Connect with us

Makaleler

Prof. Dr. Ahmet Eşitken : Ilıman İklim Meyve Ağaçlarında Budama

Published

on

Prof. Dr. Ahmet Eşitken : Ilıman İklim Meyve Ağaçlarında Budama

Meyve yetiştiriciliğinde en temel üretim uygulamalarından birisi sürgün veya köklerin kesilip atılmasıdır. Ağaçlar fizyolojik fonksiyonlarının bazılarını değiştirme amacıyla kesilip atılacak kısımlara sahiptir. Genç ağaçlarda sürgünlerin kesilip atılması fonksiyonel bir iskelet oluşturur. Meyve yetiştiriciliğinde bütün budamaların esas amacı, erken, fazla, düzenli ve yüksek kaliteli verim elde etmek için sürgün ve verim arasındaki dengeyi (fizyolojik denge) kurmak ve devam ettirmektir. Ağaçlar yalnızca bu denge döneminde düzenli, yüksek kaliteli ve iyi depolama ömrü olan meyveler verebilir. Daha yaşlı ağaçlarda şayet uygulama doğru ise kesilen dallar ağacın tacının içine daha çok ışık girişine izin verir, meyve ve köke fotosentez ürünlerinin taşınması etkilenir ve çiçek tomurcuğu oluşumu düzenlenir.

Genelde, ağacın kısımlarının kesilip atılmasına budama adı verilir. Odunsu bitkiler istenen büyüklük ve şekli oluşturmak ve belirli bir büyüme tipini elde etmek için budanır. Süs bitkileri, bitkinin estetik kalitesini artırmak için budanır ancak meyve ağaçları vejetatif ve generatif büyüme arasındaki uygun bir dengeyle teşvik edilen meyve kalitesini artırmak için budanır. Budama ağacın tüm hayatı boyunca olmazsa da birkaç yıl boyunca ağacın fizyolojisini etkileyebilen bir işlemdir. Budama tek zamanlı bir işlem olarak görülmemelidir, dikim yılında genç bir ağaçta başlayan işlemlerin bir dizisidir ve ağaçlar olgunlaşırken biraz değişen amaçlarla yıllarca devam eder. Budama ağacın fizyolojisini etkileyen bir işlemdir (belki de en şiddetlisi), daima aynı zamanda planlanan diğer işlemlerle beraber dikkate alınmalıdır.

Budama işlemini uygulamadan önce budamanın ne zaman yapılacağına ve ağaçların hangi ağırlıkta budanacağına karar verilir. Ağaçlar ya dinlenme dönemi sırasında ya da vejetatif dönem sırasında budanabilir. Sonuçlar, ağaçların budanma zamanına göre değişir. Ayrıca ağaçlar kesilecek odunun miktarına bağlı olarak hafif veya ağır budanabilir. Budama kesim yapılan yere ve uzaklaştırılan dokunun tipine bağlı olarak farklı sonuçlar oluşturur. Kesim uçta veya sürgünün ucunda genç dokuda yapılırsa ağaç tüm sürgünün uzaklaştırılmasından farklı tepki verir. Farklı türler ve çoğu kez tür içindeki farklı çeşitler aynı budama işlemlerine farklı tepki gösterir. Ancak, meyve ağaçlarının yıllık budanması daima verimi azaltır fakat meyve kalitesini artırır. Budama meyve büyüklüğünü artırır çünkü fazla çiçek tomurcuğu uzaklaştırılır ve budama yüksek kaliteli çiçek tomurcuğuna sahip yeni sürgünlerin büyümesini teşvik eder. Budama taç içerisine ışığın girişini iyileştirir ve ışık, çiçek tomurcuğu gelişimi, meyve tutumu ve büyümesi ve kırmızı renk gelişimi için gereklidir. Budama ayrıca tacı daha açık yapar ve tarım ilacı ve diğer sulu çözeltilerin ağaç içine daha iyi girişine izin vererek hastalık ve zararlı kontrolünü iyileştirir; ağaç tacı içinde hava hareketlerini artırır, bu da kuruma şartlarını iyileştirir ve birçok hastalığın şiddetini azaltır.
Budama ile ilişkilerde bahçeciler tarafından uygulanan birçok diğer pratik işlemler vardır. Bunlar genellikle tamamen olmasa bile dalları yatay pozisyona daha yakınlaştırmak için bağlama, büyüme oranlarını azaltmak için dalları halka haline getirme ve bahçede gelecekteki işlemler için ve genelde çatal açısını etkilemek için uygun yerlerdeki belirli dalların oluşturulmasını kapsar. Çünkü bu işlemler ağaca şekil vermenin veya budama işlemlerinin parçalarıdır, bunlar budama ile aynı zamanda dikkate alınmalıdır.

Ağaçlara genelde iki tip kesim uygulanır: sürgün kısaltma ve seyreltme budaması. Sürgün kısaltma, kesilen sürgün parçasının miktarına göre farklı şiddete olabilir ve doğrudan uzaklaştırılmış dal parçasının miktarı ile ilişkilidir. Tepe kısımlarının alınmasıyla tepe tomurcuğu baskınlığı ortadan kalkar ve böylece tepe alma kesim noktasına yakın yerlerde büyümeyi hızlandırır (Şekil 1). Bu işlem sürgünün hormon dengesini şiddetli bir şekilde değiştirir ve tepkiye binaen bitki güçlenir. Tepe alma ağacın doğal büyümesi ve şeklini en fazla bozan kesim şeklidir. Bununla beraber, istenilen yerlerde dallanmayı sağlamak ve ana dalların oluşması bakımından yararlıdır. Erken ürüne başlama açısından tepe alma en az düzeyde olmalıdır (Faust, 1989).
Bir sürgün veya dalın ana daldan veya yan daldan, çıktığı noktadan tüm sürgünün uzaklaştırılması seyreltme olarak adlandırılır (Şekil 2). Seyreltme aynı zamanda bir sürgünün yan sürgüne veya meyve dalına kadar kesilmesi şeklinde de olur. Seyreltme budaması ile ya tüm sürgün veya dal uzaklaştırılır veya hiç dokunulmaz, tepe alma yapılmadığı için tepe hâkimiyeti devam eder. Bu durumda budamanın etkisi, geriye kalan sürgünlere daha düzgün olarak dağıtılmış olur. Seyreltme budamasıyla ağacın kuvvetlenmesi genellikle minimum düzeyde olur ve böylece ağaca daha doğal bir şekil verilir, ayrıca seyreltme budaması meyve sayısını artırır ve vejetatif büyümeyi kısıtlar (Faust, 1989).

Diğer bütün kültürel uygulamalar gibi meyve ağaçlarının budaması çeşide, yere ve ağacın fizyolojik durumuna uygun olmalıdır. Fazla sayıda ve yüksek kaliteli çiçek tomurcuğu üretimi için optimum sürgün uzunluğu meyve türüne bağlıdır ve elmalarda bu 5-30 cm arasındadır. Birçok elma bahçesinde uygun olmayan verim ve periyodisiteye eğilim artışı ile beraber çok kuvvetli sürgün büyümesi sorunu vardır. Kuvvetli sürgün büyümesi sık sık yetersiz ışıklanma, yetersiz ve düzensiz verim, zayıf meyve rengi ve meyvelerin fizyolojik bozulmalara (acı benek, iç kararması) karşı yüksek duyarlılığını beraberinde getirir. Hastalık ve zararlıların artışı bu tip bahçelerde ayrıca görülebilir (Lind vd. 2003).
Meyve ağaçlarında uygulanan budama şekilleri yapıldığı zamana ve uygulanan organa göre sınıflandırılabilir. Budama genellikle ağacın toprak üstü organlarına uygulanan bir işlem olmakla beraber köklere de kesim uygulanabilir. Buna göre budama, kış budaması, yaz budaması ve kök budaması olarak sınıflandırılabilir.

Kış budaması
Meyve ağaçlarında yapraklarını döktükten sonra kış dönemi boyunca yapılan budamaya kış budaması denir. Dinlenme dönemi boyunca budama yapılması mümkün olmakla beraber özellikle kış aylarında şiddetli donların meydana geldiği durumlarda küçük veya büyük yara yüzeyleri nedeniyle dallarda üşüme veya don zararları meydana gelebilir. Erken budama sert çekirdekli meyve türlerinde kesim yerlerinde zamklanmaya da neden olmaktadır (Yılmaz, 1990). Ayrıca, erken yapılan budama tomurcukların erken uyanmalarına da sebep olabilmektedir. Bu durumda ilkbahar geç don riskini artırmaktadır (Tromp, 2005a). Bundan dolayı kış budamasının şiddetli soğuklar geçtikten sonraki döneme bırakılması daha uygundur.
Meyve ağaçlarında asıl budama kış budamasıdır. Bu dönemde uç alma, seyreltme budaması yanı sıra dal açısının değiştirilmesi ve eğme bükme gibi diğer uygulamalarda yapılır. Bu uygulamalar yapıldığında dalların tepkilerinin de iyi bilinmesi gerekir. Tüm bir ağacın budamaya vereceği tepkiyi anlayabilmek için ilk önce ince dal ve genç meyveli sürgün gibi unsurların bölümlerinin tepkilerinin bilinmesi gerekir. İkincil bir yan dalın büyüme fizyolojisi onun doğal konumu ile ilişkilidir. Elma örneğinde olduğu gibi meyve ağaçlarında yan dalın uç kısımlarındaki toplam sürgün büyümesi en yüksek düzeydedir (Akrotoni). Eğer bu yan dalın konumu dik ise büyüme daha fazla olur. Budanmamış ve dik olarak büyümüş bir dal ilkbaharda sürgün oluşturduğunda tepe tomurcuğu en uzun sürgünleri oluşturur. Yan tomurcuklardan neşet etmiş sürgünlerin uzunlukları kademeli olarak daha da kısalır ve sürgün boyunca orjin tomurcuğun daha dip kısımlarında bulunmasına göre daha geniş açı meydana gelir. Bir sürgünün dormant dönemde tepesi kesilirse bu büyüme hiyerarşisi durumu değişmeden kalır, en üstteki göz en uzun sürgünleri oluşturur ve kesim yerinden uzaklığın artışına bağlı olarak daha sonra oluşan sürgünlerin uzunluğu tedrici olarak azalır ve açıları artar (Şekil 3) (Wertheim, 2005).
Yan dalın konumu yatay duruma getirilirse bu yan dal üzerinde gelişen sürgünlerin sayısı artar buna karşılık ortalama sürgün uzunluğu kısalır. Dikine büyüyen sürgünlerde tepe tomurcuğuna yakın bölgelerde kuvvetli sürgün uzaması meydana gelir. Tepeden uzaklaştıkça sürgün sayısı azalır ve meyve dalı oluşumu artar (Şekil 4). Yan dallar veya sürgünler yere paralel ya da aşağıya doğru bükülür veya hilal şeklinde kıvrılıp yere doğru eğilirse tepe tomurcuğu baskınlığı bir süre için kaybolur. Yan dalın üst yüzeyindeki yan tomurcuklar veya bükülen dalın en üst noktasındaki tomurcuklar sürer ve büyük olasılıkla kuvvetli olur ve yukarıya doğru uzayan obur dal halini alır (Yılmaz, 1990).

Bir ağacın hiç budanmaması veya az budama verimli sürgün oluşumuna yol açar. Gerçekte, pek çok meyve türünde budama olmadığında daha küçük meyveler oluşmasına rağmen budama yapılmaması uzun periyotlar boyunca bile yıllık budamaya göre daha yüksek verim oluşturur (Wertheim, 2005). Bununla beraber, belirli bir aşamada budama ağaçta boşluk oluşturmak ve açık taç içine yeterli ışık girişini temin etmek için gereklidir. Işık yetersizliği zayıf çiçek tomurcuğu oluşumu, meyve tutumu ve meyve büyümesine ve kötü meyve kalitesine yol açacaktır. Örneğin, elmada yeterli meyve büyümesinin olabilmesi için güneş ışığının en az %50'sinin, meyvede iyi kırmızı renk oluşması için %70'inin ve meyve dallarının oluşması için en %30'unun bir bölgeye ulaşması gereklidir (Faust, 1989; Tromp, 2005b). En azından elmada nihai meyve büyüklüğünün tam çiçekten sonraki 4-6 haftalık dönemdeki (hücre bölünme dönemi) meyve büyüme hızına sıkıca bağlı olduğunu belirtmek gerekir. Yüksek bir büyüme hızı meyveciklere asimilatları sağlayan spur yapraklarının iyi ışık almasına ihtiyaç duyar. Ayrıca, büyümelerini mevsimin başlarında durduran sürgünler daha uzun süre büyümelerine devam edenlere göre meyveler gibi diğer havzalara fotosentez ürünlerini göndermeye başlar (Wertheim, 2005). Bundan dolayı, budama spurların aşırı gölgelenmesini bertaraf etmeyi ve erken sürgün büyümesini durdurmayı amaçlamalıdır ve buna tepe vurmadan daha etkili bir şekilde seyreltme budamasıyla ulaşılır. Uç alma sürgün büyümesini uyarır, bu da kuvvete bağlı olarak ağacın iç kısımlarının gölgelenmesine katkıda bulunur ve sürgün büyümesi dönemini uzatabilir. Buna karşılık, seyreltme budaması ekstra sürgün büyümesini uyarmaz ve uç almayla uyarılan daha yoğun ve kompakt taç yapısıyla karşılaştırıldığında daha açık, dağınık taç yapısına yol açar (Wertheim, 2005).

Genelde düzeltici budama meyveli yan dallardan dik veya tacın içine doğru büyüyen sürgünlerin uzaklaştırılmasını, yan dalların seyreltilmesini, çok uzun yan dalların kısaltılmasını, yaşlanmış meyve dallarının yenilenmesini, spur sistemlerinin seyreltilmesini ve ağaç boyu ve genişliğinin kısıtlanmasını kapsar. Bunun anlamı ağaç tacı boşluğunu korumak ve tahsis edilmiş boşlukta sınırlandırmaktır. Büyük yan dallar tercihen tamamen uzaklaştırılmalı ve uç alma ile bırakılmamalıdır. Sürgünde kısaltma yalnızca eğilmiş dallarda güvenli olabilir, bu dallar üzerinde meyve dalları oluşur ve daha sonra kesim tercihen bir meyve dalı üzerinden yapılır (Wertheim, 2005). Elmalarda spurlar çok bol olduğunda spur seyreltmesi kesinlikle gereklidir. Bununla beraber, yaşlı ağaçları spurlar kuşattığında, spur sistemleri hızla çoğaldığında ve neredeyse uzunluğuna büyüme olmadığında tek başına spur seyreltmesi büyümeyi artırmak için yeterli değildir. Böyle durumlarda spur budaması ve iki yıllık dallarda kesime ihtiyaç vardır (Ferree ve Forshey, 1988).

Yaz budaması
Yaz budaması büyüme mevsimi sırasında yapraklı sürgünlerin seçici uzaklaştırılması işlemidir. Yaz budamasına tepkiler budama zamanına ve şiddetine, ağaç kuvvetine, coğrafik bölgeye ve çeşide göre değişir. Meyve bahçelerinde yaz budaması ağaç büyüklüğünü kontrol ve meyve kalitesini artırmak için yapılır. Genel olarak yaz budaması kuvveti azaltıcı bir uygulama olarak değerlendirilir ve yapraklar uygulama sırasında uzaklaştırılır (Şekil 5). Yaz budaması, budama sezonunu uzatmak için faydalıdır ve kış budamasına göre budama yaralarının daha hızlı iyileşmesi bakımından avantajlara sahiptir. Ayrıca, sürgünlerin seyreltilmesi ve kısaltılması ile meyveye ulaşan ışık miktarının artırılması özellikle renklenme gibi kalite kriterlerinin iyileşmesine katkıda bulunur (Wertheim, 2005).
Yaz budamasına ağaç sürgün büyümesini durdurur durdurmaz başlanabilir. Ağaç kesilen yerlerde yeniden sürgün oluşturmamalıdır. Bu sürgünler az odunlaşmışlardır ve böylece don zararlarına, küf ve karalekeye hassastırlar. Karaleke sporlarını taşıyan yeniden büyümüş sürgünler ilkbaharda elma karaleke enfeksiyonlarının tehlikeli potansiyel kaynağıdır. Yaz budaması için en uygun dönem Ağustos ortasıdır. Ayrıca bağlama ve eğme-bükme bu zamanda en iyi uygulamadır fakat bunlar hava şartlarına (yağış ve sıcaklık), rakıma, sürgün büyümesi ve çeşide bağlı olarak daha sonraya bırakılabilir. Daha erken budama genellikle ağaçların aynı yıl sürgün meydana getirmesine sebep olur. Şayet yaz budaması çok erken yapılacak olursa çiçek tomurcuklarının olgunlaşmadan patlamasına sebep olabilir ve sonraki yıl meyve tutumunu azaltır. Bu sebeple Haziran veya Temmuzda erken yaz budaması tavsiye edilmez (Lind vd. 2003).

Kök budaması


Kök budamasının esas hedefi budama masraflarından tasarruf etmek ve ağaç verimliliğini artırmak için sürgün büyümesini azaltmaktır. Kök budaması büyümeyi durdurmanın birçok yolundan biridir. Şayet büyüme kök budamasından sonra durdurulmuşsa meyve ağaçlarının fizyolojik dengesi budama ve diğer kültürel uygulamalarla korunmalıdır. Kök budamasına elma ağaçlarının tepkisi farklı çeşitler ve farklı kuvvetteki anaçlar için benzerdir (Ferree ve Knee, 1997; Ferree ve Schmidt, 1997).
Pek çok meyve türünde kök budaması sürgün büyümesini azaltır. Uzaklaştırılan kök miktarı başarıyı etkileyen önemli bir faktördür. Sera şartlarında genç elma ağaçlarında %25-60 arası kök uzaklaştırılması vejetatif büyümede önemli bir azalma elde edilmesi için gereklidir. Bahçedeki olgun ağaçlarda belirli bir etkiyi oluşturmak için ihtiyaç duyulan azaltmanın ne kadar olduğu bilinmemektedir. Bahçe şartlarında kesilen kök miktarını belirleyen faktör budama mesafesidir. Gövdeye daha yakın kökler kesilirse etki daha büyüktür. Meyve ağaçlarının kökleri büyük alana yayılır, dallardan daha geniştir ancak köklerin en yüksek konsantrasyonu gövdeye yakın oluşuyor gibi görünmektedir. Orta kuvvette anaçlar üzerindeki elmalar için gövdenin iki yanından 60-100 cm mesafeli kök budaması genel olarak yeterlidir, ancak daha bodur anaçlarda daha küçük mesafelere ihtiyaç vardır. Verimli topraklarda M9 üzerindeki elma ağaçlarında 40 cm’den daha fazla kesim mesafesi büyüme kontrolü için çoğunlukla etkisizdir. Ağacın iki yanından yapılan kök budaması tek taraflı yapılana göre daha etkilidir. Kök budama derinliği daha az önemli gibi görünmektedir. Pratikte 30-40 cm derinlik çoğunlukla yeterlidir. Toprak nemi ayrıca tepkinin derecesini belirlemeye katılabilir, ağaç sıralarının her iki yanından 1 m mesafede kesim nemli topraklarda büyümeyi azaltmaz ancak kuru toprakta azaltır. Bundan dolayı, yağışlı yıllarda kök budaması etkileri yoktur veya küçüktür. Kurak şartlarda sürgün ve meyve büyümesinde azalma çok şiddetli olabilir. Bundan dolayı, ilave sulama imkânları olmaksızın kök budaması pek çok alanda özellikle sığ topraklarda tavsiye edilmez. Derin ve verimli topraklarda kök budaması herhangi bir büyüme azalması sağlamada başarısız olabilir, çünkü kesme derinliğinin altındaki derin kökler muhtemelen yüzeyde olanların kaybını telafi eder (Wertheim, 2005).
Büyümeyi etkilemek için kök budaması sürgün büyümesi tamamlanmadan önce yapılmalıdır. Bundan dolayı, elmada dormant dönemde (Mart) ve tam çiçekte (Mayıs) yapılan budamaya göre Haziran sonu veya Ağustosta yapılan kök budamasının etki olmamıştır. Bununla beraber, kümilatif verim ve verim etkinliğine herhangi bir olumsuz etkiyi düzeltmek için bu zaman süresi içinde erken kök budaması daha iyidir. Meyve yükü bir diğer faktördür, ağacın kök budamasına tepkisini belirler. Büyüme azalması ürünsüz ağaçlarda ürünlü olanlardan çok daha azdır, asimilatlar için meyveler ve kökler arasındaki rekabetle bir etki oluşur. Sonuç olarak, kök budaması ile büyüme azalma etkilerini öngörmek oldukça zordur. İlk olarak, uzaklaştırılacak kök sisteminin oranını tespit etmek kolay değildir. İkinci olarak, belirli bir etkiyi elde edebilmek için ne kadar kesime ihtiyaç duyulduğu bilinmemektedir ve üçüncü olarak, şartlar bir alanda bile aşırı derecede farklı olabilir (Wertheim, 2005).

Prof. Dr. Ahmet Eşitken – Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü

Bir önceki yazımız olan Tahıl Çeşitleri başlıklı makalemizde Arıcılık, Arpa ve ay çiçek hakkında bilgiler verilmektedir.

Makaleler

İnsanları mısır şurubu şekeri ile aptallaştırıyorlar

Published

on

İnsanları mısır şurubu şekeri ile aptallaştırıyorlar

PANCAR ŞEKERİNİ ÖLDÜRDÜLER! TÜRK HALKINI MISIR ŞURUBU ŞEKERİ İLE APTALLAŞTIRIYORLAR..!

Türkiye’de doğal şeker olan,şeker pancarı üretimi kotaya bağlıdır.Bu kotayı her sene kademeli olarak düşürüyorlar.Bu işin arkasında “Cargill” adında,dünyanın en büyük “mısır şurubu şekeri” üretici olan şirket var.Avrupa Birliğinde, mısır şurubu şekeri kullanma sınırı toplam şeker üretimi/tüketiminin %5-10 arasındayken bu kota Türkiye’de %15’i geçmiş ve daha da arttırılması için Tarım Bakanlığı’na müthiş bir baskı vardır.

Bu şirketin Bursa-Orhaneli’nde bir fabrikası var ve Türkiye’deki ortağı da “ÜLKER” Grubu.Türkiye’de bu ürün, tüm gruplarca tüm hazır
dondurma,tatlı,şekerleme,kola ve diğer tatlı ürünlerinde kullanılıyor.
Mısır şekeri şurubu “endüstriyelleşmiş şeker” sınıfına girer ve özellikle çoçuklarda “OBEZİTENİN”, büyüklerde de “KALP VE PANKREAS”‘a bağlı hastalıkların en BÜYÜK SORUMLUSUDUR.

Sadece GDO yetmez, çocuklarımız OBEZ, bizi de hasta eden,çiftçimizin şeker üretme hakkını elinden alan ve fakirleştiren “mısır şurubu şekerine” de HAYIR demeliyiz ve bilinçlenmeliyiz.
Tehlikenin büyüklüğünü görmek ve ailenizi korumak için 2 dakika araştırma yapmanız ve bilinçlenmeniz yeterli OLACAKTIR.

Bir önceki yazımız olan Yerli tohum kullanan ciftciye 10.000 lira ceza! başlıklı makalemizde 10.000, Ceza ve Çiftçiye hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Makaleler

GDO’lu tohum ya da normal tohum 2 sini de reddediyoruz..

Published

on

GDO'lu tohum ya da normal tohum 2 sini de reddediyoruz..

Organik Tarıma da Hayır!
Şimdi çiftçiyle ilgili GDO'lu tohum ya da normal tohum, işte şimdi bir
hibrit tohum, GDO'lu tohum diye fazlaca söz edildi ki bu gerçektir. Hibrit
tohum tohumun özelleştirilmesidir arkadaşlar, GDO'lu tohum da sahip
olmaktır. Özelleştirmenin ötesinde bizatihi sahibi olmaktır artık işin.
Dolayısıyla her ikisini de reddediyoruz biz. Tabii bunu sizlere söylüyorum,
çiftçi arkadaşlarıma söylesem kahvede beni döverler. Çünkü hibrit tohumu
kullanıyor ve hatta ve hatta organik tarım yapan birçok kesim hibrit tohum
kullanır ve bunun doğru olduğuna da inanır.
Biz çiftçiler olarak organik tarıma cepheden karşıyız. Neden karşıyız, izninizle
onu da hemen kısaca anlatayım. Şimdi tabii organik tarıma karşı
olduğumuzda iyi tarıma çoktan karşıyız, o bölümü bir geçelim. Organik tarıma
neden karşıyız? Çünkü biz şirket tarımcılığına karşıyız. Bir yandan siz
kalkmışsınız kimyasal ilaç kullanmışsınız, kimyasal gübre kullanmışsınız,
işte hibrit tohum kullanıyorsunuz, bir sürü sağlıksız gıdayı üretmişsiniz,
insanlar hasta oluyor. İşte çeşitli kanser vakalarından söz ediliyor, çeşitli
hastalıklardan söz ediliyor ve ortalıkta bir panik yaratmışsınız. Hemen arkasından
dönmüşsünüz bu paniği ranta dönüştürmek istiyorsunuz, organik
tarım. Organik tarımda bir yanıyla organik tarımı kullananlar bir statü
elde ediyor, diğer yanıyla da organik tarımla birlikte gene ilaç firmaları çıkıyor
ortaya, organik ilaç, organik gübre, organik tohum, organik bilmem ne,
böyle birtakım şeylerle tekrar hayatımıza giriyor, tekrar bir egemenlik kuruyor,
tekrar yönlendiriyor, tekrar belirleyici oluyor. O yetmiyor, bir ülkede
81 tane il var, il tarım müdürlükleri var, 10 binin üzerinde elemanı var, ama
bunların organik tarım sertifikası verme yetkileri yok. 13 tane şirketin 190
tane elemanının bunu para karşılığı verme yetkisi var.
Dolayısıyla biz bunun yerine üretimden pazarlama zincirinin çiftçiler ve
tüketicilerde olacağı bir sistemi savunuyoruz ve burada da biz buna organik
tarım demiyoruz, bilge köylü tarımcılığı diyoruz. Bilge köylü tarımcılığının
temeli hayvancılıkla bitkisel üretimi bir arada yapmaktır. Zaten her ne
hikmetse bizim ülkemizde bir de böyle bir şey vardır, Tarım ve Hayvancılık
74 İstanbul Barosu Yayınları
Bakanlığı, tarım ve hayvancılık diye söz edilir. Tarımın tarifi şudur arkadaşlar,
bitkisel üretimle hayvan yetiştiriciliğinin bir arada yapıldığı işin adıdır.
Bunu birbirinden ayırdığınız andan itibaren hayvanın çıktısını bitkiye,
bitkinin çıktısını da hayvana kullanmazsınız. O kullanmadığınız alanlara
şirketler girer, size yem satar, şirketler girer gene hayatınıza size gübre satar.
Bunun yarattığı problemlerin ardından çok su kullanırsınız, çok su
kullandığınızda haşere çoğalır, haşere çoğaldığında ona ilaç atmanız lazım.
Bu sefer haşerelerin biriktiği yabani otları ortadan kaldırmak için onlara
ilaç atmaya başlarsınız ve hayatınızda hızlı bir biçimde ilaç, gübre ve tekrar
şirketlerle el ele, diz dize bir aşk yaşarsınız.
Şimdi bütün bunlardan dolayı biz bunu, bu söylediğimiz sözü elbette
böyle bir fantezi olarak söylemiyorum. Kesinkes hobislere bırakılmayacak
bir tarzdan söz ediyorum, devlet politikası, merkezi devlet politikası haline
getirilmesinin mücadelesinin verilmesi lazım. Merkezi devlet politikası haline
getirilmeyen, çeşitli hobist ilişkiler içerisinde götürülen her şey devleti
o görevlerden alıkoyan, hadi yapın canım, şu şöyle yapıyor, bu böyle yapıyor
diye örneklendirmelerle başka bir yöne doğru yönümüz değiştirilmeye
çalışılıyor. Şimdi Hocamın söz ettiği şey var, işte Sağlık Bakanlığı'ndan çağırdılar,
bilim kurulları, vesaire, giderseniz sonunuz böyle olur. Niye biliyor
musunuz arkadaşlar? Küresel kapitalizmde bir demokrasi anlayışı vardır
ve bu demokrasi bizim bildiğimiz demokrasi değildir. Bunun adı yönetişimdir,
çok kullanılır bu kelime, hemen hemen bütün hobistlerde ve STK’larda
bunu duyarsınız. Yönetişim kelimesini hemen duyarsınız ve ticaret odasında
da duyarsınız, sanayi odasında da duyarsınız, birçok yerde duyarsınız.
Yönetişim şudur arkadaşlar, üç tane ayağı sacayağının üçü, şirket, devlet,
STK. Şimdi bunların birlikte çalışmasının adı yönetişimdir. Üçü bir arada
çalışır, bu yönetişimi kurarlar. Şimdi bir STK düşünün ki devletle birlikte
çalışıyor, peki, devletin yaptığı yanlış politikayı eleştirme hakkını kaybediyor
mu, etmiyor mu? Kaybediyor.

 

Bir önceki yazımız olan Yerli tohum kullanan ciftciye 10.000 lira ceza! başlıklı makalemizde 10.000, Ceza ve Çiftçiye hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Makaleler

GDO’lu İçme Suyu

Published

on

GDO'lu İçme Suyu

GDO'lu İçme Suyu

GDO’ların insan sağlığına etkisi; şimdi biz herhangi bir et, herhangi bir
bitki yediğimiz zaman o bitkinin genetik şifresini de yiyoruz. Yani biz sürekli
beslenirken gen yiyoruz. Üretici şirketler diyor ki, sen zaten habere
gen yiyorsun, hayvan da habere gen yiyor ve insan vücudu bu genleri hazmediyor.
Doğru, adamlar haklı, biz her gün gen yemiyor muyuz, yiyoruz.
O genleri büyük abdestle aynı gen olarak mı atıyoruz? Hayır, onları sindiriyoruz
ve protein yapıtaşlarına bölünüyor ve bu insan vücudunda yeni
protein üretiminde de kullanılıyor. Doğru da püf noktası şurada, bitkideki
siyah noktacığı sağlayan proteinle gözbebeğimizdeki siyah noktayı sağlayan
protein aynı protein, dolayısıyla yüz binlerce, milyonlarca yıldır aynı
genetik özellik mevcut ve bir bitki içindeki veya hayvansal ürün içindekigen dizilimi onun algılanıp sindirilmesi açısından çok önem kazanıyor. Siz
bu dizilime, yüz binlerce yıldır, milyon yıldır var olan bu dizilime dışarıdan
müdahale ettiğiniz zaman o genin o geni bizim vücudumuzda algılayacak
reseptörler tarafından algılanmasının önüne geçmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla
artık o gen sindirilmiyor.
Münih Süt Enstitüsü Avrupa'nın en büyük süt araştırma enstitüsü,
GDO taraftarı bir enstitüdür ve Greenpeace sütlerde GDO saptandığında
çıngar çıkmıştır. Bunun üzerine GDO lobisi Münih Süt Enstitüsüne, Münih
Teknik Üniversitesi Süt Enstitüsüne “bağımsız bir araştırma” yapmasını
önermiştir. Bu araştırma sonucu sütlerde GDO yoktur sonucu çıktı, daha
başka bir sonuç da beklenemezdi, ama şapşallıklarına mı geldi nedir, bilemiyorum,
şunu da açıkladı bu araştırma. İneklerin yediği bin tane yabancı
gen varsa bunun 600’ü değişmeden dışkıyla atılıyor, aktif formuyla atılıyor.
Yani şirketlerin yıllardan beri iddia ettiği biz bu yabancı genleri sindiriyoruz
lafı lağım oldu. Ancak bu ne demek? Şimdi siz aydın, bilinçli bir Türk çiftçisi
olarak organik tarım yapıyorsunuz, organik tarımda yabancı kimyasal
gübre kullanmamak için hayvansal gübre kullanıyorsunuz. Ancak hayvan
yemi olarak yurtdışından gelmiş soya yediriyorsunuz.

O soyadan ineğin vücuduna
geçen genetik yapısı bozuk genlerin yüzde 60’ı dışkıyla aktif bir
şekilde tezekte bulunuyor ve siz o tezeği toprağınıza döküyorsunuz. Hani
GDO'lu tarım yapmıyorduk Ahmet Bey, işte GDO'lu tarım bu. Yani bugün
Türkiye'de artık GDO'lu tarım yapmıyoruz ki kamuya açık alanlarda ben de
hep GDO'lu tarım olmadığını söylüyorum. Çünkü bir GDO'lu domates veya
biber tohumu ithali yok Türkiye'ye, ama siz hayvan yemi olarak GDO'lu
ürün kullandığınız zaman ve o hayvan gübresini tarlanıza attığınız zaman
sizin tarlanız ve ürününüz artık GDO'ludur. Çünkü bu genler topraktaki
bakterilere geçiyor. O bakterilerden böceklere geçiyor, bitkilere geçiyor, oradan
içme suyuna geçiyor. Yağmur suyuyla ya derelere ya da yeraltı sularına
geçiyor. Dolayısıyla bizim Ahmet Atalık’ın da ısrarla vurguladığı gibi tüketici
bilinçlenmesi çalışmasının yanı sıra çok ciddi bir şekilde bu ürünlerin ülkemize
girmesini engelleme çalışmamız olması gerekiyor. Çünkü bu ülkeye
girdikten sonra veba gibi bir şeydir, çıkarmak artık ne yazık ki mümkün
değildir.

Peki, bizim Tarım Bakanı “Biz artık küresel bir oyuncuyuz, tek başımıza değiliz. O yüzden dünya kurallarına uymamız gerekiyor.” gibi bir lafı
vardı, “Biz herhangi bir ticareti engelleyemeyiz.” diye bir lafı vardı. Ancak
gerek Avrupa Birliği'nin Gıda Güvenliği Yasası, gerekse de Dünya Ticaret
Örgütü'nün Bitki ve Sağlık Yasası bize bu imkânı veriyor, sokmama imkânı
veriyor. Bakın, ben her ikisini okumamak için Dünya Ticaret Örgütü'nün
Sağlık ve Bitki Sağlığı Tedbirlerinin Uygulanması Hakkında Anlaşmanın 5.
maddesinin 7. fıkrasını okumak istiyorum. “Yeterli bilimsel kanıtın olmadığı
durumlarda bir üye ülke uluslararası örgütlerden ve diğer üye ülkelerin aldığı
sağlık ve bitki sağlığı tedbirlerinden elde edilenler de dahil olmak üzere
mevcut verilere dayanarak geçici olarak sağlık ve bitki sağlığı tedbirleri alabilir.
Böyle bir durumda üye ülke daha objektif bir risk değerlendirmesi için
gerekli ek bilgiyi sağlamalı ve buna göre sağlık ve bitki sağlığı tedbirlerini
uygun bir süre içinde gözden geçirmeli.” Avrupa Birliği yasası buna ilave
olarak şunu söylüyor, “Sizin koymuş olduğunuz engeller uluslararası ticareti
engellemeye yönelik haksız bir unsur taşıyacak boyuta gelmemeli.” Yani siz
sağlık riski görüyorsanız bu gerçekten sağlık riski dolayısıyla bir engelleme
olsun, rekabet gerekçesiyle olmasın.

 


Türkiye'nin En Güvenilir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Kanalı Ziraat Televizyonu

Bir önceki yazımız olan Yerli tohum kullanan ciftciye 10.000 lira ceza! başlıklı makalemizde 10.000, Ceza ve Çiftçiye hakkında bilgiler verilmektedir.

Continue Reading

Trend Konular