Connect with us

Gıda

Kayısı Çekirdeğine Aman Dikkat Siyanüre Tehlikesi

Published

on

ayısı Çekirdeğine Aman Dikkat Siyanüre Tehlikesi

Kayısı çekirdeğinde, çok yararlı bazı maddeler dışında zehirli bir madde olan siyanür de bulunur. Bu madde badem ve şeftali çekirdeklerinde de bulunur. Ancak kayısı çekirdeğindeki miktar badem çekirdeğindekinden daha fazladır. Aşırı, abartılmış miktarlarda badem yenilmesi de zararlıdır. Ama kayısı çekirdeği söz konusu olunca miktar daha da azalmaktadır. Bademe göre daha az kayısı çekirdeği insan için zararlı, hatta öldürücü dozda siyanür alınmasına neden olabilir. Özellikle çocuklar için tehlike daha ciddidir ve bazı öğretim üyelerinin verdikleri miktarlara göre bu dört-beş adet kayısı çekirdeği sınırına kadar inebilmektedir. Yani çocuk için beş adet kayısı çekirdeğinin yenilmesi bile zarar görmesi için yeterli olabilir.
Bu nedenle en iyisi çocukların kayısı çekirdeği yememeleridir.
Erişkinler de sınırlı miktarlarda tüketebilirler ancak. Tüketilebilecek günlük miktar konusunda sıklıkla günlük yedi adet rakamı telaffuz edilmektedir. Ancak bu konuda şahsen derli toplu bir araştırmayla karşılaşmadığımı ifade etmek isterim.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Ünal Yasir Caniş, Van’da dört yaşındaki bir çocukta tespit ettikleri beyin hasarını taze kayısı çekirdeğinin barındırdığı yüksek doz siyanüre bağlamıştı.(1) Siyanür kandaki hemoglobinin etkilediği kısmının görevini yapmasını engeller ve dokularda oksijensizliğe neden olarak zehirlenmeye neden olur. Maalesef yaygın bir şekilde içilen sigara dumanında da siyanür bulunmaktadır.
Kayısı çekirdeği ticari tanıtımında olumlu özellikler yanında bu zehirleyici özelliğe dikkati çekilmemektedir. (2) Satıcı şirketin sayfasından olduğu gibi aktarılan bu yazıda kayısı çekirdeğinde siyanür bulunduğu hususu gözden kaçırılmaktadır. Bu hususun piyasaya sunulan kayısı çekirdeği paketlerinde de yer alması gerekmektedir. Sigarayı “Kanser yapar, öldürür!” uyarısına rağmen fosur fosur tüketen insanlar neden kayısı çekirdeğinde siyanür var diye yararlarını bir kenara bıraksınlar? Kayısı çekirdeğinin “kanseri engeller”, “içinde yüksek oranda b17 vitamini var” gibi sloganlarla tanıtılması, bu zehirleyici özellikten haberi olmayan kişileri “Ne kadar çok tüketirsem, o kadar kendimi kansere ve diğer bazı hastalıklara karşı güvenceye almış olurum” düşüncesine itebilir. Kimbilir belki de her gün ülkemizde çok sayıda insan bolca yediği kayısı çekirdeklerinden zehirlenmekte, olayı ayakta atlatmaktadır.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Avni Kaya ve ark. kayısı çekirdeğinin siyanür içeriğinin 0,122-4,09 mg/g arasında değişmekte olduğunu bildirmekteler. Aynı araştırmacılar konuya ilişkin yaptıkları bilimsel inceleme yazısında bu ortalamanın 2,92 mg/g olduğunu ve ağızdan alımda insanlar için siyanürün ortalama öldürücü dozu 1,52 mg/kg olduğunu bildirmekteler.
Ticari kaygılarla kayısı çekirdeğinde 0,122-4,09 mg/g arasında değişik oranlarda bulunan siyanürü yok saymakta ve bileşim verilirken de yuvarlak ifadeler kullanılmaktadır. Bu çok tehlikeli bir tutum olup gelecekteki önlenebilir zehirlenmelerin habercisidir.
Diğer yandan kayısı çekirdeği B17 Vitamini bakımından zengindir. Uzmanlar günde yedi civarında kayısı çekirdeği yenilebileceğini belirtiyorlar. İyisi mi siz, erişkinseniz kayısı çekirdeği yiyin! Ama hem her zaman yemeyin, hem de tediğiniz zaman da 5-7 taneyi geçmeyin! Çocuklar ise daha büyük risk altında olduklarından onlara yedirmeyin!

Gıda

Biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

Published

on

Biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

GDO VE TOHUM

Çok kısa bir biçimde tohumdan bahsedeyim. Tohum tarımın ve gıdanın
olmazsa olmazıdır, eğer tohum olmazsa tarım ve gıda olmaz. Bu çok basit
bir biçimde söyleniş tarzıdır, ama toprağa eğer tohum atmazsanız istediğiniz kadar ilaç atın, istediğiniz kadar gübre atın ya da sulayın, oradan birşey elde etmeniz mümkün değildir. Ancak toprağa tohumu atar da gübre,ilaç, sulama yapmazsanız bile çok verim almasanız dahi bir miktar verim alırsınız. Bunun için tohumsuz bir tarım ve gıda düşünülemez.

Bu çerçevedede baktığımızda tohumu ele geçiren tarımı ve gıdayı ele geçirmiş olur.Bunun için de işte tohum şirketleri bu nedenden dolayı saldırır. Tohumuele geçirdiği andan itibaren tarımı ele geçirir, tohumu ele geçirdiği andan itibaren gıdayı ele geçirir ve gıdanın egemenliğini ele geçirir. Dolayısıyla buradatam bu gıda emenliğinden söz etmişken çokça yanılsama yaratan yada işte bizi yanlışlara sürükleyen bu iki terimi birbirinden ayırmak lazım,gıda güvenliği mi gıda egemenliği mi? Şimdi birisi İngilizce food sovereignty,birisi food security.

Şimdi bu çerçevede baktığımızda biz daima gıda güvenliğini gıda egemenliğinin10 tane ana başlıklarının aşağı yukarı ortalarında sayarız. Gıdagüvenliğini o anlamda çok fazla önemsemeyiz, ama Tarım Bakanlığı çıkar
konuşur, her ortaya çıkan ilkönce bir gıda güvenliği kelimesini kullanmayı
adet edinmiştir. Şimdi ben toprağa alabildiğine kimyasal gübre atıyorum,
alabildiğine ilacı da atıyorum ve attığım ilaçlar bakırlı ilaçlar. Size de busebzeleri veriyoruz ve tüketiyorsunuz. Ondan sonra o sebzeleri aldınız çokgüzel, ambalajladınız, jelatinlediniz, makyajladınız, çeşitli kutuların içinekoydunuz, şimdi bu güvenli mi oldu? El değmedi, eldivenlerle bunları doldurdunuz,şimdi bu gıda güvenli mi oldu? Tohumun üretiminden itibaren
eğer siz GDO’lu tohumla üretim yapıyorsanız zaten gıdanın güvenliği gitmiştir..

Onun akabindeeğer GDO’lu bir tohum kullanıyorsanız zaten fazla ilaç kullanacaksınız,fazla gübre kullanacaksınız ve onların da bitki tarafından alınabilmesi içinde çok su kullanmanız gerekir. O zaman demek ki gıda güvenliğiyle gıda GDO ve Yapay Tatlandırıcılar 73
egemenliği çok farklı şeyler. Biz neyi savunacağız? Gıda egemenliğini savunacağız,biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

Şahin DOĞn

Continue Reading

Gıda

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,

Published

on

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,

GDO VE NBŞ İLE MÜCADELE

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,
hiç basına yansımıyor böyle şeyler. Bir vesileyle bu çeyiz sandığına
ulaşılıyor, işte bazı malzemeler anneden babadan, atadan o geline intikal
eden varlıklar, kültürel varlıklar gözden geçirilirken sandığın bir tanesinden bir tuz kabağı çıkıyor bazı yerlerde su kabağı da denilen. O tuz kabağının içerisinde gelini evlendirirken ileride yuvasını kurduğu zaman topraklarını işlerken saflığını korumuş tohum kullanabilsinler diye dokunulmamışAyaş domatesi çekirdekleri, tohumlar konuyor ve bunlar bulunuyor.

Hangi insan?
Karar verenler, tepki koyanlar, hakkını arayanlar, yani bu bir vatandaş
ve davranış profili oluşturulması gereken bir alan. Peki, kimi hedefleyeceğiz,bu kadar çok sivil toplum kuruluşu var, bu ülkenin bu kadar çokkurumu var, doğru bir şeyler yapmaya başladığınızda, biraz öne çıkmaya
başladığınızda hemen birtakım infaz mekanizmaları oluşuyor, ama bunun
alternatifi de kaçak dövüşmek değil. Biz değişim alanımızı nereye odaklayalım,bizim değişim alanımız ne olmalı?

Bir anlamda seçtiğimiz alanda bilgelik düzeyine ulaşıyorlar ve bizim
amacımız, çocuklar için amacımız -çünkü bütün değişim alanını biz oraya
yöneltmişiz- sorgulayan, irdeleyen, yediğinin, içtiğinin, çevrenin ne kadar bozulduğunun,eğer babası böyle tarım yapmaya devam ederse hayvancılığın nasıl biteceğinden bahsedebilen bir bakış açısı ve yetkinlikler geliştirebilmek.
Mesela kıl keçisi bitti, yok oldu, sebepleri belli
Endişe ettiğimiz bir dizi nokta var. Çünkü
hiçbir şey mükemmel gitmiyor…

Şahin doğan

Continue Reading

Gıda

Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz

Published

on

Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz

Monsanto’nun CEO’suna “Sen verim artışı yapıyor,
verim artışı yapıyor diyorsun, ama verim pek de artmıyor.” diye gazetecilerinsoru yöneltmesi sonucunda Monsanto CEO’su “Biz verim artsın diye bunlarıüretmedik ki” yanıtını vermiştir. Peki, o halde niçin üretildi bu?

Lifosat denen bir tarım ilacı Monsanto Şirketi tarafından
üretiliyor ve patent hakkı 30 yıl boyunca onun elinde ve akıllı kafalar
oturuyor diyor ki, Lifosat’ı biz yabancı otu öldürsün diye biz ürettik. Ancak yabancı otun üzerinde ben Lifosat severim diye yazmıyor ki postacı gibiadres bulsun, her bitkiye zararlı etkisi oluyor. O yüzden çiftçi Lifosat’ı ihtiyatla kullanıyor, kendi ekinine, para kazanmak istediği ekine zarar vermemek için ihtiyatla kullanıyor.

O halde biz Lifosat’tan çok iyi para kazanıyor,
Monsanto’nun bütün gelirinin yüzde 50’si Lifosat denen tarım ilacından,yani yabancı ot öldürücü ilaçtan oluyor. Biz gelirimizi nasıl arttırırız, 90’lıyıllar da genetiği organizmalarla bazı proteinler elde etmek başlamış. Biz öyle bir protein yerleştirelim ki bitkimize serptiğimiz Lifosat’tan zarar görmesin.

Çiftçi de gıdım gıdım değil, avuç avuç bu ilacı kullanabilsin.
Obama’nın seçim döneminde, yani en son Amerika başkanlık seçiminde
Obama’nın seçim sayfasında Lifosat kullanımının 1996, 2007, 2008 yılları
arasında 16 kat arttığı yazılıydı. Obama’nın seçim sayfasında yazılıydı bu,
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası’nın sayfası değil, Obama’nın sayfasında
16 kat arttığı yazılıydı. Peki, ne fark eder canım, Lifosat kullanılsın, şufark ediyor: Bugün Arjantin’de Lifosat’a dirençli ve çapraz direnç dolayısıyla diğer yabancı ot öldürücü ilaçlara karşı da dirençli kolum kalınlığında yabancı otlar mevcut ve bunlar elle toplanma dışında hiçbir şekilde yokedilemiyor ve bu nedenle Arjantin tarım topraklarının yüzde 40’ını kaybetmişd urumda.

Artık tarım yapılamıyor yabancı ot ormanı olduğu için. Peki,
Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz, yani biz genetiği değiştirilmişürünün yaratabileceği sağlık sakıncalarını konuşuyoruz, ama o
genetiği değişmiş ve özellik kazanmış ve bu özellik kazanması sonucu daha
fazla tarım ilacı kullanımının ek sakıncaları ne?Onlar bile bugüne kadar
tamamen bilinmiyor, ama göz hasarı, kanser gibi, alerji gibi birçok sağlık
sakıncası Lifosat kullanımı fazlalığının nedeniyle olduğu artık herkesçe bilinmekte.

Şahin Doğan

Continue Reading

Trend Konular