Connect with us

Genel

Leylandi, Melez Servi (Cupressocyparis Leylandii)

Published

on

342px-Leyland_Cypress.jpg30 m ya da daha fazla boylanabilen sık dallı piramidal veya sütun formlu herdem yeşil ağaçlardır. Koyu yeşil renkli 3 mm uzunluğundaki pul yapraklar sürgünlere karşılıklı dizilmiş olup uç kısımları sivrice ve dışa dönüktür. Kozalakları 2 cm çapında, 8 pullu, her bir pulun altında 5 adet ince, siğilli tohum vardır. Hızlı büyür. Sınır elemanı, grup ya da tek olarak dikilebilir. Aynı zamanda güzel bir çit bitkisidir. Yaz sonunda çelikle üretilir. Toprak isteği bakımından oldukça kanaatkârdır. Hava kirliliğine, kış soğuklarına ve ilkbahar donlarına karşı çok dayanıklıdır. Park ve bahçelerde yetiştirilen çok sayıda kültivarı vardı

342px-Leyland_Cypress.jpg30 m ya da daha fazla boylanabilen sık dallı piramidal veya sütun formlu herdem yeşil ağaçlardır. Koyu yeşil renkli 3 mm uzunluğundaki pul yapraklar sürgünlere karşılıklı dizilmiş olup uç kısımları sivrice ve dışa dönüktür. Kozalakları 2 cm çapında, 8 pullu, her bir pulun altında 5 adet ince, siğilli tohum vardır. Hızlı büyür. Sınır elemanı, grup ya da tek olarak dikilebilir. Aynı zamanda güzel bir çit bitkisidir. Yaz sonunda çelikle üretilir. Toprak isteği bakımından oldukça kanaatkârdır. Hava kirliliğine, kış soğuklarına ve ilkbahar donlarına karşı çok dayanıklıdır. Park ve bahçelerde yetiştirilen çok sayıda kültivarı vardır.
Konik yapılı, 15-20 metreye kadar boy, 7 metreye kadar genişlik yapabilen sık formlu hem mevsim yeşil bitkilerdir.
Sürgünleri ince ve narindir, sürgünlerin zedelenmesi büyüdüğü zaman düzgün gövdesinin bir nebze bozulmasına yol açabilir, ayrıca yaprakları dört köşelidir.
Çiçekler kokulu, erkek çiçekler 3 mm. boyunda, kırmızımsı kahverengi ve terminal durumludur. Dişi çiçekler erkek çiçeklerden daha büyük, sarı renktedir.
Kozalaklar 2 cm. çapında 8 pullu ve kahverengidir. Her pulun altında 5 adet tohum bulunur. Tohum ve çelikle üretilir.
Donlara dayanıklı olmakla beraber -20 derecenin altında zarar görür. Hava kirliliği ve tuz serpintilerine karşı dayanıklıdır.
Anavatanı
Güney Galler/İngiltere
İklim Toprak İstekleri
Farklı iklim ve toprak şartlarına kolayca uyum sağlar.Bununla beraber nemli ve derin topraklarda daha iyi yetişir. Hafif gölgeden rahatsız olmaz. Rüzgara dayanıklıdır. Düzenli sulama hızlı büyümesini sağlar.
Özellikleri
-Benzerlerinin aksine yağmurda veya dalları kesildiğinde leylandiler ferahlatıcı ve belirgin bir koku yayarlar.
-İyi güneşte maksimum büyüme gösterir ve kısmi gölgeyede tahammülü vardır.
-Nemli ortamda hızlı büyür. Sulamaya çabuk cevap verir ancak kuraklığa dayanımı da oldukça yüksektir bu nedenle su sıkıntısı olan bölgelerde tercih edilebilir.
-Budamaya elverişli form vermeye uygundur. Ses, rüzgar engellemek amacıyla bahçe etrafında doğal duvar olarak kullanılabilirler.
15 m.'ye kadar boylanabilen, 7 m.'ye kadar taç çapı yapabilen, konik yapıda, sık dokulu ağaç formlu bitkilerdir.
Yapraklar herdem yeşil, 4 köşeli ve koyu yeşil renktedir. Koparıldığında hoş bir koku yayar. Sürgünler ince ve narindir.
Çiçekler kokulu, erkek çiçekler 3 mm. boyunda, kırmızımsı kahverengi ve terminal durumludur. Dişi çiçekler erkek çiçeklerden daha büyük, sarı renktedir.
Kozalaklar 2 cm. çapında 8 pullu ve kahverengidir. Her pulun altında 5 adet tohum bulunur. Tohum ve çelikle üretilir.
Donlara dayanıklı olmakla beraber -20 derecenin altında zarar görür. Hava kirliliği ve tuz serpintilerine karşı dayanıklıdır.

1038_4.jpg

-Doğal duvar oluşturmakta kullanılır.
-Rüzgarı keser.
-Her mevsim yeşildir.
-Kolayca budanıp istenilen forma sokulabilir.
-Ses ve gürültü kirliliğini engeller.
-Ticari öneme sahiptir.
-Bakımı kolaydır ve susuzluğa dayanıklıdır.
Üretimi
Leylandi çelikten yada kalem adı verilen 15 cm uzunluğunda anaç bitkiden kesilen dalların kum ve toprak karışımı toprağa (%50-%50) dikilmesi sonucu nemli ortamda veya serada bakılarak üretimi gerçekleştirilir. Bir diğer üretim metodu ise tohumdan yetiştirmedir. Ancak üreticiler arasında zorluğu nedeniyle tercih edilmemektedir zira çaprazlama sonucu oluşan leylandinin tohumundan Cupressocyparis leylandii özellikleri göstermeyen bitki elde edilmesi olanağı yüksektir. Bu nedenle çelikten üretimi yaygındır. Ara çeliklerden üretilen leylandiler çok formlu olmamaktadır bu nedenle uç çeliği almaya özen gösterilmelidir. Çelikler dikilirken köklenme hormonu kullanılması başarı oranını arttırır.
Yetiştiriciler genellikle dört yıl içerisinde leylandileri satılacak boyuta ulaştırmakta ve pazarlamaktadırlar. Leylandilerin çok büyük etki yaratacak şekilde hastalığı ve zararlısı bulunmamaktadır. Görülen zararlısı genellikle yaprak kurdudur, görülen enfeksiyon ise mantardır. Uygun bakım şartlarında tamamına yakını büyür ve gelişir.
Leylandiler uygun bakım şartlarında yılda 70-100 cm uzama gösterirler.
Türleri
Castlewellan Gold, Moncal, Haggerstown Grey, Leighton Green, Gold Cup, Castlewellan, Green Spire, Naylor's Blue, Silverdust ve Robinson's Gold.
Sulama
Leylandiler suyu sever, genişçe açılan çanak içinde su biriktirilip taşıncaya kadar doldurulur. Yazın 2-3 günde bir kışın ise haftada bir kez bu şekilde sulanması uygundur. Toprak yapısına göre uzmana danışarak gerekli gübreleme yapılmalıdır aksi takdirde aşırı sulama leylandiye zarar verir yapraklarında besin eksikliği ve güneş eksikliğinden kaynaklanan sararmalar görülebilir.
Budama
Budamaya son derece dayanıklıdır. Çitler ilk ve sonbaharda olmak en az iki kere budanmak ister. Leylandiler ana gövdeye en fazla bir karış kalacak kadar derin budanabilirler, bundan daha derin budamalar yapraklarda sığlaşmaya yol açar. Tepe sürgünü ise kesildiğinde leylandi yukarı uzamasını durdurup enine büyümesini hızlandırır. Ucu kesilen dallar "Y" şeklinde çatallaşarak daha sık formlu olmaya yönelirler.
Kullanım Alanları
Bahçe sınırlarında yüksek, sık ve geniş bir duvar meydana getirmek için idealdir. Dikim aralığı 1,5 metre olmalıdır. Kısa çitler için uygun değildir. Büyük bahçelerde tek ağaç olarak yetiştirilebilir. Küçük bahçeler için uygun bir seçim değildir.
Park ve bahçe düzenlemelerinde dekoratif formu ve sınırlandırma amacıyla tercih edilir. Soliter veya gruplar halinde kullanıma uygundur.
Leylandi Duvar oluşturma
Aynı anaçtan olan düzgün formlu leylandiler tercih edilmelidir. Fidan yakınlıkları 40 cm den daha yakın olmamalıdır. Aksi takdirde birbirlerinin büyümesini ve köklenmesini engellerler. Uygun fidan aralığı 50-70 cm dir. Çapraz dikim tercih edilmez, düz şekilde duvar oluşturulacak yere dizilirler ilk birkaç yıl budama yapılmayıp ağaçların birbirine entegrasyonu sağlanmalıdır. İlk yıllarda uygun sulama ve gübreleme metodu uygulanmalıdır.

Cupressocyparis-leylandii__1938.jpg

Leylandi geçirgen süzek toprağı sever kökleri derinlere kadar iner.
Leylandi dikilecek çanak genişçe açılır ve dikim işlemi tamamlandıktan sonra dip kısmında bir kova su birikecek şekilde karık açılır böylece suyu seven leylandinin maksimumu büyümesi için gerekli sulama yapılır. Leylandi sık sulanmalıdır damlama sulama sistemi leylandide normal sulamaya göre daha verimli olmaktadır.
Leylandinin köklerinin sabitlenmesi için, yanına sırık dikilir ve leylandi sırığa sıkmadan birkaç yerinden bağlanır. Ağaç büyüdüğünde sırık çıkarılır ve iplerin gövdeyi sıkmamasına dikkat edilir.
Leylandiler yılda ortalama olarak 60-80 cm arası uzama gösterirler gövdesi ise 1-1.5 cm kalınlaşır.
Leylandi çit ağacıdır budandıkça çatalları artar ve boyu uzar, ancak çok derin budama yapılmaması gerekir.
Leylandi kökleri derinlere indiğinden yüzeydeki gübreye duyarlılığı azdır özellikle sonbahar sonu kış başında azotlu gübre kullanılmalıdır.
Türkiye'deki yaygın leylandi türleri;
Halk arasındaki ve fidanlıklardaki tabiriyle yeşil leylandi(Cupressocyparis leylandiMelez Servi), sarı leylandi(Cupressocyparis leylandi 'Gold rider') ve alacalı leylandi(Cupressocyparis leylandi 'Gold rider palle') denilen bu iki türün özelliklerini gösteren tür olmak üzere toplam üç türlüdür.
Leylandi nedir anavatanı neresidir?
Leylandi bitkisi doğal seleksiyon yoluyla oluşmuştur. İngiltere'de çiftçilik yapan Leyland soyisimli çiftçinin keşfetmesiyle aynı zamanda adını da vermesine neden olmuştur. Leylandi konusunda kanunları bulunan ve leylandinin anavatanı olan ülke İngiltere'dir. Ancak leylandi ağacı ülkemizin iklim şartlarına da çok iyi uyum göstermiştir.
Leylandi'lerde demir eksikliği ve dalların kuruması
Leylandi yetiştiricilerinin en sık olarak yakındıkları şikayetleri arasında leylandi dallarının kurumaya başlamasıdır.
Öncelikle teşhis iyi olarak belirlenmelidir, eğer yeşil cins leylandileriniz aralardaki 8-10 cm uzunluğundaki ara sürgünleri kuruyup dökülüyorsa, bu her dem yeşil kalan leylandilerin yaprak yenileme yoludur, burada bir hastalıktan bahsedilmez, ancak ağaçta anormal derecede bölgesel veya ağacın tamamı üzerinde etikili bir renk değişmesi sararma ve akabinde kuruma gözlemleniyorsa bunun sebeplerinden birisi de demir eksikliği diye tabir edilen olgudur. Bu durumda ziraat ekipmanları satan yerlerde kg ı 2-3 tl arasında değişen fiyatlardan satılan demir alınmalıdır. Burada yine yanılgıya düşmemek gerekir ki demir olarak satılan madde bildiğimiz demir tozu değildir ağacın emilimine uygun olarak hazırlanmış preperattır. Demir uygulamasını yaptıktan sonra eğer 2-3 ay içerisinde problem çözülmemişse bir uzmandan yardım almak gereklidir.

Bir önceki yazımız olan Tarım Alet Ve Makine Konusunda Satıcılık Sözleşmesi başlıklı makalemizde Alet, Konusunda ve Makine hakkında bilgiler verilmektedir.

Genel

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır

Published

on

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır.

GDO’ların esası, “gen transferi”ne dayanır.
Gen transferi, bir canlının genlerini taşıyan DNA’sının,bir başka canlının hücresine nakledilmesidir.
Genetik mühendisliği, benzer olmayan organizmalar arasında tek veya daha fazla genin izole edilip, kesilip, birleştirilmesi ve aktarılmasıdır (normal koşullarda oluşması beklenmeyen gen kombinasyonları).
Örneğin; Kutuplarda yaşayan bir tür balıktan izole edilen anti-freeze (yani bitki dokularında donmayı engelleyen) geni domates ve çilek gibi bitkilere aktarılarak soğuğa dirençli GD domatesler ve çilekler geliştirilmektedir.
Gen mühendisliği, gıda üretiminde ve gıda katkı maddeleri üretimi üzerinde kayda değer etkiler yapmaktadır.

Şahin DOĞAN

Bir önceki yazımız olan Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları başlıklı makalemizde Dikim, Erken ve fidelerde hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Genel

Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları

Published

on

Tohum ve fidelerde erken dikim sakıncaları

TOHUM VE FİDELERİN ERKEN DİKİLMESİNİN SAKINCALARI
Tohum ekimlerinin yaklaştığı şu günlerde, özellikle sosyal medyada, bazı hobicilerin, yaz sebzelerininin tohum ekimlerini gerçekleştirdiğini hatta bazı fidelerin şaşırtma noktasına geldiğini görüyoruz. Her ne kadar ‘erken olduklarına’ dair yorumlar yapsak da, acele eden diğer hobicilerin de gördüğü fotoğraflar karşısında bir an önce ekim işlemlerine girme eğiliminde olduğu gözleniyor.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Sanal ortamda gezinen bazı ‘tohum ekim/fide dikim’ tabloları, ağırlıklı olarak profesyonel üreticiler içindir. Bu tablolardaki tarihlerin Türkiye genelini ifade etmesi mümkün değildir. Şöyle ki; bırakın Türkiye genelini, sadece Trakya’da bile aynı gün içinde, 3 ayrı bölgede, 3 ayrı iklim hakimdir. İstanbul’un Anadolu yakası ve Avrupa yakasında bile bazı noktalar için 5 güne yakın farklılık gösterir. Hele lokal olarak oluşan mikroiklimleri hesaba vurmanın imkanı yoktur. Don oluğu oluşturmuş bir tarla ile, bunun belki 50 metre sonrasındaki bahçede, fide dikim tarihleri farklılık gösterir.
Şimdi bu bilgiler ışığında nasıl bir yol izleyeceğiz? Fidelerimizi erken diksek ne olur? Erken erken dikersek, erken ürün alabilir miyiz? Veya erken diktiğimiz için bir kökten aldığımız verimi çoğaltabilir miyiz? soruları gündeme geliyor. Sırasıyla cevap vermek gerekirse;
-Ek bir tedbir almıyorsanız-
Genel olarak yaz sebzelerinin toprakla buluşturulması, bölgedeki son donlardan 2-3 hafta sonrasına ayarlamak en güzelidir. Hobiciler açısından bakacak olursak ta; Türkiye için genel tarih hıdırellezi takip eden haftada olması gerekir. Bu tarih, toprağın sebze yetirmek için gerekli olan derinliğindeki sıcaklığın 9-10 dereceyi bulacağı tarihtir. Ayrıca bu tarih, eski anadolu köylülerinin kullandığı ‘Rumi Takvimi’nin ‘kış ayları’nın bitiş tarihidir. Yani 5 Mayıs’ta kış ayları biter ve 6 Mayıs’tan sonra ‘yaz ayları’ başlar. Bu nedenle, hıdırellez haftası fideleri toprağa dikebilmek için, bundan 2 ay öncesi olan, 5 Mart’ta, tohumları ekmelisiniz. Bu tarih, domates, biber ve patlıcan için önemli bir tarihtir. Diğer sebzeler için öncesi ve sonrası konusunda tek tek ele almak gerekir. Ama hepsi için erken davranmanın bir nedeni yok, hatta sakıncaları var.
Fideleri erken dikersek ne olur? Sorusuna cevap olarak; genelde biber, patlıcan ve domates, soğuk toprakta sıkıntı çıkartır, zayıf gelişim gösterir, sağlıklı bir fide olsa bile zaman içinde hastalıklara yatkın bir hale gelir, toprakaltı sıcaklığı düşük olduğu için kök gelişmesinde sorunlar oluşur. Bu durumlarda, gövdede gelişme gerilemesine, ürüne yatmada sorunlar çıkartır. Mesela 15 Nisan’da diktiğiniz bir patlıcan fidesi, 7 Mayıs’ta dikeceğiniz fideden, ilerleyen tarihte daha az gelişme gösterir ve yaz yorgunluğuna daha erken yatabilir. Öte yandan, yine patlıcan için konuşmak gerekirse, soğuk toprakla buluşan patlıcan, önce yaprak silkmesiyle kendini yenilemeye, sonrasında, hava sıcaklığıyla birlikte gelişmeye yönelik yeni bir dönem oluşturur. Bir çok hobici de, bu yaprak dökmeleri ‘patlıcan soldu, tutmadı’ diyerek, fideyi yeniden dikme eğilimi gösterir.
Bu nedenle ‘Erken dikersek erken ürün alabilir miyiz’ sorusuna ‘hayır’ diye cevap verebiliriz. Çünkü, erken diktiğimiz zaman belki erken bir çiçeklenme söz konusu olabilir ama, meyveye yatma konusunda, zamanın aşılmasına neden olacaktır. Belki biber çok büyük bir sorun çıkartmıyor gibi görünse de, hastalıklara karşı direnci azalacak, körpe biberlerde lezzet oluşması engelendiği gibi, kart biberler de odunsu bir özellik kazanmasına neden olacaktır.
Sağlıklı bir fide oluşturmada alınacak öncü tedbirlerin yanına, bir de dikimle ilgili tedbirlerin gündeme gelmesine neden olacak, sağlıklı olan fidemiz, süreç içinde zayıf bir fide haline gelecektir.
Ancak ek tedbirler alınabilir.
Tabi bu ne kadar gerekli tartışılabilir.
Mesela, toprağın sıcaklığını arttırmak için, oluşturduğunuz dikim tavası, masura veya yükseltilmiş sebze yataklarının üzerine, şaşırtma yaptığınız tarihte siyah bir naylon germek, toprak ısısının yükselmesine, mikroorganizma yoğunluğunun artmasına ve hareketlenmesine neden olacaktır. Bununla birlikte, yapılabilirse, siyah poşetlerin üzerine açacağınız deliklere fideleri dikebilir, U şeklinde toprağa soktuğunuz 6’lık inşaat demirleri üzerine naylon gererek ‘örtüaltı’ yapabilirsiniz. Ancak bu örtü altı sisteminin, özellikle sabah 10’da bir süre açılması ve mesela 10 dakika sonra tekrar örtülmesi gerekir. Bu şekilde içeride oluşan oksijen fazlalığı, karbondioksitle dengelenebilir.
Bu sistem size , erken bir dikim için fayda sağlayacaktır. Ama yine de tavsiyem, 6 Mayıs’tan önce soğuk toprağa fidelerinizi dikmeyin!
(Not: Yukarıda bilgiler, sadece açıkta toprağa dikilen sebze fideleri içindir. Kapalı bir balkon veya örtülatı için farklı bir durum söz konusudur.)
Murat ÖZYILDIRIM

Bir önceki yazımız olan Balkon (saksı) bahçeciliği başlıklı makalemizde bahçeciliği, Balkon ve Saksı hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Genel

Balkon (saksı) bahçeciliği

Published

on

Balkon (saksı) bahçeciliği

BALKON BAHÇECİLİĞİNE GİRİŞ -1-
Balkon (saksı) bahçeciliğinin yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Çünkü, bahçe veya tarla gibi, neresinden bakarsanız bakın, hatalarınızı tölere edecek bir yapı yoktur. Küçük bir mekanda bütün bir dengeyi oluşturma konusunda çekilecek acemilikler, hobicilerin bu uğraştan çekinmesine, hiç başlamasına veya bırakmasına yol açmaktadır.
Balkon (saksı) bahçeciliğinde sıkıntı çekilen konuları şöyle bir gözden geçirirsek;
– Toprak yapısını oluşturamama
– Sulama dengesini kuramama
– Gübreleme problemleri
– Işık ve gölgeleme hataları
– Döllenme problemleri
– Budama yapmama eğilimi
– Sağlıklı fide yetiştireme/edinememe sorunları
– Yetiştirme ortamının ebatları konusundaki hatalar olarak karşımıza çıkıyor.
Kısaca toparlayacak olursak;
Saksı gibi ortamlarda kullanacağınız ‘toprak harcı’ için farklı formüller vardır. Ancak benim üzerinde durduğum ‘sebze yetiştiriciliği’ olduğu için, yapılacak en güzel harç, kompost veya torf, ahır gübresi ve kumu eşit oranlarda karıştırarak yapacağınız harçtır. Sadece torf veya bahçe toprağı içinde yetiştirme sıkıntıları beraberinde getirirken, kendinizin yapacağı kompost bir çok konuda size yardımcı olur. Torfta, üst tabakada hızlı bir kuruma ancak alt tabakalarda fazla su barındıracağı için, sadece torfla üretim yapmak, hobiciye çokta yarar sağlamaz. Ancak burada bir konuya temas etmek gerekir: Torf dediğimiz metaryal, organik bir yetiştirme ortamıdır ancak, ‘saksı toprağı’ diye satın aldıklarınızda ‘kimyasal veya organik gübreleme yapılmıştır’ diye bir ibare vardır. Benim tavsiyem sadece, ek işlem görmemiş ‘torf’u kullanmak, (bir miktar besin maddesi olmasına rağmen) zaman içinde gübrelemeyi kendimizin yapmasıdır. 
Öte yandan harç içine koyacağımız kum, saksı içinde sıkışmayı önlerken, ahır gübresi, bitkinin bir süreliğine besin maddelerini almasına yardımcı olur.
Not: Kum yerine; perlit, vermikülit vb gibi başka metaryellerde kullanabilirsiniz. Ancak en kolay ulaşacağınız kum olduğu için, bunun üzerinde duruyorum. Bu arada, kumu nasıl kullanacağınız konusunda bir sonraki yazıda detay vereceğim.
SULAMA SORUNLARI
Harcı doğru olarak yaptığımız sürece, sulama konusunda çok fazla hata yapacağımızı düşünmüyorum. Tabi bitkinin, su ihtiyaçlarını doğru olarak bilmek, zamanlamasını ve miktarını tam olarak tayin edebilmekte önemli… Domates çok fazla suyu sevmez ancak, patlıcan sudan hoşlanır, hıyar dibinin nemli olmasını sever. Bu nedenle, değişik saksılarda üretim yaparken, hepsini aynı zamanda sulamak doğru değildir. En basitinden, bitkilerin su ihtiyaçları, akşam karanlık çökerken, yapraklarda bir solma benzeri durum varsa veya toprağın 2-3 cm altında kuruma söz konusuysa gündeme gelmiştir. Bunun dışında sulamak, bitkilerin boya gitmesine, çiçek veya meyvaya yatmamasına neden olur. Tabi bu istekler, saksıların güneşle olan irtibatlarıyla doğru orantılıdır. Bu nedenle, 8-9 saatten fazla güneş alan bir yerde ek tedbirler almanız gerekir. Mesela saksıların dışına alüminyum folyo sarın, bitkilerin dibine malçlama yapabilecek bir şeyler koyun… Bulabiliyorsanız saman veya küçük çakıl taşları sererseniz, nemi kaybetmesini önlemiş olursunuz. (Tabi başka metaryallerde olabilir)
Sulama konusunda en iyi çözüm damlama sistemidir. Çok maliyetli bir iş olmamakla birlikte, sistemi kurma konusunda engelleriniz varsa değişik alternatiflere yöneleceksiniz. Ancak, hiç bir zaman, çeşmeden direk aldığınız suyu dökmeyin… Klorun uçmasını bekleyecek bir zaman aralığında suyu dinlendirin…
GÜBRELEME SORUNLARI
Gübreleme problemini, ilk etapta toprak harcınıza koyduğunuz ahır gübresiyle tedarik edebilirsiniz. Ama, yeterli olma konusunda, zaman içinde isteklerinize cevap veremiyebilir. Bu nedenle, bitkilerden elde edeceğiniz ‘bitki özütleri’ni kullanmak, gelişim evresinin ‘çiçek açma’ döneminde, organik potasyum gübrelerinden vermek, ara sıra ‘maden suyuyla’ sulamak iyi sonuçlar verir. Azot için ‘ısırgan özütü’, potasyum için; gruyfurt, patates, hıyar ve portakal kabuklarını mangal tarzı bir yerde yakarak elde edeceğiniz küllerini sulandırarak toprağa vermek ve minareller eksikliğini gidermek için, sade maden sularının gazlarını kaçmasını bekledikten sonra sulama suyuna karıştırmak iyi sonuçlar elde etmenizde yardımcı olur. Ayrıca, fide dikimi sırasında, olabiliyorsa, bir-iki tane muzu parçalamak, iki avuç taze ısırganı parçalamak, balık parçaları koymak, yumurtayı sirke içinde 4 gün beklettikten sonra koymak, odun küllerini toprağa karıştırmak, her saksıya 1,5 aspirini ezerek koymak, bitkinin farklı dönemlerinde, farklı ihtiyaçlarını görecektir.
IŞIK/GÖLGE SORUNU
Bitkilerin ihtiyacı olan güneş/ışık, sebze türlerine göre değişiklik gösterse de, 8 saatin altında olmamasna özen gösterin. Bu sürenin uzaması halinde, gölgeleme yapmak zorunda kalabilirsiniz. Mesela domates 8 saat direk güneş olmak üzere, 11-12 saat ışık ister. Zaman olarak, az olması sorun yarattığı gibi, çok olması da sorun yaratır. Bu dengeyi mümkün olduğunca kurmaya çalışın…
DÖLLENME SORUNLARI
Kapalı balkon tarzı yerlerde yetiştiricilik yaparken karşılaşacağınız en büyük sorunlardan biri, döllenme sorunudur. Bunun için, çiçeklenme döneminde, aşırıya kaçmamak şartıyla, bitkinin gövdesinden biraz sallayarak vibrasyon yapmaktır. Patlıcan için, çiçeği işaret ve orta parmağınız arasına alarak, kulak pamuğunu çiçek içinde gezdirin. Kabakgillerden bir bitkiniz varsa, erkek çiçeklerden birini kopartıp, dişi çiçek içinde gezdirin daha sonra dişi çiçeği, zarar vermeden toka benzeri bir şeyle kapatın… Olmaz ya, mısırınız varsa, tepesindeki erkek püskülünden keseceğiniz bir iki parçayı, yanlarda oluşan mısır koçanlarının üzerine serpmeye çalışın… Biberler, her ortamda rahat döllenirler ancak onları da arası sallarsanız iyi olur. Hıyarın, erkek çiçeklerini kopartıp, dişi çiçeklerinin içine sürtün.
BUDAMA
Saksıda yetiştirdiğiniz bütün sebzelere budama yapmanız gerekir. Domateste, sırık cinsler için koltukaltı alma, tepe budaması yapmaya özen gösterin. Patlıcanların, ilk çiçek açtığı dalı, çiçeğin 1 cm üzerinden tırnağınızla kopartın. Bu işlem diğer koltuklardan filiz atmasına neden olacak. Bu yeni filizler de ilk çiçeklerini açtığı dönemde, en üst yaprağın üzerini tırnağınızla kopartırsanız, yine koltuklardan filizlerin gelmesini sağlarsınız. Bu işlem, bitkinin özsuyunun, meyvaya daha iyi gelmesini sağlayacaktır. (Her sebzenin kendine göre budama şekli vardır. Bunların detaylarına diğer yazılarda gireceğim)
SAĞLIKLI FİDE SORUNU
En büyük sorunlardan biridir aslında… Sürekli üzerinde durduğum konu, mutlaka kendi fidenizi kendiniz yapın ve ‘sağlıklı fide’yi oluşturma konusunda bilgi dağarcığınızı geliştirin. Dışarıdan alacağınız fidelerin yüzde 80’i sorunlu ve yüzde 100’e yakını hibrit tohumdur. Yerel tohumlardan, kendi fidenizi üreterek, bir çok sorunu en baştan halletmiş olursunuz. Bir iki örnek vermek gerekirse; mantar hastalıkları güçlü hücre duvarları oluşturan bitkilere zarar veremiyor. Yine bir çok emici böcek, güçlü hücre duvarlarına karşı çok etkili olamıyor. Yani işin kısacası, güçlü hücre duvarlarına sahip sağlıklı bir fideyle üretime başlamak, genel zararlı ve hastalıklara karşı 1-0 önde başlamak demektir.
SAKSI SEÇİMİ
Yetiştirme yeri için saksı tercihiz varsa; özellikle domates için 60 lt’lik saksılar seçin. Daha küçük saksılarda, bazı cins domatesleri yetiştirebilirsiniz ancak, pembe domates gibi sırık cinsler için 60 lt uygundur.
Biberler için çok fazla saksı seçimine gerek yoktur. Öyle töleranslı davranırki, bundan sonra hep biber yetiştereyim diye düşünmeye başlarsınız.
Patlıcan için, 25 cm’lik derinlik idealdir.
Kabakgiller için orta boyda saksılar seçebilirsiniz.
Çilekler için, dikdörtgen çiçek saksıları idealdir.
Aşırıya kaçıp, balkonumda meyvede yetiştireyim diyorsanız, bodur cins olmak üzere; 20 lt civarındaki saksılarda; elma, mandalina, limon, portakal yetiştirebilirsiniz. Bu oran en küçük ebattır, daha büyük olursa dibine aromatik otlar, sarımsak, soğan gibi ürünler de dikebilirsiniz. Hem bu şekilde, zararlılar ve bazı hastalıklar için bariyer oluşturursunuz.
Hep söylerim; küçücük bir saksıda sebze yetiştiren bir hobici, her yerde çok başarılı bir şekilde sebze üretebilir.
YETERKİ İSTEYİN!
(Kısaca ele aldığım sorunları, daha detaylı olarak yazmaya devam edeceğim)
Murat ÖZYILDIRIM

Bir önceki yazımız olan Zeytinleri hasta etmeden buyutelim başlıklı makalemizde buyutelim, etmeden ve HASTA hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular