yayılması sonucu meydana getirdikleri hastalıklara mikotoksikozis adı verilir.

Toksinler, alınma miktarlarına, hayvanın yaşına, cinsine ve diğer nedenlere bağlı olarak çok hafiften kitle halinde ölümlere varabilecek boyutlara ulaşan hastalıklar oluşturur ve büyük ekonomik kayıplara neden olurlar.
Aflatoksikozis’e, Aspergillus cinsine ait bazı türler (Aflavus, A.parasiticus, A.niger, A.ruber, A.osteanus vs), Penicillium türleri (P.puberulum, P.frequentas, P.variable, vs) ile bazı Rhizopus türleri tarafından sentezlenen aflatoksin neden olur.
Okratoksikozis
Hastalığa yol açan okratoksin (A) bazı Aspergillus (A.ochraceus, A.ostianus vs) ve Penicillium türleri (P.viridicatum vs) tarafından yemler üzerinde ürerlerken sentezlenirler.
Rubratoksikozis
P.rubrum, P.purpurogenum gibi mantarlar tarafından yemler üzerinde ürerlerken sentezledikleri rubratoksinin (A ve B) kanatlılardaki toksisitesi tam olarak aydınlatılamamıştır.
Fusariotoksikozis
Fusarium türleri tarafından sentezlenen Trikotesen ve Zearalenone mikotoksinleri kanatlılarda hastalık oluşturur.
Sitrinin Toksikozisi
P.citrinum ve P.viridicatum tarafından sentezlenen sitrinin yemlerle alındığında, böbreklerde bozuklukların oluştuğu saptanmıştır. Ayrıca hayvanlarda fazla susama, gelişme bozuklukları ve karaciğerde de nekrotik odakların meydana geldiği bildirilmiştir. Sitrinin bazı yemlerde aflatoksinle birlikte bulunur.

Mikotik infeksiyonlar
Mikotik infeksiyonlar (mikozisler) kanatlıların özellikle mantarların fazla ürediği ve sporlandığı gıda maddelerinin yenmesi ve sporların solunum havası ile alınması sonu meydana gelmektedir. Özellikle, Aspergillus fumigatus ve diğer türler böyle mikozislere neden olurlar.
Ayrıca, Candida albicans (moniliazis, kandidiazis) ve dermatofit mantarlardan olan Trichophyton gallinae de (favus, kellik) kanatlılarda bazı mantar infeksiyon larına yol açmaktadırlar

ASPERGİLLUS
Aspergillus türlerine (A.fumigatus, A.nidulans, A.niger) ait mantar sporlarının kanatlıların solunum yollarında üremesi ile oluşan bir hastalıktır.
Klinik belirtiler,
Genç kanatlılarda nefes alıp verme güçlüğü görülür. Beslenme dengesi bozulur. Fungal toksinler bazen konvülsiyon ve paralize neden olurlar. Genç kanatlılarda ölüm oranı % 5-20 oranındadır ancak %50’ye kadar yükselebilir.
Erişkinlerde solunum distresi, yem alımının azalması, ibik ve sakallarda siyanoz bazı hayvanlarda sinir sisteminde oluşan bozukluklara bağlı boyun bölgesinde bükülmeler görülebilir.

Enfekte kanatlılar için tedavi yoktur; yayılma, ventilasyon koşullarının iyileştirilmesi, enfeksiyon kaynağının eliminasyonu ve yeme antifungallerin eklenmesi gerekir.
Kuluçka alanının temiz tutulması ve dezenfeksiyonu koruma için önemlidir.

Moniliazis
kanatlılarda, Candida albicans’dan ileri gelen ve sindirim sisteminde bozukluklarla beliren bir mantar hastalığıdır.

Kellik
Trichophyton gallinae’den ileri gelen sakal, ibik, baş ve göz etrafında oluşan kepekli, kabarık lezyonlarla karakterize olan bir mantar hastalığıdır.

Bir önceki yazımız olan Yumurta kabuğu çöp değildir başlıklı makalemizde çöp, Değildir. ve KABUĞU hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜMES HAYVANCILIĞI

Yumurta kabuğu çöp değildir

Published

on

Yumurta kabuğu çöp değildir

Çok değerli bir kalsiyum kaynağıdır ve bedenimizin asli ihtiyacı olan bütün iz elementleri içerir: bakır, flor, demir, manganez, molibden, sülfür, silisyum, çinko…vs. Toplam 27 element içerir.
Hem çocuklarda hem yetişkinlerde tırnak ve saç kırılması, diş eti kanamaları, kabızlık, uykusuzluk, kronik soğuk algınlığı ve astıma karşı olumlu etikeleri vardır. Yumurta kabuğu kemik dokusunu güçlendirmektedir ve osteoporoz tedavisinde çok yararlıdır.

Tarifi: Kaynatılmış kabuğu bir havanda ezin, günde 1 gr. kadar alın.
Not: Köy Yumurtası olacak


Türkiye'nin En Güvenilir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Kanalı Ziraat Televizyonu

Bir önceki yazımız olan Antibiyotik kullanımının kısıtlanmasına bağlı olarak intensif hayvancılık başlıklı makalemizde Antibiyotik, bağlı ve HAYVANCILIK hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular