Connect with us

Genel

Gübreleme Yöntemleri

Published

on

Giriş

Topraklardaki besin elementi eksiklikleri, sağlıklı ve kaliteli üretim artısını engellemektedir. Dengeli bir bitki besleme ve gübreleme ile daha fazla verim alınması, kaliteli ve sağlıklı urun elde edilebilmesi için; gübre ihtiyacının doğru belirlenmesi ve gübre çeşidi ile miktarı, uygulama yöntemi, uygulama sıklığı ile zamanı gibi bilgilerin kayıt altında tutulması gerekmektedir. Gubre kullanım etkinliğinin artırılması da, riskleri azaltarak bitki besini gereksiniminin karşılanmasında onemli bir rol oynayacaktır. Gubre etkinliğini artıracak önlemler hem urun acısından, hem çevresel acıdan, hem de ekonomik acıdan onem tasımaktadır. Gübrelerden en üst düzeyde fayda sağlanabilmesi icin bitki istekleri, iklim, toprak yapısı ve vejetasyon donemi dikkate alınarak doğru bitkide, doğru yerde, doğru zamanda, doğru gubrenin kullanılması gerekmektedir. Gubrenin gereken cins ve miktarlarda uygulanmasıyla; asırı gubre kullanımı sonucu verimde kalite bozulması, tarım topraklarının verimliliğini kaybetmesi, çevreyi olumsuz etkilemesi, kaynak israfı vb sorunlar engellendiği gibi, gereğinden az kullanılması sonucu karsılasılan verim ve kalite dusukluğunun de onune gecilecektir. Surdurulebilir tarım ilkelerine uyacak şekilde doğru gübre kullanımının en etkili yolu ise toprak ve bitki analizlerine dayalı uygulamalardır.

2-Bitki besin maddeleri
Bitki besin maddeleri toprak verimliliğini tayin eden faktörlerin başında yer almaktadır. Bitkiler yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri büyüyüp gelişebilmeleri ve ürün verebilmeleri için gelişme ortamından birçok besin elementi alırlar. Bunların sayısı 74 kadardır. (Haliova, 1996). Ancak bu elementlerin bir kısmı (20 kadar) bitkiler için mutlak gerekli olan bitki besin elementidir  (Mengel ve Kirkby, 1987;  Bergman, 1992;  Marschner, 1995). Bir  besin elementinin  bitkiler için mutlak gerekli besin maddesi  olabilmesi için 3 ana koşulu taşıması gerekir (Kacar ve Katkat, 2007 ). Bunlar:

1-O elementin noksanlığı halinde bitkinin hayat süresini tamamlayamaması,
2- O elementin kendine göre tamamı ile özel bir etkisinin bulunması,
3- O elementin bitkideki etkisinin direkt olması.
Bitkilerin gelişmesi için mutlak gerekli elementlerin sayısında ve sınıflandırılmasında değişik kaynaklar arasında ayrıcalıklar bulunmaktadır. Bitki besin elementlerinin miktarlarındaki ayrımlılığın temel nedeni, bunların tüm bitkiler için mutlak gerekli olmaması ve gelişen teknik sonucu yeni elementlerin listeye eklenmesidir (Kacar ve Katkat, 2006).

Bitkiler için mutlak gerekli bitki besin elementleri bitkide bulunuş miktarları veya bitki bünyesindeki işlevleri dikkate alınarak birçok araştırıcı tarafından değişik şekillerde sınıflandırılmıştır. Ancak en çok kullanılan sınıflandırma “Makro” ve “Mikro” besin elementi olarak yapılan sınıflandırmadır. Bu bitki besin elementlerinden karbon (C),  oksijen (O), hidrojen (H) organik maddede bulunan elementler, azot(N), fosfor (P), potasyum (K), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve kükürt (S) makro besin elementleri, demir (Fe) mangan (Mn), çinko (Zn), bakır (Cu), bor (B), molibden (Mo), klor (Cl), sodyum (Na), kobalt (Co), silisyum (Si),  nikel (Ni), vanadyum(V), ve aliminyum (Al) mikro besin elementleri olarak tanımlanmıştır. Sodyum, kobalt, silisyum,  nikel, vanadyum, ve Aliminyum  kimi bitkiler için gereklidir ve bu konuda tartışmalar sürmektedir. Toprak bu besin elementlerinin ana kaynağıdır.

Bitkiler ihtiyaç duydukları bu makro ve mikro besin elementlerini gelişme ortamından kökleri ile alabildikleri gibi, toprak üstü organları olan yaprak, dal-sürgün ve gövdeleri ile de alabilmektedirler. Ancak bitki besin elementlerinin büyük bir kısmı bitkinin kökleri vasıtası ile kök gelişme ortamından alınmaktadır. Makro ve mikro besin elementlerinin alınış formları ve yerleri Çizelge 1’de verilmiştir (Mengel ve Kirkby, 1987; Schroeder, 1984).

Çizelge 1. Bitki Besin Elementlerinin Alınış Formları ve Kaynakları

 

Bitki Besin Elementi

Alınış Formu

Bitki Besin Elementi

Alınış Formu

Karbon (C)

CO2

Demir (Fe)

Fe+2,Fe+3, şelat

Hidrojen (H)

H2O

Mangan (Mn)

Mn+2, şelat

Oksijen (O)

CO2, H2O

Bor (B)

B4O7-2 ,HBO3-2, HBO3-2

Azot (N)

NO3 NH4+

Çinko (Zn)

Zn+2, Şelat

Fosfor (P)

H2PO4HPO4-2

Bakır (Cu)

Cu+2,şelat

Potasyum (K)

K+

Molibden (Mo)

MoO4-2

Kalsiyum (Ca)

Ca+2

Klor (Cl)

Cl

Magnezyum (Mg)

Mg+2

Sodyum (Na)

Na+

Kükürt (S)

SO4-2

 

3-Gübre ve gübreleme
Tüm canlılar gibi bitkiler de beslenmek mecburiyetindedirler. Bitkilerin gelişmeleri için ortamdan aldıkları maddelere bitki besini maddeleri, bitki besin maddelerinin ihtiva eden maddelere gübre ve bunların bitkinin gelişme ortamına verilme işlemi de gübreleme olarak tanımlanmaktadır. Bu basit tanımlama geniş anlamda ifade edildiğinde “Kültür bitkileri yetiştiriciliğinde bir tohumun, fidenin veya bir bitki üretim organının    toprağa veya yetiştirme ortamına   ekim ve dikimden sonra   tüm hayatının sonuna kadar geçen süre içinde    vereceği ürünün miktar ve kalitesini arttırmak amacıyla toprağa verilen maddelere gübre   bu işleme de gübreleme adı verilir” Bazı araştırıcılar gübreleri yapay ve doğal sınıflandırmış ve bu sınıflandırmada temel olarak gübrelerin elde edilme durumu dikkate almıştır. Doğal şekilde oluşanlara doğal gübreler, bunun yanında kimyasal olarak elde edilenlere de yapay olarak üretildikleri için yapay gübreler adı verilmiştir Bazı araştırıcılar gübreleri organik ve mineral gübre olarak sınıflandırmışlardır. Bu sınıflandırmada temel olarak bitki besin maddelerinin gübrede bulunuş şekilleri dikkate alınmıştır. Organik ve inorganik gübreler olarak bu gübreler sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Bazı araştırıcılar ise gübreleri işletme ya da ticaret gübreleri olarak sınıflandırmışlardır. Bu sınıflandırmada da temel olarak gübrenin yapıldığı işletme dikkate alınmıştır.

4-Gübrelerin gübreleme zamanları ve gübreleme şekilleri
Gübrelerden en iyi şekilde yararlanmak için uygulanacak gübrenin sadece çeşidini ve miktarını bilmek yeterli değildir. Gübrelerin toprağa uygulanma zamanına ve şekline de çok dikkat edilmesi gereklidir. Gübreleme zamanının seçiminde önemli olan, bitkinin ihtiyacı olduğu zaman ona gerekli ortamı ve besin maddesini sağlamaktır. Bu nedenle bazı bölgelerde yetiştirilen belli bitkiler için verilmesi gereken gübre miktarı bir defada verilirken bazı bölgelerde bölünerek birkaç defada verilebilmektedir. Gübrenin çok erken veya çok geç verilmesi halinde gübreden beklenen yarar büyük oranda azalmaktadır. Gübrelerin uygulama şekli ve zamanları bitkilerin besin maddesinden yararlanmaları açısından son derece önemlidir. Ticaret gübreleri ile organik gübre uygulamalarının toprağa verilme şekilleri ve uygulama zamanları ile ilgili bir genelleme yapmak da mümkün değildir. Gübrelemeden elde edilmek istenen faydanın sağlanabilmesi için bu materyalleri toprağa en uygun zamanda ve doğru şekilde uygulamak gerekmektedir. Bu nedenle uygulanmak istenen gübre materyali çok iyi bilinmeli, uygulanma zamanı ve metodu o gübrenin cinsine göre belirlenmelidir (http://hobibahcemiz.net/). Toprağa uygulanan besin maddelerinin toprakta uzun zaman alınabilir yapıda kalamayacakları göz ardı edilmemelidir.

Genel olarak gübrelerin uygulama zamanı; iklim koşulları,  toprak koşulları,  bitki  türü,  kullanılacak gübre çeşidine göre değişmektedir.

Gübrelerin uygulama zamanı üzerine bu dört faktör şu şekilde etkili olmaktadır:

İklim koşulları: Yağışlı ve nemli iklim koşullarında gübrelerin uygulama zamanı olabildiğince ekime yakın dönemde yapılmalıdır. Çünkü yağışlarla bitki besin maddelerinin yıkanma şeklinde kayıpları artmaktadır. Çok sıcak ve çok kurak koşullarda ise gübreden buharlaşma ile ve fiksasyonla kayıplar olabilecektir. Bu durum göz önüne alınarak gübreleme zamanı ayarlanmalıdır. Gübre verme zamanı konusunda üzerinde durulması gereken en önemli konulardan birisi tohumun çimlenmesi sırasında toprakta yeteri kadar bitkiye yarayışlı besin maddesi bulunduracak şekilde gübreleme zamanını ayarlamaktır. Aksi durumda gübrelemeden amaçlanan başarıya ulaşılamaz.

Toprak Koşulları: Gübrelerin toprakta tutunmaları ve yarayışlılıklarının fazla olması için toprak koşulları da iyi bilinmelidir. Hafif bünyeli kumlu topraklarda besin elementleri toprağa tutunamadıkları için uygulamadan sonra topraktan ya yıkanma yada buharlaşma yoluyla kaybolmaktadır. Hafif bünyeli topraklarda özellikle azotlu gübrelerin bölünerek uygulanması kayıpların azaltılması açısından uygundur. Kireçli ve hafif alkali topraklarda verilen fosfor fiksasyona uğramakta ve bitkinin yararlanamayacağı şekle dönüşmektedir. Bu nedenle fosforlu gübrenin ekimden hemen önce hatta ekimle birlikte uygulanması gerekmektedir.

Bitki Türü: Sebzelerde ve yeni meyve bahçeleri tesis ederken kimyasal gübreler ekimle veya ekimden hemen sonra uygulanmalıdır. Meyve ağaçlarının gübreleme zamanı bölgenin iklimine göre değişmekle birlikte ılıman bölgelerde şubat mart aylarında, kışı şiddetli geçen bölgelerde ise mart nisan aylarında yapılmalıdır. O yılın ilk gübrelemesinde önerilen fosforlu ve potasyumlu gübrenin tamamı ve azotlu gübrenin yarısı verilmelidir. Azotun diğer yarısı 2-3 ay sonra sulamadan hemen önce tırmıkla toprağa hafifçe karıştırılmalı ve daha sonra sulanma yapılmalıdır.

Kullanılacak gübre çeşidi: Gübrenin uygulama zamanı gübre çeşidi dikkate alındığında iki faktöre göre değişmektedir. 1. Gübrenin organik ve inorganik formda olmasına göre, 2. Bitki besin elementinin çeşidine göre farklıdır.

Genel olarak organik gübrelerin sonbaharda toprağa uygulanmaları daha uygundur. Çünkü kış yağışları ile birlikte organik gübrenin toprağa nüfuz etmesi sağlanacaktır. İnorganik yani kimyasal gübrelerdeki besin elementleri bitkinin alımına hazır durumdadır. Bu nedenle ekim veya dikim sırasında uygulanmalıdır. Bu gübrelerin uygulanma zamanı ise verilecek bitki besin elementlerine göre değişiklik göstermektedir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler ekimden önce veya ekim sırasında verilmelidir. Azotlu gübreler ise mutlaka bir kaç defada bölünerek uygulanmalıdır. Çünkü azot hareketli bir elementtir ve kolayca yıkanıp kaybolmaktadır. Yarısı ekimle birlikte veya ekimden hemen sonra, diğer yarısı ise bitkinin gelişme döneminde verilmelidir. Yağışlı bölgelerde veya kumlu topraklarda uygulanacak olan azotlu gübreler daha çok parçaya bölünerek uygulanabilir. Bu uygulama şekli ile gübreden meydana gelecek kayıplar asgaride tutulabilir.
Organik gübrelerin uygulanma zamanını gübrenin uygulanacağı toprağın bünyesi ile gübrenin uygulanacağı bölgenin iklim şartları belirler. Buna göre çiftlik gübrelerinin en ideal uygulanma mevsimlerinin ilkbahar ve sonbahar olduğu görülür. Burada uygulamanın ilkbaharda mı yoksa sonbaharda mı yapılacağına yukarıda belirtildiği gibi iklim ve toprak faktörleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Tarlaya uygulanan organik gübrelerin pulluk ile gömülerek gübrenin değerinden meydana gelecek kayıpların önüne geçilir. Gübrenin toprak altına gömüleceği derinlik toprak bünyesine bağlı olarak değişmektedir. Genel bir uygulama şekli olarak çiftlik gübreleri hafif bünyeli topraklarda yüzeye serildikten sonra sürümle derine, ağır bünyeli topraklarda ise yüzeye serilip hafifçe yüzlek olarak karıştırılır.
Bitki ekildiğinde hazır besin bulabilmesi için organik gübreler ayrışma süreleri göz önünde tutularak ekimden önce verilmelidir. Gübreler sıcak ve nemli iklim şartlarında yetiştirilen bitkilerin ekiminden 4-6 hafta önce, serin koşullarda yetişen bitkilerden ise bir kaç ay önce toprağa uygulanmalıdır

Genel olarak P ve K’lu gübreler ekimle birlikte ve meyve ağaçlarında sürgün faaliyetinden önce uygulanır. N’lu gübreler ise yine ekimle birlikte, meyve ağaçlarında ise sürgün faaliyetlerinin başlama döneminde verilir. Gübreleme uygulama zaman bakımından esas olarak 2 ayrı zamanda yapılır. Bu uygulama şeklinin ilkine temel gübreleme ikincisine başa gübreleme denir. Başa gübreleme tek senelik bitkiler için gerekli olan bir gübreleme terimidir. Bitki tohumu torakta çimlenip toprak yüzeyine çıktıktan sonra yapılan gübrelemedir. Kültür bitkilerinin bazı fizyolojik gelişme dönemlerinde örneğin sapa kalkma, boya kalkma, çiçeklenme, meyve tutumu gibi dönemlerde yapılan gübreleme başa gübrelemedir.

5-Gübreleme yöntemleri
Tarımda genel amaç mümkün olduğu kadar ekonomik gübre kullanımı gerektirecek koşulları sağlamak, bunu yanında gübreleme yaparken de toprağın verim gücünün korunmaktır (Yağmur, 2009). Gübrelemede önemli olan gübreyi bitkinin genetik yapısına ve dış faktörlere uygun olarak uygulayıp verim ve kaliteyi yükseltmektir.  Gübreden istenilen sonucu alabilmek için özellikle mineral gübrelerin, toprak tipi ve bitki türüne göre uygun derinlikte uygulanması gerekir. Çünkü kültür bitkilerinin beslenmesinde kullanılan miktar ve formunun yanında gübre uygulama şeklinin de önemi vardır. Gübre yönteminin belirlenmesinde toprağın verimlilik durumunun yanında bitki üretim sistemi ve sulama yöntemi de önem taşımaktadır.

Topraktaki bitki besin maddelerinin hareketi toprak bünyesine bağlı olmakla birlikte, yağış ve sulamanın yanında hareket kabiliyetine de bağlıdır.Genel olarak N, P ve K ‘a oranla toprakta daha hızlı hareket eder. Bu nedenle N, P ve K’lu gübrelerin uygulanış derinlikleri birbirinde farklıdır. Bir yıl içerisinde normal yağış koşullarında fosfor (P); 1-3 cm toprak derinliğine inebilir, potasyum (K) ise 5-8 cm kadar derine iner. Azotun (N) toprakta hareketliliği ise kullanılan azotlu gübrenin nitrat, nitrit, amonyum ve üre şeklinde oluşuna bağlı olarak değişmektedir. Nitratın bir anyon olması nedeniyle toprakta tutunması zordur. Bu nedenle nitrat azotu şeklinde azotlu gübre kullanılması halinde nitrat toprak derinliğine doğru yıkanacaktır. Nitratın 1 yıl içerisindeki topraktaki hareket kabiliyeti 20-25 cm Amonyum ya da üre formundaki azotlu gübrelerin ise toprakta tutunması nitrata oranla daha fazla olduğu için 1 yılda 12-15 cm derinliğe kadar inebilir. Gerek bitki besin maddelerinin toprak içinde hareketliliği, gerekse toprağın durumu dikkate alınarak gübreleme yöntemi belirlenmelidir. Ayrıca gübreleme yönteminin saptanmasında ekim dikim mesafesi, bitki türü ve gübre fiyatı da etkilidir. K ve P ‘lu gübreler toprak kolloidleri tarafından fiksasyona uğrarlar. P ‘un toprakta pH `sına bağlı olarak Ca, Fe, Al ile alınmaz forma dönüşmesi uygulanacak gübrelerin toprak tipine göre düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bitkilerin yeterli düzeyde beslenmelerinin sağlanmasında kullanılan gübrenin miktar ve formunun yanında gübre uygulama şeklide etkili olmaktadır. Gübreleme yönteminin belirlenmesinde toprağın verimlilik durumunun yanında bitki üretim sistemi ve sulama yöntemi önem taşımaktadır. Gübreleme yöntemleri;

Serpme Usulü Gübreleme: Küçük alanlarda elle, geniş alanlarda makine ile tüm toprak alanına gübre serpilerek yapılan bir işlemdir. Özellikle azotlu gübreler yüzeye serpilerek uygulanmaktadır. Ekimden önce olduğu gibi ekimden sonra veya bitki geliştikten sonra da uygulanabilmektedir. Bu şekilde gübrenin uygulanması hem zaman hem de işçilikten tasarruf sağlamaktadır. Bu yöntemin tercih edilmesinin nedenleri; toprağın verimliliği homojen ise,  sık bitki ekim-dikimi yapılıyorsa,  bitkinin kılcal kök sistemi toprağın tüm alanına yayılmış ise,  toprakta fosfor ve potasyum fiksasyon oranı az ise, Kısa zamanda geniş bir alanda gübreleme yapılacaksa,  birim alana verilecek gübre miktarı fazla ise, gübre fiyatı ucuz ise,

Bant (Çizi) Usulü Gübreleme: Serpme yönteminin tercihinde belirtilen nedenlerin tersi olan şartlar mevcut ise bant usulü gübreleme uygulamak gerekmektedir. Özellikle sıra arası mesafesi fazla olan bitki yetiştirme tekniklerinde gübreler bitki yetiştirme sırasının sağına ve soluna ve bazı durumlarda hem sağ ve hem de sol kısmına bant halinde gübre toprağın belirli derinliğine uygulanır. Fosfor ve çinko gibi toprakta kolayca yarayışsız forma geçen elementler için banda uygulama en uygun yöntemdir. Köke en yakın bölgeye verildiğinden bitki kolayca alabilmektedir. Sıraya ekilen bitkilerde gübrelerin banda uygulaması önerilmektedir. Bu şekilde yapılan bir uygulamayla gübrenin yarayışlılığı da artmaktadır. Meyve ağaçlarında banda uygulama taç izdüşümüne uygulama şeklinde yapılmaktadır. özellikle fosfor, potasyum ve mikroelement gübrelerinin taç izdüşümüne, 15-20 cm açılan derinliğe uygulanması ve uygulandıktan sonra üzerinin toprakla kapatılması gereklidir. Fosforlu ve gerekiyorsa potasyumlu gübre erken ilkbaharda ağaç tacının altına (taç izdüşümüne) açılacak 15-20 cm genişlik ve 15-20 derinlikte daire şeklindeki hendeğe, verilerek üzeri toprakla doldurulur.
Ocak-Küme Usulü Gübreleme: Bu yöntemle gübreler, bitkinin taç izdüşümüne ve sulama tavası içine açılan çepeçevre banda uygulanır ve gübrelerin üzeri toprakla kapatılır. Bu yöntemle dikkat edilmesi gereken husus gübrelerin doğrudan bitkinin kılcal kökü ile temas etmemesidir. Açılan bandın genişliği ve derinliği bitkinin kılcal kök sistemi derinliğine göre değişmektedir.

Yağmurlama Sistemi İle Gübreleme: Daha çok açıkta tarla-bahçe tarımında sulamanın yağmurlama şeklinde yapılması durumunda kullanılan bir yöntemdir. Özellikle ikinci ve üçüncü kısım halinde uygulanan gübreler bazı üreticiler tarafından yağmurlama sistemine monte edilen bir gübreleme ünitesi ile yağmurlama sulama ile uygulanmaktadır. Bu yöntemle uygulanacak gübrelerin suda erime oranlarının yüksek ve tuzluluk indeksinin az olması gerekir. Bu şekilde gübrenin bir kısmı bitkilerin yaprakları tarafından da alınabilmektedir. Bu  yöntemle gübreler günün sıcak saatlerinde uygulanmamalıdır.

Yapraktan Gübreleme: Bitkilerde bazı hallerde ve özellikle mikro element noksanlıklarının kısa sürede giderilmesi amacı ile yapraktan gübreleme yapılmaktadır. Kimyasal gübrelerin bitkiyi yakmayacak dozlarda suda eritilerek bitkinin üst aksamına ve özellikle yapraklara püskürtülerek uygulanmasıdır Bitkilerin tüm besin element ihtiyaçları özellikle makroelement gereksinimlerinin tamamının yapraktan beslenme ile karşılanması mümkün değildir.  Genellikle mikroelement içeren gübreler için uygun bir yöntemdir. Gübrelerin topraktan uygulanması değişik nedenlerden dolayı uygun olmayabilir. Örneğin toprakta kireç yada pH’nın yüksek oluşu nedeniyle topraktan uygulanan mikroelement gübreleri etkisiz olmaktadır. Bu nedenle özellikle mikroelement eksikliklerinin etkili ve hızlı bir şekilde giderilmesi için en iyisi yapraktan uygulamadır. Yapraktan gübrelerin uygulanması özellikle meyve ağaçlarında yardımcı ve çabuk tedavi edici bir yöntemdir. Yapraktan gübrelerin uygulanmasında en önemli konu uygulama zamanıdır. Örneğin bitkilerin çiçeklenme döneminde veya meyve oluşumu sırasında yapraktan gübreleme yapılmamalıdır. Uygulanırsa çiçeklerin yanmasına ve tozlaşmanın engellenmesine neden olabilir.

Yapraktan gübrelemeyi gerektiren nedenler olarak;
Eksikliği görülen elementin noksanlığının giderilmesi topraktan uygulama ile giderilemiyorsa,
Topraktan uygulamada, uygulanan element çok kısa sürede toprak özelliklerinin etkisi ile alınamaz hale dönüşüyorsa, topraktan uygulamadan sonra sulama yapılamayacak ise,
Gelişme dönemi olarak topraktan uygulama zamanı geçmiş ise,
Birim alana veya ağaç başına uygulanacak gübre miktarı çok az ise, topraktan uygulama yüksek maliyet getiriyorsa, eksikliği görülen element veya elementler yapraktan uygulanır.

Yaprak gübresi uygulanırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
Sabah erken, akşam üzeri veya gece uygulama yapılmalı, gün ortasında, havanın çok sıcak ve kurak olduğu dönemde uygulama yapılmamalı, rüzgarlı havalarda uygulama yapılmamalı,
Yapraktan uygulama sulamalardan birkaç gün sonra uygulanmalı,
Yaprakların alt ve üst yüzeyleri çok iyi ıslatılmalıdır,
Zirai ilaçlarla birlikte uygulama yapılacaksa (kalsiyumlu gübreler hariç) önce mineral gübreler eritilmeli sonra zirai ilaç ilave edilmelidir,
Uygulama belirli aralıklarla (10-15 gün) 2-3 kez yapılmalıdır,
Uygulama ekipmanının meme çapları çok küçük (pülverize yapacak şekilde) olmalı, iri çaplı eriyik danecikleri yaprak yüzeyinden kısa sürede akıp gidebilir.
Makro elementlerde element konsantrasyonu uygulama eriyiğinde % 1-2’yi, mikro elementlerde % 0.1-0.2’yi geçmemelidir.

Damla Sulama İle Gübreleme (Fertigasyon): Son yıllarda sulama yöntemlerinde  uygulanan yeni teknolojiler gübrelerin uygulanmasında da bazı kolaylık ve yenilikleri beraberinde getirmiştir. Örneğin damla sulama sistemi modern meyve bahçelerinin vazgeçilmez ekipmanı haline gelmiştir. Bu durum gübre uygulamalarının da sulama suyu ile verilmesini sağlamıştır. Kültür bitkilerinin en doğru bir şekilde sulanmasında kullanılan damla sulama sistemi ile gübreleme “Fertigasyon” adı verilmektedir (Çolakoğlu, 1990). Bu uygulama zaman işçilik ve yakıt tasarrufu bakımından çok uygun bir yöntemdir. Modern tarım tekniklerinin uygulandığı seracılık işletmelerinde, meyve bahçelerinde ve açıkta yapılan sebze üretiminde sulama programına bağlı olarak gübreleme programları geliştirilmiştir. Bazı işletmelerde bilgisayar destekli sulama-gübreleme “Fertigasyon” programları kullanılarak üretim yapılmaktadır. Fertigation yönteminde kullanılacak gübre miktarı klasik yöntemlerden daha azdır. Öte yandan fertigation yöntemi ile gübrelenmiş bahçelerde klasik yönteme göre daha fazla verim alınmaktadır.
Damla sulama ile suyun toprağın belirli bir bölgesine (derinliğine) verilmesi nedeni ile sulama suyunun kalitesi büyük önem taşır. Sulama suyu kalitesinde tuz değeri (Elektriki İletkenlik=E.C) 1-1.5 mS/cm’den büyük olması durumunda damla sulamada tuzluluk yönünden büyük problemle karşılaşılır. Sulama suyu kalite belirlenmesinde Elektriki İletkenlik (E.C), Bor, Klor (Cl) ve  Sodyum (Na) miktarı çok önemlidir.

Bir önceki yazımız olan Fidan Bakımı başlıklı makalemizde Fidan hakkında bilgiler verilmektedir.

Genel

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır

Published

on

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır.

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır.
Gen transferi, bir canlının genlerini taşıyan DNA’sının,bir başka canlının hücresine nakledilmesidir.
Genetik mühendisliği, benzer olmayan organizmalar arasında tek veya daha fazla genin izole edilip, kesilip, birleştirilmesi ve aktarılmasıdır (normal koşullarda oluşması beklenmeyen gen kombinasyonları).
Örneğin; Kutuplarda yaşayan bir tür balıktan izole edilen anti-freeze (yani bitki dokularında donmayı engelleyen) geni domates ve çilek gibi bitkilere aktarılarak soğuğa dirençli GD domatesler ve çilekler geliştirilmektedir.
Gen mühendisliği, gıda üretiminde ve gıda katkı maddeleri üretimi üzerinde kayda değer etkiler yapmaktadır.

Şahin DOĞAN

Bir önceki yazımız olan Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları başlıklı makalemizde Dikim, Erken ve fidelerde hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Genel

Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları

Published

on

Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları

TOHUM VE FİDELERİN ERKEN DİKİLMESİNİN SAKINCALARI
Tohum ekimlerinin yaklaştığı şu günlerde, özellikle sosyal medyada, bazı hobicilerin, yaz sebzelerininin tohum ekimlerini gerçekleştirdiğini hatta bazı fidelerin şaşırtma noktasına geldiğini görüyoruz. Her ne kadar ‘erken olduklarına’ dair yorumlar yapsak da, acele eden diğer hobicilerin de gördüğü fotoğraflar karşısında bir an önce ekim işlemlerine girme eğiliminde olduğu gözleniyor.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Sanal ortamda gezinen bazı ‘tohum ekim/fide dikim’ tabloları, ağırlıklı olarak profesyonel üreticiler içindir. Bu tablolardaki tarihlerin Türkiye genelini ifade etmesi mümkün değildir. Şöyle ki; bırakın Türkiye genelini, sadece Trakya’da bile aynı gün içinde, 3 ayrı bölgede, 3 ayrı iklim hakimdir. İstanbul’un Anadolu yakası ve Avrupa yakasında bile bazı noktalar için 5 güne yakın farklılık gösterir. Hele lokal olarak oluşan mikroiklimleri hesaba vurmanın imkanı yoktur. Don oluğu oluşturmuş bir tarla ile, bunun belki 50 metre sonrasındaki bahçede, fide dikim tarihleri farklılık gösterir.
Şimdi bu bilgiler ışığında nasıl bir yol izleyeceğiz? Fidelerimizi erken diksek ne olur? Erken erken dikersek, erken ürün alabilir miyiz? Veya erken diktiğimiz için bir kökten aldığımız verimi çoğaltabilir miyiz? soruları gündeme geliyor. Sırasıyla cevap vermek gerekirse;
-Ek bir tedbir almıyorsanız-
Genel olarak yaz sebzelerinin toprakla buluşturulması, bölgedeki son donlardan 2-3 hafta sonrasına ayarlamak en güzelidir. Hobiciler açısından bakacak olursak ta; Türkiye için genel tarih hıdırellezi takip eden haftada olması gerekir. Bu tarih, toprağın sebze yetirmek için gerekli olan derinliğindeki sıcaklığın 9-10 dereceyi bulacağı tarihtir. Ayrıca bu tarih, eski anadolu köylülerinin kullandığı ‘Rumi Takvimi’nin ‘kış ayları’nın bitiş tarihidir. Yani 5 Mayıs’ta kış ayları biter ve 6 Mayıs’tan sonra ‘yaz ayları’ başlar. Bu nedenle, hıdırellez haftası fideleri toprağa dikebilmek için, bundan 2 ay öncesi olan, 5 Mart’ta, tohumları ekmelisiniz. Bu tarih, domates, biber ve patlıcan için önemli bir tarihtir. Diğer sebzeler için öncesi ve sonrası konusunda tek tek ele almak gerekir. Ama hepsi için erken davranmanın bir nedeni yok, hatta sakıncaları var.
Fideleri erken dikersek ne olur? Sorusuna cevap olarak; genelde biber, patlıcan ve domates, soğuk toprakta sıkıntı çıkartır, zayıf gelişim gösterir, sağlıklı bir fide olsa bile zaman içinde hastalıklara yatkın bir hale gelir, toprakaltı sıcaklığı düşük olduğu için kök gelişmesinde sorunlar oluşur. Bu durumlarda, gövdede gelişme gerilemesine, ürüne yatmada sorunlar çıkartır. Mesela 15 Nisan’da diktiğiniz bir patlıcan fidesi, 7 Mayıs’ta dikeceğiniz fideden, ilerleyen tarihte daha az gelişme gösterir ve yaz yorgunluğuna daha erken yatabilir. Öte yandan, yine patlıcan için konuşmak gerekirse, soğuk toprakla buluşan patlıcan, önce yaprak silkmesiyle kendini yenilemeye, sonrasında, hava sıcaklığıyla birlikte gelişmeye yönelik yeni bir dönem oluşturur. Bir çok hobici de, bu yaprak dökmeleri ‘patlıcan soldu, tutmadı’ diyerek, fideyi yeniden dikme eğilimi gösterir.
Bu nedenle ‘Erken dikersek erken ürün alabilir miyiz’ sorusuna ‘hayır’ diye cevap verebiliriz. Çünkü, erken diktiğimiz zaman belki erken bir çiçeklenme söz konusu olabilir ama, meyveye yatma konusunda, zamanın aşılmasına neden olacaktır. Belki biber çok büyük bir sorun çıkartmıyor gibi görünse de, hastalıklara karşı direnci azalacak, körpe biberlerde lezzet oluşması engelendiği gibi, kart biberler de odunsu bir özellik kazanmasına neden olacaktır.
Sağlıklı bir fide oluşturmada alınacak öncü tedbirlerin yanına, bir de dikimle ilgili tedbirlerin gündeme gelmesine neden olacak, sağlıklı olan fidemiz, süreç içinde zayıf bir fide haline gelecektir.
Ancak ek tedbirler alınabilir.
Tabi bu ne kadar gerekli tartışılabilir.
Mesela, toprağın sıcaklığını arttırmak için, oluşturduğunuz dikim tavası, masura veya yükseltilmiş sebze yataklarının üzerine, şaşırtma yaptığınız tarihte siyah bir naylon germek, toprak ısısının yükselmesine, mikroorganizma yoğunluğunun artmasına ve hareketlenmesine neden olacaktır. Bununla birlikte, yapılabilirse, siyah poşetlerin üzerine açacağınız deliklere fideleri dikebilir, U şeklinde toprağa soktuğunuz 6’lık inşaat demirleri üzerine naylon gererek ‘örtüaltı’ yapabilirsiniz. Ancak bu örtü altı sisteminin, özellikle sabah 10’da bir süre açılması ve mesela 10 dakika sonra tekrar örtülmesi gerekir. Bu şekilde içeride oluşan oksijen fazlalığı, karbondioksitle dengelenebilir.
Bu sistem size , erken bir dikim için fayda sağlayacaktır. Ama yine de tavsiyem, 6 Mayıs’tan önce soğuk toprağa fidelerinizi dikmeyin!
(Not: Yukarıda bilgiler, sadece açıkta toprağa dikilen sebze fideleri içindir. Kapalı bir balkon veya örtülatı için farklı bir durum söz konusudur.)
Murat ÖZYILDIRIM

Bir önceki yazımız olan Balkon (saksı) bahçeciliği başlıklı makalemizde bahçeciliği, Balkon ve Saksı hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Genel

Balkon (saksı) bahçeciliği

Published

on

Balkon (saksı) bahçeciliği

BALKON BAHÇECİLİĞİNE GİRİŞ -1-
Balkon (saksı) bahçeciliğinin yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Çünkü, bahçe veya tarla gibi, neresinden bakarsanız bakın, hatalarınızı tölere edecek bir yapı yoktur. Küçük bir mekanda bütün bir dengeyi oluşturma konusunda çekilecek acemilikler, hobicilerin bu uğraştan çekinmesine, hiç başlamasına veya bırakmasına yol açmaktadır.
Balkon (saksı) bahçeciliğinde sıkıntı çekilen konuları şöyle bir gözden geçirirsek;
– Toprak yapısını oluşturamama
– Sulama dengesini kuramama
– Gübreleme problemleri
– Işık ve gölgeleme hataları
– Döllenme problemleri
– Budama yapmama eğilimi
– Sağlıklı fide yetiştireme/edinememe sorunları
– Yetiştirme ortamının ebatları konusundaki hatalar olarak karşımıza çıkıyor.
Kısaca toparlayacak olursak;
Saksı gibi ortamlarda kullanacağınız ‘toprak harcı’ için farklı formüller vardır. Ancak benim üzerinde durduğum ‘sebze yetiştiriciliği’ olduğu için, yapılacak en güzel harç, kompost veya torf, ahır gübresi ve kumu eşit oranlarda karıştırarak yapacağınız harçtır. Sadece torf veya bahçe toprağı içinde yetiştirme sıkıntıları beraberinde getirirken, kendinizin yapacağı kompost bir çok konuda size yardımcı olur. Torfta, üst tabakada hızlı bir kuruma ancak alt tabakalarda fazla su barındıracağı için, sadece torfla üretim yapmak, hobiciye çokta yarar sağlamaz. Ancak burada bir konuya temas etmek gerekir: Torf dediğimiz metaryal, organik bir yetiştirme ortamıdır ancak, ‘saksı toprağı’ diye satın aldıklarınızda ‘kimyasal veya organik gübreleme yapılmıştır’ diye bir ibare vardır. Benim tavsiyem sadece, ek işlem görmemiş ‘torf’u kullanmak, (bir miktar besin maddesi olmasına rağmen) zaman içinde gübrelemeyi kendimizin yapmasıdır. 
Öte yandan harç içine koyacağımız kum, saksı içinde sıkışmayı önlerken, ahır gübresi, bitkinin bir süreliğine besin maddelerini almasına yardımcı olur.
Not: Kum yerine; perlit, vermikülit vb gibi başka metaryellerde kullanabilirsiniz. Ancak en kolay ulaşacağınız kum olduğu için, bunun üzerinde duruyorum. Bu arada, kumu nasıl kullanacağınız konusunda bir sonraki yazıda detay vereceğim.
SULAMA SORUNLARI
Harcı doğru olarak yaptığımız sürece, sulama konusunda çok fazla hata yapacağımızı düşünmüyorum. Tabi bitkinin, su ihtiyaçlarını doğru olarak bilmek, zamanlamasını ve miktarını tam olarak tayin edebilmekte önemli… Domates çok fazla suyu sevmez ancak, patlıcan sudan hoşlanır, hıyar dibinin nemli olmasını sever. Bu nedenle, değişik saksılarda üretim yaparken, hepsini aynı zamanda sulamak doğru değildir. En basitinden, bitkilerin su ihtiyaçları, akşam karanlık çökerken, yapraklarda bir solma benzeri durum varsa veya toprağın 2-3 cm altında kuruma söz konusuysa gündeme gelmiştir. Bunun dışında sulamak, bitkilerin boya gitmesine, çiçek veya meyvaya yatmamasına neden olur. Tabi bu istekler, saksıların güneşle olan irtibatlarıyla doğru orantılıdır. Bu nedenle, 8-9 saatten fazla güneş alan bir yerde ek tedbirler almanız gerekir. Mesela saksıların dışına alüminyum folyo sarın, bitkilerin dibine malçlama yapabilecek bir şeyler koyun… Bulabiliyorsanız saman veya küçük çakıl taşları sererseniz, nemi kaybetmesini önlemiş olursunuz. (Tabi başka metaryallerde olabilir)
Sulama konusunda en iyi çözüm damlama sistemidir. Çok maliyetli bir iş olmamakla birlikte, sistemi kurma konusunda engelleriniz varsa değişik alternatiflere yöneleceksiniz. Ancak, hiç bir zaman, çeşmeden direk aldığınız suyu dökmeyin… Klorun uçmasını bekleyecek bir zaman aralığında suyu dinlendirin…
GÜBRELEME SORUNLARI
Gübreleme problemini, ilk etapta toprak harcınıza koyduğunuz ahır gübresiyle tedarik edebilirsiniz. Ama, yeterli olma konusunda, zaman içinde isteklerinize cevap veremiyebilir. Bu nedenle, bitkilerden elde edeceğiniz ‘bitki özütleri’ni kullanmak, gelişim evresinin ‘çiçek açma’ döneminde, organik potasyum gübrelerinden vermek, ara sıra ‘maden suyuyla’ sulamak iyi sonuçlar verir. Azot için ‘ısırgan özütü’, potasyum için; gruyfurt, patates, hıyar ve portakal kabuklarını mangal tarzı bir yerde yakarak elde edeceğiniz küllerini sulandırarak toprağa vermek ve minareller eksikliğini gidermek için, sade maden sularının gazlarını kaçmasını bekledikten sonra sulama suyuna karıştırmak iyi sonuçlar elde etmenizde yardımcı olur. Ayrıca, fide dikimi sırasında, olabiliyorsa, bir-iki tane muzu parçalamak, iki avuç taze ısırganı parçalamak, balık parçaları koymak, yumurtayı sirke içinde 4 gün beklettikten sonra koymak, odun küllerini toprağa karıştırmak, her saksıya 1,5 aspirini ezerek koymak, bitkinin farklı dönemlerinde, farklı ihtiyaçlarını görecektir.
IŞIK/GÖLGE SORUNU
Bitkilerin ihtiyacı olan güneş/ışık, sebze türlerine göre değişiklik gösterse de, 8 saatin altında olmamasna özen gösterin. Bu sürenin uzaması halinde, gölgeleme yapmak zorunda kalabilirsiniz. Mesela domates 8 saat direk güneş olmak üzere, 11-12 saat ışık ister. Zaman olarak, az olması sorun yarattığı gibi, çok olması da sorun yaratır. Bu dengeyi mümkün olduğunca kurmaya çalışın…
DÖLLENME SORUNLARI
Kapalı balkon tarzı yerlerde yetiştiricilik yaparken karşılaşacağınız en büyük sorunlardan biri, döllenme sorunudur. Bunun için, çiçeklenme döneminde, aşırıya kaçmamak şartıyla, bitkinin gövdesinden biraz sallayarak vibrasyon yapmaktır. Patlıcan için, çiçeği işaret ve orta parmağınız arasına alarak, kulak pamuğunu çiçek içinde gezdirin. Kabakgillerden bir bitkiniz varsa, erkek çiçeklerden birini kopartıp, dişi çiçek içinde gezdirin daha sonra dişi çiçeği, zarar vermeden toka benzeri bir şeyle kapatın… Olmaz ya, mısırınız varsa, tepesindeki erkek püskülünden keseceğiniz bir iki parçayı, yanlarda oluşan mısır koçanlarının üzerine serpmeye çalışın… Biberler, her ortamda rahat döllenirler ancak onları da arası sallarsanız iyi olur. Hıyarın, erkek çiçeklerini kopartıp, dişi çiçeklerinin içine sürtün.
BUDAMA
Saksıda yetiştirdiğiniz bütün sebzelere budama yapmanız gerekir. Domateste, sırık cinsler için koltukaltı alma, tepe budaması yapmaya özen gösterin. Patlıcanların, ilk çiçek açtığı dalı, çiçeğin 1 cm üzerinden tırnağınızla kopartın. Bu işlem diğer koltuklardan filiz atmasına neden olacak. Bu yeni filizler de ilk çiçeklerini açtığı dönemde, en üst yaprağın üzerini tırnağınızla kopartırsanız, yine koltuklardan filizlerin gelmesini sağlarsınız. Bu işlem, bitkinin özsuyunun, meyvaya daha iyi gelmesini sağlayacaktır. (Her sebzenin kendine göre budama şekli vardır. Bunların detaylarına diğer yazılarda gireceğim)
SAĞLIKLI FİDE SORUNU
En büyük sorunlardan biridir aslında… Sürekli üzerinde durduğum konu, mutlaka kendi fidenizi kendiniz yapın ve ‘sağlıklı fide’yi oluşturma konusunda bilgi dağarcığınızı geliştirin. Dışarıdan alacağınız fidelerin yüzde 80’i sorunlu ve yüzde 100’e yakını hibrit tohumdur. Yerel tohumlardan, kendi fidenizi üreterek, bir çok sorunu en baştan halletmiş olursunuz. Bir iki örnek vermek gerekirse; mantar hastalıkları güçlü hücre duvarları oluşturan bitkilere zarar veremiyor. Yine bir çok emici böcek, güçlü hücre duvarlarına karşı çok etkili olamıyor. Yani işin kısacası, güçlü hücre duvarlarına sahip sağlıklı bir fideyle üretime başlamak, genel zararlı ve hastalıklara karşı 1-0 önde başlamak demektir.
SAKSI SEÇİMİ
Yetiştirme yeri için saksı tercihiz varsa; özellikle domates için 60 lt’lik saksılar seçin. Daha küçük saksılarda, bazı cins domatesleri yetiştirebilirsiniz ancak, pembe domates gibi sırık cinsler için 60 lt uygundur.
Biberler için çok fazla saksı seçimine gerek yoktur. Öyle töleranslı davranırki, bundan sonra hep biber yetiştereyim diye düşünmeye başlarsınız.
Patlıcan için, 25 cm’lik derinlik idealdir.
Kabakgiller için orta boyda saksılar seçebilirsiniz.
Çilekler için, dikdörtgen çiçek saksıları idealdir.
Aşırıya kaçıp, balkonumda meyvede yetiştireyim diyorsanız, bodur cins olmak üzere; 20 lt civarındaki saksılarda; elma, mandalina, limon, portakal yetiştirebilirsiniz. Bu oran en küçük ebattır, daha büyük olursa dibine aromatik otlar, sarımsak, soğan gibi ürünler de dikebilirsiniz. Hem bu şekilde, zararlılar ve bazı hastalıklar için bariyer oluşturursunuz.
Hep söylerim; küçücük bir saksıda sebze yetiştiren bir hobici, her yerde çok başarılı bir şekilde sebze üretebilir.
YETERKİ İSTEYİN!
(Kısaca ele aldığım sorunları, daha detaylı olarak yazmaya devam edeceğim)
Murat ÖZYILDIRIM

Bir önceki yazımız olan Zeytinleri hasta etmeden buyutelim başlıklı makalemizde buyutelim, etmeden ve HASTA hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular