Connect with us

KÜMES HAYVANCILIĞI

Kümes tavukçuluğunun en avantajları yönleri

Published

on

Kümes tavukçuluğunun en avantajları yönleri

Tavukların barındırıldığı yerlere kümes denir. İyi bir kümes hayvanlara uygun bir çevre koşulu yaratacağından verimi doğrudan etkileyecektir. Bunun için uygun kümes tipinin seçimi önemlidir. Kümesler genelde büyütme kümesleri, yumurta tavuğu kümesleri ve etlik piliç kümesleri olarak üçe ayrılır.  Bu üç kümes tipide, önünde serbest gezinme avlusu olan ekstansif, tavukların dışarı çıkmadan bütün zamanlarını kümes içerisinde geçirdikleri entansif kümeslerden oluşur. Bu kümesler başlıca şu nitelikleri taşımalıdır:

  • İçleri kuru, güneşli ve aydınlık olmalı,
  • Hayvan sağlığına zararlı nem ve pis kokuları bulundurmamalı,
  • Kolayca havalandırılabilmeli,
  • Bit, pire gibi parazitlerle çeşitli mikropların barınmalarına ve üremelerine elverişli olmamalı,
  • İçine konacak hayvan sayısına uygun büyüklük ve genişlikte olmalı,
  • Temizlik kolay yapılabilecek şekilde olmalı,
  • Dışarının soğuk ve sıcağını içeriye mümkün olduğu kadar az geçirmelidir.

Yer Seçimi

Kümeslerin kurulacağı kümes yerlerinin seçimi de tavuk yetiştiriciliği için önemlidir. Kümesler taban suyu yüksek olmayan, toprağı çakıllı ve kumlu yerlerde, sert ve soğuk rüzgarlardan korunacak şekilde yapılmalıdır. Kümesin yönünün doğu ve güney doğuya bakması uygundur. Kümes yapılan yerde su ve elektrik muhakkak bulunmalıdır. Pazarlama bakımından yol güzergahına yakın olan tarıma elverişli olmayan alanlarda kurulmalıdır. Kümesler kurulurken birbirlerine yakın olmamalıdır.

Kümesler arasında en az doksan metreyi geçkin mesafe bulunmalıdır. Büyütme ve üretim kümesleri tamamen birbirlerinden ayrı olmalıdır. Kümesler toz ve gürültüden uzak olmalıdır. Bunun için yollara yakın kurulmamalıdır. Kümesin çatı ve duvarları sıcak, soğuk ve fırtına gibi dış tesirlerden kümesi korumak için izole edilmelidir.

Kümesler Üç Çeşittir

1. Büyütme kümesleri

2. Yumurta tavuğu kümesleri

3. Etlik piliç kümesleri

Bu üç kümes tipi ekstansif ya da entansif yetiştiricilikte kullanılabilir.

Ekstansif Kümesler

Bu kümeslerin önlerinde gezinme yerleri vardır. Gezinme yerleri gölgeli olmalıdır. Sıcak havalarda hayvanların bu alanlarda rahatlamaları gerekir. Kümes içinin kış aylarında soğuk havalardan etkilenmemesi için kümesin önü güneye bakmalıdır. Bu kümeslerde,20-30 metrekare kümes taban alanı için 1 metrekare pencere hesaplanır. Pencerenin altına tavukların geçebileceği yükseklik ve genişlikte (30 x 40 cm) giriş ve çıkış deliği  yapılmalıdır. 60-70 tavuğa bir giriş -çıkış deliği yeterli olur. Bu kümeste tavuklar çok sıkışık bulunmamalı, üç-dört tavuk için 1 metrekare kümes hesaplanmalıdır.

Entansif Kümesler

Bu tür kümeslerde gezinme yeri yoktur. Metrekareye hayvan sayısı daha fazla ve gerekli iş gücü daha azdır. Birim alandan daha fazla yararlanma imkanı verir. Entansif kümesler ikiye ayrılır.

1-Açık Kümesler



2-Kapalı Kümesler           Kapalı Pencereli                                                                                 Kapalı Penceresiz

 

1-Açık Kümesler :

Bu kümeslerin ya ön tarafları yada iki tarafları açıktır. Açık taraf tel ile örtülüdür. Kümes tabanı ızgara ile kaplıdır. Gübre çukuru 80-100 cm derinliktedir. Folluklar, yemlikler ve suluklar ızgara üzerine konur. Ön taraf yaz – kış açık olduğu için kış aylarında yem tüketimi artar, yumurta verimi azalır. İlkbahardaki verim artışı bu açığı kapar. Genelde bu kümesler 8 m enindedir. Tek tarafı meyilli çatı kullanılır. Çatı altına kapaklı havalandırma deliği açılabilir. Genelde ılıman iklimlerde kullanılmakla birlikte soğuk iklimde bile yemlik ve suluklara ısıtıcı koyarak kullanabiliriz.

Kümesin iki tarafı açık ise (perdeli kümes) açık taraflarda 50 cm duvar örülür ve bunların üzerinde perde (genelde naylon) vardır. Soğuk havalarda kapatılarak kapalı kümes halini alır.

2-Kapalı Kümesler :

Bu kümeslerin tamamen kapalı olanlarında aydınlatma ve havalandırma mekanik olarak yapılır. Pencereli kümeslerde  ise aydınlatma ve havalandırmanın bir kısmı mekaniktir. Bu tip kümesleri 3 grupta toplayabiliriz.

A) Kalın altlık sistemi ( yer kümesi )

B) Izgara sistemi

C) Kafes sistemi

A) Kalın Altlık Sistemi (Yer Kümes ): Kümes tabanı tamamıyla beton yada sıkıştırılmış topraktan oluşur. Zemin üzerine 10-15 cm kalınlığında altlık serilir. Altlık malzemesi olarak bulunabilirliğine göre; kaba planya talaşı, pirinç kavuzu, parçalanmış mısır koçanı, sap veya saman gibi malzemeler kullanılabilir. Bu sistem halen broiler yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar ucuza mal olmakta ise de, özellikle iyi havalandırılmayan ve nemli bölgelerdeki kümeslerde altlığın ıslanması ve kesekleşmesi büyük sorunlar oluşturmaktadır. Bu tip kümeslerde metrekareye 4-6 tavuk konulabilir.

B) Izgara Sistemi: Izgara sisteminin kullanılmasının  amacı altlıklı yer kümesinde görülen sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Izgara sistemi kullanılan ızgaranın ölçüsüne göre 3’e ayrılır:

2/3 Izgara Sistemi: Kümesin 2/3’ü tahta ızgaralarla, 1/3’ü de altlık ile kaplanmıştır. Izgaralar altlık seviyesinden 20-40 cm yükseklikte olmalıdır. Yemlikler ve sulukların ızgaraların üzerine yerleştirildiği bu sistemde tavuklar günün büyük bir kısmını ızgaralar üzerinde geçirirler. Izgaralar; 2 x 2,5 cm kesitindeki çıtaların 2,5 cm ara ile ve paralel yerleştirilmesiyle yapılır. Izgaralar arasından gübre çukuruna dökülen gübreler, bir yıl boyunca burada biriktirilerek verim yılı sonunda temizlenirler. Kümes genişliğine göre, ızgaralar kümes ortasına, folluklar karşılıklı iki duvar kenarına yerleştirilir. Kümes genişliği 12 metreden fazla ise ızgaralar ortadaki koridorun her iki yanına yerleştirilir. Bu tip kümeslerin içerisine girmeden, koridor boyunca dolaşarak her iki bölmenin yumurtalarını toplamak oldukça kolaydır. Uygun havalandırma koşullarında bu tip kümeslerde metrekareye 8 tavuk yerleştirilebilir.

1/3 Izgara Sistemi: Sistem olarak yukarıda bahsedildiği gibidir. Kümesin 1/3’ü tahta ızgaralarla, 2/3’ü altlıkla kaplanmıştır.

Tam Izgara Sistemi: Bu sistemde kümesin tamamı tahta ızgaralarla kaplanmıştır. Altlık giderleri tamamen kaldırılmış olup, ızgaraların ilk yapım masrafı oldukça pahalıdır. Bu sistemde metrekareye 8-10 tavuk yerleştirilebilir.

C) Kafes Sistemi: Bu sistemde tavuklar kümes içerisindeki kafeslerde barındırılırlar. Çok iyi bir havalandırma düzeni gerektiren bu sistemin yararı metrekareye düşen tavuk sayısının fazla oluşu  ile (kafes tipine göre 12-27 tavuk/metrekare) yer ve iş gücünden tasarruf sağlanmasıdır. Ayrıca daha kolay ayıklama, daha az yem tüketimi, altlık giderinin ortadan kaldırılması, parazitler, hastalıklar, tüy yolma ve kannibalizmin azalması gibi olumlu yönleri de vardır. Bunun yanı sıra ilk yapım giderlerinin yüksekliği, özel yemleme ve itinalı bakım gereği kafes yorgunluğu, karaciğer yağlanması ve kırık-çatlak yumurta miktarının artması gibi sakıncaları da vardır. Kafesler 2-2,5 mm çapındaki galvanizli tel çubukların 2 x 5 cm veya 2 x 6 cm aralıklarla kaynaklanması ile yapılır. Kafes tabanının meyili % 15,8 – 17,6 olup, bu meyilde yuvarlanan yumurtalar öndeki yumurta tablalarında toplanırlar. Kafes blokları arasındaki servis yolunun genişliği kafes tiplerine göre 60-75 cm arasında değişebilir. Kafes blokları kümes içerisinde birden fazla sıra halinde yerleştirilir. Her blokta kafesler tek veya çok katlı olarak dizilir. Bu dizilişler yatay, dikey veya kademeli olabilir.

Kafeste Yumurta Tavukçuluğunun Avantajları:

Bu sistemin yer tavukçuluğuna göre üstünlükleri aşağıda maddeler halinde özetlenmiştir :

  • Birim kümes alanına konan tavuk sayısı diğer kümeslerden 4-5 misli daha fazladır.
  • Altlık sorunu yoktur.
  • Yumurtalar daha temizdir.
  • Fazla dolaşıp enerji kaybetmedikleri için yemden yararlanma biraz daha yüksektir.
  • Yere yumurtlama sorunu yoktur.
  • Gurk olma hali çok azdır.
  • Tavuklar ayak altında dolaşmadıkları için bakımları daha kolaydır.
  • Yumurtalar biraz daha ağırdır.
  • Ölüm oranı genellikle daha düşüktür.
  • İş gücü gereksinimi, otomasyona bağlı olarak % 50-80 daha azdır.
  • Tavukların tek tek kontrolü, kötü ve düşük verimlilerin ayrılması daha kolaydır.
  • Gübrenin alta geçmesi ve tavukların birbirleriyle temasının az olması nedeniyle hastalık kontrolü daha kolaydır.
  • Kannibalizm daha düşük düzeydedir.
  • Hayvanların kendi yumurtalarını yemelerine ender rastlanır, ayrıca bu alışkanlığı olan hayvanlar kolayca ayıklanır.

Kafeste Yumurta Tavukçuluğunun Dezavantajları:

Kafeste yumurta tavukçuluğunun bir çok avantajları yanında dezavantajları şunlardır :

  • Hayvan başına düşen ilk kuruluş masrafları, kafes maliyeti nedeniyle çok fazladır.
  • Çatlak yumurta oranı artar.
  • Yumurtlama döneminde hayvanlar daha fazla ağırlık artışı sağlasalar da, kemiklerin son derece zayıf olması nedeniyle dönem sonundaki piyasa fiyatları düşüktür.
  • Özellikle yazın, gübrede fazla miktarda sinek ürer ve sorun yaratır.
  • Kafes altlarında biriken gübreyi sık sık temizlemek gerekir.
  • Bazı özel kafes hastalıkları nedeniyle özel yemleme gerekebilir.
  • Hareketsizlikten dolayı karaciğer yağlanması ve buna bağlı ölümlere daha sık rastlanır.
  • Kümes içerisinde daha fazla hayvan barındığı için daha güçlü bir havalandırmaya ihtiyaç vardır.
  • Yumurtlamayanlar düzenli bir şekilde ayıklandığından kafeslerin bir kısmının boş kalmaması için bir miktar yedek tavuk beslenir.

Kafeslerde Aranılan Nitelikler:

  • Kafes maliyeti imkan oranında düşük olmalı,
  • Parçaları kolayca sökülüp takılabilmeli,
  • Dayanıklı olmalı,
  • Kolayca temizlenip dezenfekte edilebilmeli,
  • Gübre kolayca temizlenip atılabilmeli,
  • Kafesin en üst katına rahat erişilebilmeli.

Kafes Sistemleri:

Yumurta tipi kafes sistemleri 3 grupta incelenebilir :

  • Basamaklı (kademeli ) kafesler
  • Bataryalı ( dikey ) kafesler
  • Düz ( yatay ) kafesler

Basamaklı  ( Kademeli ) Kafesler :

Kafes tavukçuluğunun en basit tipidir. Bu tip kafesler merdiven basamakları gibi kademeli olarak dizilirler. Bu tip kafeslere Kaliforniya tipi kafesler de denilmektedir. Her bir kafes bölmesine 3-4 tavuk konulur. Taban alanının her bir metrekaresine 12 tavuk konulur. Bu tip kafeslerin mevcut binaya uyum sağlamaları kolaydır. İlk yatırım masrafları düşük, küçük sürüler için uygundur. Dezavantajı birim alana az hayvan düşmesi, gübrenin içerde birikmesi nedeniyle  uygun olmayan kümes içi çevre koşulunun oluşmasıdır.

Bataryalı ( Dikey ) Kafesler :

Bu tip kafeslerde metrekareye 16-18 tavuk düşmektedir. Kafesler 3 yada 4 katlı olacak şekildedir. Bu kafeslere apartman veya battery tip kafesler de denir. Kafesler sırt sırta dizilir. Üsttekilerin gübresi bir alttaki kafesin üstündeki tablalara dökülür. Bunlar gübre çukuruna dökülüp otomatik olarak kümesten uzaklaştırılır. Yemleme, sulama, yumurta toplama gibi işler de otomatik yapılır.

Düz (Yatay) Kafesler :

Bu kafesler kümeste tek katlı olarak kurulur. Kafes bloklarında genellikle 4 kafes bulunur. Ortadaki iki kafes sırt sırta, dıştaki iki kafes ise ön tarafları ortadakilerin ön yüzüne bakacak şekilde dizilir. Bloklar arasında servis yolu bırakılır. Metrekareye 12-14 tavuk düşer. Sistem tamamen mekanik işler. Yerden 60-70 cm yukarıdan kurulu kafeslerden inen gübre otomatik olarak kümes dışına ulaştırılır.  Sistem pahalıya mal olur, uzun kümesler gerektirir.

Kümeslerde Temizlik

Hangi tip kümes olursa olsun temizlik gereklidir. Temizlik ile birlikte dezenfeksiyona da önem verilmelidir.

Kümes boşalınca tüm ekipman dışarı çıkarılır. Altlık kümesten uzağa götürülüp atılır. Sonra kümese ilaçlı sular püskürtülür. 24 saat sonra kümes tabanı kazınarak temizlenir, sıcak sodalı sularla fırçalanıp yıkanır.

Dışarı alınan ekipman güzelce temizlenir, dezenfekte edilir. Kullanılan dezenfekte edici maddenin uygun olması ve uygun dozda kullanılması gerekir. Mikrop öldürücü bu maddelere dezenfektan diyoruz.

İyi bir dezenfektan:

  • Çeşitli hastalıkların mikroplarını öldürür.
  • İnsan ve hayvan için zararsız olur.
  • Sürüldüğü alet ve ekipmanları bozmaz.
  • Dayanıklı ve uzun etkili olur.
  • Kötü kokulu, renk verici veya renk soldurucu olmaz.
  • Kullanışlı ve ucuzdur.

Dezenfektan olarak kullanılacak çok çeşitli kimyasal maddeler vardır. Ayrıca kireç ile yapılacak temizlik, dezenfeksiyonda kolaylık sağlar. Sabun, soda, sudkosdik, deterjanlar tavuk yetiştiricisinin daima elinin altında bulunmalıdır.

 

Bir önceki yazımız olan Tavukçuluk kümes yayvancılığının önemli bir dalır başlıklı makalemizde Bir, dalır ve Kümes hakkında bilgiler verilmektedir.

KÜMES HAYVANCILIĞI

Dünyadaki kanatlı hastalıkları & marek ve kanatlı anemisi…

Published

on

Dünyadaki kanatlı hastalıkları & marek ve kanatlı anemisi...

 

Dünyadaki Kanatlı Hastalıkları

Dr.Simon M.Sahane,Durham,Nc/ABD

World Poultry No 7,Volume 25, 2009

Çeviri: Dr. Hüseyin SUNGUR

Değişik tavuk hastalıkları dünyanın değişik yörelerinde sürekli görülmektedir. Bazı hastalılar bölgesel etki yaparken, bazıları daha fazla yayılmaktadır.Bu makalede, Güncel tavuk hastalıkları, Dünya ticaretine etkisi ve alternatif korunma ve tedavi yöntemlerine değinilecektir.

Kanatlı hastalıkları tüm dünyada var olmaya ve üreticilere ciddi ekonomik kayıp verdirmeye devam etmektedir. Bundan hem endüstriyel hem de geçimlik üretim yapan yumurtacı, etçi, hindi ve diğer kanatlı yetiştiricileri etkilenmektedir. Sürü hastalıkları hastalığın ülkeye girişini önlemek veya ulusal Sanayii korumak gibi haklı nedenlerle uluslararası ticarette bir engel haline gelmeye başlamıştır.

Bakteriler, virüsler, mantarlar ve protozoon ve metazoon patojenler sonucu ortaya çıkan kanatlı hastalıklarını geniş bir çerçeveden değerlendirirken, hastalık etmenleri arasındaki etkileşim, beslenme yetersizlikleri ve çevresel stres faktörlerinin hepsinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü enfeksiyon izole ortamlardaçok az görülür iken, özellikle intansif üretim sistemlerinde daha sık rastlanmaktadır. Son çalışmalar göstermiştir ki; konakçı ve patojen arasında bir denge vardır ve fonksiyonel bir bağışıklık sitemi enfeksiyona yeterli antikor oluşturarak hücresel ve doku düzeyinde cevap verir.

Pandemik(Katastrofik)Hastalıklar

Yeni yüzyıla girdiğimizden bu yana üreticiler Yüksek patojeniteli Kuş gribi(HPAI/H5N1) sorunu ile yüz yüzedir. Hastalık r  Güney Doğu Asya, Kuzey ve Batı Afrika’da bir çok ülkede endemik olurken,Avrasya, Orta  ve Batı Avrupa’da ise yaban hayatta ve tanımlanmayan işetmelerde sporadik  seyretmektedir. 2003 – 2005 yıllarında kuş gribi virüsünün mutasyona uğrayarak ya da genetik yapının değişmesi ile insanlar için patojen bir suş haline geleceği konusunda ciddi endişeler ortaya çıkmıştır. Dünya sağlık örgütü ve diğer kurumlara bağlı çalışan epidemiyologların  ve diğer uzmanının kuş gribi pandemisine ilişkin tahminleri boşa çıkmış olmakla birlikte , hastalığın oluşturduğu tehdit algısı , teşhis, aşı üretim ve araştırmaya yapılan yatırımlar, ileride ortaya çıkacak vakalara hazırlık yapılmasını sağlamıştır.  Kuş gribi kayıpları sürüde oluşan ölümler nedeniyle, pazara arzın kesintiye uğraması ile sınırlı kalmamış, tüketimlerde ciddi düşüşler yaşanmış, ticareti işletmeler ciddi şekilde etkilenmiş, geliri sadece kanatlı üretimine bağlı kendine yeterli üretim yapan çiftçileri mahvetmiştir. Üretim tamamen durmuş üreticiler gelirlerini önemli ölçüde kayıp etmişlerdir. Hastalığın endemik görüldüğü ülkeler daha fazla  eradikasyondan  söz etmez  iken kontrol ve koruyucu programların maliyetini kabul etmişlerdir. Avrupa’da ve Kanada’da hastalığın sporadik olarak ortaya çıkması ekzotik bir enfeksiyon olarak değerlendirilmiş, eradikasyona fırsat veren mevzuat, yeterli fonlar, personel eğitimi, karantina için ayrılan kaynaklar, ve hasta sürülerin imhası İle etkin mücadele gerçekleştrilmiştir.

Kuzey Amerika hariç kanatlı yetiştiren birçok ülkede endemik hale gelmiş olan Velojenik Newcastle hastalığı ancak etkin ülkesel veya bölgesel canlı-inaktif aşılama programları ve biyogüvenlik tedbirleri ile kontrol altına alınmıştır. Yıkıcı bir hastalık olarak değerlendirilen yüksek patojeniteli gumboro  enfeksiyonlarının etkisi de etkin aşı programlarının üreticiler tarafından öğrenilmesi ve uygulanması ile hafiflemiştir.  Moleküler biyolojideki gelişmeler sonucu üretilen V1 antijenini taşıyan yeni aşıların tavuklara in-ovo veya deri altı yolla  verilmesi ile gerekli korunma sağlanmıştır

Aşındırıcı/Yıkıcı  hastalıklar

Bu grup enfeksiyonlar öncelikler solunum, sindirim ve bağışıklık sisteminde görülürler. Lentojenik Newcastle, infeksiyöz bronşitis ve infeksiyöz  laringitisin de içinde bulunduğu primer viral hastalıklar uygun aşı kullanımları ile baskılanabilirler. İnfeksiyöz bronşitis ve gumboro  salgınları yeni değişken serotipleri ile karakterizedir.Bu yüzden saha suşu ile homolog yeni aşılar geliştirilmesini gerektirir. Başlıca viral solunum sistemi hastalıklarının tümü E.colinin patojen suşları ile etkileşime geçer ve ikincil bakteriyel enfeksiyon ve çevresel steres  sonucu enfeksiyonun şiddetini artırır.

Sürülerde koksidiyosiz, koruyucu amaçlı sentetik ve iyonoforik anti koksidiyal yem katkılarının kulanımından doğan masraf ile sürünün performansını etkileyen en masraflı hastalık olarak değerlendirilmektedir. İlaçtan ari broiler yetiştiriciliğinin ortaya çıkışı, antikoksidiyel  etkin aşıların geliştirilmesini hızlandırmıştır. Koksidiyozis, antibiyotikli yemlerin kullanılmaması sonucu Clostridium spp.’nin ince bağırsaklarda çoğalması ve nekrotik enteritis ve botulizme neden olması sebebiyle çoğunlukla klostridiyal nekrotik enteritis’in habercisi olarak değerlendirilir. Salmonella ve pastörella gibi sistemik hastalıklardan korunmak için biyogüvenlik ve aşılamanın da içinde bulunduğu kombine yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bu tedbirlere ilave olarak mycoplasmosis, üretim zincirinden vertikal bulaşmanın ortadan kaldırılmasını gerektirir.

Gumboro, Marek ve kanatlı anemisi gibi bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar etkin aşılama ile kontrol edilebilir. Sürüleri bağışık kılmak için çok çeşitli aşılar bulunmasına rağmen, aşıların depolanması hazırlanması ve uygulanmasına bağlı eksikler nedeniyle özellikle içme suyu ile yapılan aşılamalarda korunmada başarısız olunabilir. Aşıların kuluçkahanelerde uygulanması, kuluçkahanelerin sahip olduğu eğitimli personel ve gelişmiş ekipmanlar nedeniyle saha uygulanmasından daha etkilidir.

Avian patojenik E.Coli hindilerde, broiler, yumurtacı ve damızlık kanatlılarda ölümlere ve ekonomik kayıplara neden olur. Son iki yıldır değişime uğramış, geni silinmiş, canlı E.Coli aşıların varlığı, işletme yönetiminin iyileştirilmesi ile birlikteözelikle solunum sistemi hastalıklarına neden olan virüslere karşı etkin korumavaat etmektedir.

Yeni Hastalıklar

Hindi palazlarında ishal vakalarının  ve ölüm sendromu (PEMS) görülmesi, Broiler civciv ve palazlarında var olan bağırsaklardaki viral enfeksiyonların ve malabsorpsiyon (yetersiz emilim) sendromunu, kanatlı ve palazların bağırsal sisteminde ortaya çıkan viral hastalıklara olan ilgiyi yeniden artırmıştır.  Parvovirüs, rotavirus, astrovirüs ve avian nefritis virüsünün tek tek veya birlikte oluşturduğu enfeksiyonlar yoğun olarak aştırılmaktadır. Moleküler biyolojinin kullanıldığı daha sofistike teşhis yöntemleri bu enfeksiyonların tanınırlığını artırmıştır. Ancak sahada ortaya çıkan vakaların laboratuar ortamında tekrarlanması ve bu konuda modeller geliştirilmesi oldukça zordur.

Zoonozlar

Kuş gribinin endüstriyel ve geçimlik işletmelerdeki varlığın insan epidemileri için öneminin altı çizilmiştir. Gıda güvenliğine ilişkin kaygılar,  yumurtacı, etçi ve hindilerde Salmonella’nın azaltılmasını gerekli kılmıştır. Kampilobakteriyosis, beyaz et kaynaklı önemli bir hastalık olarak varlığını sürdürmektedir. Kampilobakterin bulaşma yolları, rezervuar konakçıları ve baskılanması Salmonella kadar iyi anlaşılmamıştır. Yumurta kaynaklı Salmonella Enteriditis’in, damızlık kanatlılar yoluyla dikey bulaşmanın engellenmesi, aşılama, yüksek biyogüvenlik önlemleri ve paketlemeden satış noktasına kadar soğuk zincirin koruması gibi önlemleri kapsayan yumurta kalite güvence programları ile kontrol altına alınması mümkündür. Eğitim programları ticari ve ev mutfaklarında  işleme prosedürlerini iyileştirerek, Salmonella’nın görülme sıklığını azaltmıştır.

Kuş gribi, SARS, nipah (bunlardan sadece kuş gribi kanatlı orjinli), gibi hastalıkların görülmesi veteriner hekimler, infeksiyöz hastalık uzmanları, epidemiyologlar,yaban hayatı biyologları ve kuş bilimciler arasında erken teşhis,virüs karekterizasyonu,türler arasında bulaşma şekli,göçmen kuşların rolü  konularında ortak çalışmayı zorunlu kılmıştır.

Yeni Alternatifler

1980’li yılların ortasından bu yana büyümeyi artırıcı antibiyotiklerin kullanımının özelikle Avrupa Birliği ve İskandinav ülkelerinde halk sağlığı otoritelerin sıkı kontrolü altındadır. Antibiyotik kullanımı durdurulabilir, fakat bunun klostridial enterotoksinlerden ölümlerin artması, büyüme performansı ve yemden yararlanmanın düşmesi gibi sonuçları olacaktır.

Tedavi edici antibiyotik kullanımı ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. En az kullanım Kuzey Amerika’dır. Birçok gelişmekte olan ülkede ise kullanım insan sağlığını tehdit edecek düzeydedir. Antibiyotik kullanımının serbest olduğu ülkelerde özelliklede ihracat yapanlarda antibiyotik kullanımı kademeli olarak kaldırılacaktır.

Antibiyotik kullanımının kısıtlanmasına bağlı olarak intensif hayvancılık işletmelerinde oluşan performans düşüklüğünü ve hastalık riski sorununu aşmak için telafi edici çözüm üretilmesi bilim adamlarına düşmektedir. Bu konuda,   lactobasillus ve diğer rekabetçi organizmaları kapsayan probiyotikler ve mannoligosakkaritler gibi probiyotik yem katkıları umut verici gelişmelerdir. Bazı bitkisellerin kontrollü şartlarda hastalıklara karşı koruma sağladığı gösterilmiştir. Ancak bu ürünlerin büyük miktarlarda üretilmesi halinde kalitesinin ve etkinliğin istikrarı için oluşacak maliyet üretimin geniş çapta kabul görmesini engellemektedir.

Bilimsel dergiler polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ve onun türevi olan gen dizilimleri gibi yeni denemeler ve tanımlama yöntemlerinin filogenetik ilişki kurma ve patojenite tahminindeki güvenilirliği kanıtlamak çabasındadır. Hem antikorların izlenmesi hem de hızlı teşhis amaçlı ELİSA testleri hızla yayılmıştır.

Yeni Gelişmelere Doğru

Kanatlı hastalıklarının ve parazitlerinin üretimin etkinliği üzerindeki olumsuz etkisi, yeni vektör aşıların geliştirilmesi ve biyogüvenliğin iyileştirilmesi ve koruyucu hekimlik konusunda yetkilendirilmiş saha veterinerlerinin eğitilmesi ile giderilebilir. Maalesef dünyanın mevcut ekonomik durumu nedeniyle üniversiteler, üreticiler ve veteriner tıbbi ürün üreticileri araştırma fonlarını düşürmüşlerdir. Kanatlı hastalıkları ile mücadele için mevcut kaynaklar kısıtlanmış ve AR-GE harcamalarına karşılık getirisi nispeten daha fazla olan kanatlı dışındaki diğer türlere yoğunlaşılmıştır.

Bir önceki yazımız olan Kanatlı ( Tavuklarda) Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları başlıklı makalemizde Hastalıkları, Kanatlı ve mantar. hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜMES HAYVANCILIĞI

Kanatlı ( Tavuklarda) Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları

Published

on

Kanatlı Mantar Hastalıkları ve Tedevi Uygulamaları

Mikotoksikozisler
Uygun depolanmamış veya muhafaza edilmemiş çeşitli gıda maddeleri üzerinde, nem ve ısı ortamında üreyen mantarların sentezledikleri mikotoksinlerin, yemleri tüketen hayvanların sindirim sistemlerinden emilerek vücuda yayılması sonucu meydana getirdikleri hastalıklara mikotoksikozis adı verilir.

Toksinler, alınma miktarlarına, hayvanın yaşına, cinsine ve diğer nedenlere bağlı olarak çok hafiften kitle halinde ölümlere varabilecek boyutlara ulaşan hastalıklar oluşturur ve büyük ekonomik kayıplara neden olurlar.
Aflatoksikozis’e, Aspergillus cinsine ait bazı türler (Aflavus, A.parasiticus, A.niger, A.ruber, A.osteanus vs), Penicillium türleri (P.puberulum, P.frequentas, P.variable, vs) ile bazı Rhizopus türleri tarafından sentezlenen aflatoksin neden olur.
Okratoksikozis
Hastalığa yol açan okratoksin (A) bazı Aspergillus (A.ochraceus, A.ostianus vs) ve Penicillium türleri (P.viridicatum vs) tarafından yemler üzerinde ürerlerken sentezlenirler.
Rubratoksikozis
P.rubrum, P.purpurogenum gibi mantarlar tarafından yemler üzerinde ürerlerken sentezledikleri rubratoksinin (A ve B) kanatlılardaki toksisitesi tam olarak aydınlatılamamıştır.
Fusariotoksikozis
Fusarium türleri tarafından sentezlenen Trikotesen ve Zearalenone mikotoksinleri kanatlılarda hastalık oluşturur.
Sitrinin Toksikozisi
P.citrinum ve P.viridicatum tarafından sentezlenen sitrinin yemlerle alındığında, böbreklerde bozuklukların oluştuğu saptanmıştır. Ayrıca hayvanlarda fazla susama, gelişme bozuklukları ve karaciğerde de nekrotik odakların meydana geldiği bildirilmiştir. Sitrinin bazı yemlerde aflatoksinle birlikte bulunur.

Mikotik infeksiyonlar
Mikotik infeksiyonlar (mikozisler) kanatlıların özellikle mantarların fazla ürediği ve sporlandığı gıda maddelerinin yenmesi ve sporların solunum havası ile alınması sonu meydana gelmektedir. Özellikle, Aspergillus fumigatus ve diğer türler böyle mikozislere neden olurlar.
Ayrıca, Candida albicans (moniliazis, kandidiazis) ve dermatofit mantarlardan olan Trichophyton gallinae de (favus, kellik) kanatlılarda bazı mantar infeksiyon larına yol açmaktadırlar

ASPERGİLLUS
Aspergillus türlerine (A.fumigatus, A.nidulans, A.niger) ait mantar sporlarının kanatlıların solunum yollarında üremesi ile oluşan bir hastalıktır.
Klinik belirtiler,
Genç kanatlılarda nefes alıp verme güçlüğü görülür. Beslenme dengesi bozulur. Fungal toksinler bazen konvülsiyon ve paralize neden olurlar. Genç kanatlılarda ölüm oranı % 5-20 oranındadır ancak %50’ye kadar yükselebilir.
Erişkinlerde solunum distresi, yem alımının azalması, ibik ve sakallarda siyanoz bazı hayvanlarda sinir sisteminde oluşan bozukluklara bağlı boyun bölgesinde bükülmeler görülebilir.

Enfekte kanatlılar için tedavi yoktur; yayılma, ventilasyon koşullarının iyileştirilmesi, enfeksiyon kaynağının eliminasyonu ve yeme antifungallerin eklenmesi gerekir.
Kuluçka alanının temiz tutulması ve dezenfeksiyonu koruma için önemlidir.

Moniliazis
kanatlılarda, Candida albicans’dan ileri gelen ve sindirim sisteminde bozukluklarla beliren bir mantar hastalığıdır.

Kellik
Trichophyton gallinae’den ileri gelen sakal, ibik, baş ve göz etrafında oluşan kepekli, kabarık lezyonlarla karakterize olan bir mantar hastalığıdır.

Bir önceki yazımız olan Yumurta kabuğu çöp değildir başlıklı makalemizde çöp, Değildir. ve KABUĞU hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜMES HAYVANCILIĞI

Yumurta kabuğu çöp değildir

Published

on

Yumurta kabuğu çöp değildir

Çok değerli bir kalsiyum kaynağıdır ve bedenimizin asli ihtiyacı olan bütün iz elementleri içerir: bakır, flor, demir, manganez, molibden, sülfür, silisyum, çinko…vs. Toplam 27 element içerir.
Hem çocuklarda hem yetişkinlerde tırnak ve saç kırılması, diş eti kanamaları, kabızlık, uykusuzluk, kronik soğuk algınlığı ve astıma karşı olumlu etikeleri vardır. Yumurta kabuğu kemik dokusunu güçlendirmektedir ve osteoporoz tedavisinde çok yararlıdır.

Tarifi: Kaynatılmış kabuğu bir havanda ezin, günde 1 gr. kadar alın.
Not: Köy Yumurtası olacak


Türkiye'nin En Güvenilir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Kanalı Ziraat Televizyonu

Bir önceki yazımız olan Antibiyotik kullanımının kısıtlanmasına bağlı olarak intensif hayvancılık başlıklı makalemizde Antibiyotik, bağlı ve HAYVANCILIK hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular