Connect with us

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Neden Kârlı Bir Hayvancılık Yapmayalım?

Published

on

Neden Kârlı Bir Hayvancılık Yapmayalım?

NEDEN YÜKSEK VERİMLİ IRKLARİ SECMELİYİZ???
Neden kârlı bir hayvancılık yapmayalım?

Hayvan yetiştiricilerine sorulduğunda zarar ettiklerini, et ve süt fiyatının iki yıl önceki seviyede olduğunu, yem fiyatının ve diğer girdilerin 2-3 kat arttığını ve işin içinden çıkamadığını söylemektedirler. Burada hayvancılığın zarar ettiği dışındaki diğer görüşler doğrudur. Et ve süt fiyatları son zamanlarda bir miktar artmasına rağmen girdi fiyatlarındaki artışlara nazaran düşüktür.
Hayvancılıkta bütün girdilerin fiyatları artmıştır. Fakat doğru yapılan hayvancılık kazandırmaya devam etmektedir. Bu zamana kadar hayvan beslemede yapılan hatalar hayvancılığın iyi kazandırmasından dolayı hep gözardı edilmiş, üzerinde durulmamıştır.
Yetiştirici zarar ettiğini söylemekte, ancak zarardan nasıl kurtulabileceğini, hayvanlara nasıl bakması gerektiğini hiç araştırmamakta ve kendi doğrularından vazgeçmeyi hiç düşünmemektedir. En kolay yolu seçerek hayvancılığı barıkacağını söylemektedir. Bu düşünce nedeniyle köylerde hayvan sayısı (özellikle koyun) sürekli azalmaktadır.
Köylerde hayvan sayısı azalırken ülkemizdeki hayvan sayısı da sürekli düşmektedir. Pekala bu hayvanlar nereye gidiyor. Bu hayvanlar hayvancılıkla yakından uzaktan ilgisi olmayan, parası olan, ancak iyi hesap yapan, doğru yaptığında bu kadar kötü koşullarda bile para kazanabildiğini gören insanların ve kuruluşların elinde toplanmaktadır.
Özellikle büyük firmalar yüklü miktarda hayvanlara bakmakta, sayıyı ve kaliteyi her geçen gün artırmaktadırlar. Bu firmalara, bu hayvanları satan yetiştiricilerimiz ise kahvede oturup devletin kendilerine para- kredi vermelerini beklemektedirler.
Yaptığımız işleri kuralına göre yapmalıyız. Doğru hayvancılık için üç ana kural vardır.
* Bakım ve beslemenin doğru yapılması
* Yüksek verimli ırkların seçilmesi
* Yeterli sayıda hayvan bulundurulması
Beslenme giderleri toplam işletme giderlerinin %60-70’ini oluşturmaktadır. Süt ineklerinin verimlerine ve laktasyon evrelerine göre beslenmeleri gerekmektedir. Hayvanların ihtiyaçlarına göre beslenmesi hem verimi artıracak, hem de yem israfını öönleyecektir. Hayvanların ihtiyaçlarından fazla beslenmesi hem yem giderlerini artıracak, hem de hayvanların aşırı yağlanmalarına neden olarak doğum zorluğuna ve doğum sonrası sağlık problemleri çıkmasına neden ol acaktır.
Beslenmenin ucuz ve doğru yapılabilmesi için kesinlikle kaliteli kaba yeme (yonca, korunga, silaj mısır) ihtiyaç vardır. Arazilerimize sanayi ürünleri yerine mısır, yonca gibi kaliteli kaba yem ekimi yapmalıyız. Kârlı bir hayvancılığın olmazsa olmaz şartı; silaj mısır ve kaliteli yonca otudur.
Unutulmamalıdır ki, hayvanların sağlık problemlerinin %70-80’i bakım ve beslenme yanlışlıklarından kaynaklanmaktadır. Sağlık problerinin çözümü için harcanan paralar işletmenin önemli giderlerinden birini oluşturmaktadır.
Bugün için yıllık 4 bin litrenin altında süt veren hayvanların beslenmesi kârlı gözükmemektedir. Aynı canlı ağırlıktaki ve aynı oranda yağlı 15 litre süt veren ve 40 litre süt veren ineklerin yaşama payı ihtiyaçları fazla değişmemektedir. Verim arttıkça kârlılık da artmaktadır. Bakım ve besleme ile süt verimi arttığı gibi hayvanın genetik yapısı da verim artışında oldukça etkilidir.
Hayvan başına elde edilen kârlar ancak hayvan sayısı arttığı zaman bir anlam ifade etmektedir. Hayvan sayısı arttıkça kârlılık da artmaktadır. Şöyle ki; 10 ineğin işçiliği için 1 kişi çalışırken, aynı oranda 100 ineğe 10 kişi bakması gerekirken, 3 veya 4 kişi rahatlıkla bakabilmektedir. Bu da hayvan başına düşen işçilik maliyetini oldukça düşürmektedir. Üretilen sütün miktarı arttıkça yüksek fiyata satma imkanı artmakta, yem ve diğer girdiler ise daha ucuza temin edilebilmektedir.
Ülkemizde hayvansal ürünlerin dışarıdan ithal edilmesini yasaklamak bugün belki bir çözümdür ama, yetiştiricilerimiz bu ürünleri dışarıdan daha ucuza mal ettikleri takdirde dışarıdan ithalat kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Bir önceki yazımız olan İdrar Taşı Oluşumunun Engellenmesinde Beslenme Planı başlıklı makalemizde Beslenme, Engellenmesinde ve İdrar hakkında bilgiler verilmektedir.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Yumurta omega 3 kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.

Published

on

Yumurta omega 3 kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.


OMEGA 3 YUMURTA YARARLARI
*Omega yağlarının dengeli alımı vücudu pek çok hastalıklardan koruyor.
*Kalp hastalıklarına karşı koruyor
*Kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor.
*Düşük kolesterol seviyesini normal değere çıkartıyor.
*Kalp krizinde etken bir rol oynayan trigliserid seviyesini azaltıyor.
*Kanın akışkanlığını sağlayarak, kalp tarafından kolayca pompalanmasına yardımcı oluyor.
*Böylece damar tıkanıklığı (tromboz) ya da damarlara yağ birikimini (arterioskelerosis) önlüyor.
*Kalp krizi riskini en aza indirgiyor.
*Kalp hastalıklarının bir sebebi de ırsidir. Bu nedenle ailesinde kalp hastalığı olanların küçük yaşlardan itibaren dengeli omega yağı almaları ileriki yaşlarda kalp riskini azaltabiliyor.
Kansere karşı etkili
Vücudumuzda bulunan kötü huylu hücreleri baskı altında tutabilmek ve yok edebilmek için bağışıklık sistemi omega yağlarından güç alıyor. Yapılan araştırmalarda göğüs, prostat ve kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünde omega yağ asitlerinin yararlı olduğu gözlendi.
Kangreni önlüyor
Kanı inceltip damarları koruyor ve pıhtılaşmayı önlüyor. Kanın tüm vücutta dolaşmasını sağlayarak parmak ucu hissizleşmesini, el ve ayak parmaklarının dolaşıma bağlı üşümesini önlüyor veya azaltıyor.
Diyabeti geciktiriyor
Yapılan son araştırmalar balıkta bulunan Omega-3 yağ asitlerinin insülinin işlevini artırarak ve diyabette özellikle de tip II diyabetlilerde hastalığı geciktirdiği ortaya çıktı.
Yaşlanmayı durduruyor
Omega yağ asitleri serbest radikallere karşı savaşarak cilt hücrelerinin yaşlanmasını engelliyor. Hücreleri yenileyip cildi güzelleştiriyor.
Migrene iyi geliyor
Kanın beyin damarlarında rahatça dolaşmasını sağlayarak migren tipi ağrıları önlüyor.
İltihabi hastalıkları önlüyor
Güçlü bir bağışıklık sistemi için omega yağları çok önemli. Başta gribal enfeksiyonlar olmak üzere, sedef, romatoit artartrit, astım ve alerji gibi hastalıkların tedavisinde önemli rol oynuyor.


 

 

Bir önceki yazımız olan Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril başlıklı makalemizde BAYTRİL :, da ve İçin hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril

Published

on

Tavuklar da nefes yolu problemlerini tedavi için baytril

BAYTRİL

Çoğu genel bakterisel ve nefes yolu problemlerini tedavi için kullanılır.
İçme suyunda salmadaki bütün kuşların tedavisi yöntemi tercih edilir.

1 litre içme suyuna 2 cc ilaç karıştırılarak 10 gün süresiyle verilir.
Bazen bu ilaçtan tedavi ettiği bilinen hastalıklara karşı verim alamama sorunu olabilir.
Bu ilacın dünya çapında uzun süredir kullanılmasının yanına kuşçuların tavsiye edilen ölçülerden az veya çok kullanması ve çoğu zaman 10 gün süresinden önce kuşlardaki belirtiler ortadan kalkar kalkmaz ilacı kesmesi eklenince ilacın tedavi etmesi gereken bir çok bakteri bağımsızlık kazanmıştır.
NOT: Baytril'i salmanızda yumurtlamak üzere olan kuşlar veya 21 günlükten küçük yavrular olduğunda kullanmayınız. Yavrularda sakatlıklara neden olduğu bilinmektedir.

Bir önceki yazımız olan Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri başlıklı makalemizde Besin, Gereksinmeleri ve Kuzuların hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri

Published

on

Kuzuların Besin Madde Gereksinmeleri

Kuzuların besin madde gereksinmeleri her ne olursa olsun bu gereksinmeler iki ana başlık altında incelenir. Bunlardan ilki yaşama payı gereksinmesidir ve hayvanın hiç bir verim vermeden, yaşamını devam ettirecek yemi alması, vücut sıcaklığını sabit tutması, sindirim salgılarının boşaltımı ve dolaşım gibi sistemlerin çalışması için gerekli besin maddelerine tekabül eder. İkincisi ise hayvandan elde edilen ürünlerin yapısında bulunan besin maddeleridir ki, bu da verim payı gereksinmeleri olarak tanımlanır. Bu, kuzu için canlı ağırlık artışının kompozisyonunda mevcut olan besin maddeleridir.
Et sanayi için kuzu karkası üreten besiciler uygun karkas kalitesini dikkate almak zorundadırlar. Her ne kadar ülkemizde karkas kalitesi üzerinden fiyat verilmese de tüketici bilincindeki artmaya bağlı olarak bu konunun önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacağı akıldan uzak tutulmamalıdır. Kaliteli bir karkas için sırt yağ kalınlığının 3-6 mm ve böbrek leğen yağı oranının da %3.5 dan azolması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Besici üreteceği ürün tipine (veya besi şekline) karar verdikten sonra bu son ürünü elde etmek için nasıl bir besleme yapması gerektiğine karar vermelidir. Ancak, kesim için beslenen kuzularda ırk, yaş, cinsiyet, kesim ağırlığı gibi birçok konuda büyük varyasyonlar olması bu konuyu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Bununla birlikte bununla ilgili en önemli husus kuzuların besin madde gereksinmelerinin bilinmesidir. Kuzular fonksiyonel olmayan rumenle doğarlar. Bu nedenle süt veya süt ikame yemi ile sağlanacak besin maddelerine gereksinme duyarlar. Eğer kuzulara doğumdan hemen sonra katı yemler verilmeye başlanırsa rumen fonksiyonları 2. haftadan sonra görülmeye başlayabilir. Katı yem verilmeye kesintisiz olarak devam edilirse 6-8 hafta sonra hayvan selülozlu materyalleri sindiren, protein sentezleyen bir rumen mikroflorasına ve tamamen fonksiyonel bir rumene sahip olabilir.

Bir önceki yazımız olan Kuzular da Mineral ve Vitamin Gereksinmeleri Ca ve P başlıklı makalemizde (Ca, (P. ve da hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular