Connect with us

Gıda

Tereyağı Faydaları:Tereyağının Kansere Karşı Koruyucu Özelliği Bulundu

Published

on

Tereyağı Faydaları:Tereyağının Kansere Karşı Koruyucu Özelliği Bulundu

Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarından Opr. Dr. Ergun Haliloğlu, her besin maddesinde olduğu gibi önemli olanın tüketilenin eritilmesi olduğunu kaydederek, "Eğer tükettiğimizden daha fazla eritemiyorsak vücutta birikmesine engel olamayız. Sorun burada başlıyor. Bu noktayı iyi algılamamız gerekiyor" dedi.

Tereyağı konusunda yıllardır kolesterolü seviyesini yükselttiği, dolayısıyla hipertansiyon, enfarktüs, felç gibi hastalıklara zemin hazırladığının bilim çevreleri tarafından söylendiğine dikkat çeken Dr. Haliloğlu, "Diğer taraftan köy insanının kullandığı yağ, tereyağıydı. Özellikle kırsal bölgelerde bol tüketilmesine rağmen insanlarımızın sağlıklı olduğu biliniyordu. Bu yüzden tereyağını soranlara 'hakiki tereyağı ve sızma zeytinyağından vazgeçmeyin, yediğinizden daha fazla eritin' diye ısrarla söylüyordum. Bunu yapamadığınız sürece tereyağ zararlı olabilir. Tereyağının oldukça besleyici muhtevası vardır. A vitamininin en fazla bulunduğu gıdalardandır. Lesitin'den zengindir. Yüksek oranda antioksidan maddeler ihtiva eder.Fazla miktarda iyot içerir…Yapısında Konjuge linoleik asit bol bulundurduğu için iltihap,alerji ve kansere karşı koruyucudur. Diş çürükleri ve osteoporoz riskini düşürür, hafıza ve öğrenme kapasitesini artırır. Yeterli miktarda kalsiyum, fosfor, demir ve çeşitli vitaminler (A1, B1,,B2, nikotinik asit, C gibi) içerir.Yine tereyağının sindirimi kolaydır, mideyide yormaz. Kokusu güzel, tadı ise oldukça lezzetlidir. Çiğ olarak da yenebilir, hamur işlerinde kullanılır. Tereyağıyla pişmiş yemeğin, pilavın, böreğin veya baklavanın tadı bir farklıdır" dedi.

TÜKETTİĞİMİZDEN DAHA FAZLASINI ERİTMELİYİZ

Vücudun tükettiğinden daha fazlasını eritmesi gerektiğini belirten Dr. Haliloğlu, bu noktanın çok iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. Kanadalı bilim adamı Alberta Üniversitesi'nden Prof. Dr. Spencer Proctor tereyağının kalp krizi riskini ve kolesterolü yükseltmek bir yana aksine düşürdüğünü, ayrıca şeker hastalığı ve obezitenin tedavisine yardımcı olduğunu söylediğini kaydeden Dr. Haliloğlu, "İşte bu tereyağ konusunda tıp insanları yıllarca kesin bişey diyemediler. Kanadalı bilim adamı Alberta Üniversitesi'nden Prof. Dr. Spencer Proctor tereyağının kalp krizi riskini ve kolesterolü yükseltmek bir yana aksine düşürdüğünü, ayrıca şeker hastalığı ve obezitenin tedavisine yardımcı olduğunu söyledi. Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri, bugüne kadar zararlı etkilerinden korktuğumuz doğal yağların, aslında sağlığımız için son derece faydalı olduğunu görmemizdi. Tereyağının kalp krizi riskini düşürdüğü, şeker hastalığı ve şişmanlık tedavisine yardımcı olduğu, kolesterole iyi geldiği artık tespit edilmiş bir gerçek ama unutulmaması gereken tıbben sağlık için gerekli olan bir ürün zararlı olabilir mi ? Olabilir. Eğer tükettiğimizden daha fazla eritemiyorsak vücutta birikmesine engel olamayız. Sorun burada başlıyor. Bu noktayı iyi algılamamız gerekiyor. Bu durum tüm besin maddeleri için gereklidir. Hakiki tereyağını da bulabilecekmiyiz buda ikinci bir sorun" ifadelerini kulland

Gıda

Biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

Published

on

Biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

GDO VE TOHUM

Çok kısa bir biçimde tohumdan bahsedeyim. Tohum tarımın ve gıdanın
olmazsa olmazıdır, eğer tohum olmazsa tarım ve gıda olmaz. Bu çok basit
bir biçimde söyleniş tarzıdır, ama toprağa eğer tohum atmazsanız istediğiniz kadar ilaç atın, istediğiniz kadar gübre atın ya da sulayın, oradan birşey elde etmeniz mümkün değildir. Ancak toprağa tohumu atar da gübre,ilaç, sulama yapmazsanız bile çok verim almasanız dahi bir miktar verim alırsınız. Bunun için tohumsuz bir tarım ve gıda düşünülemez.

Bu çerçevedede baktığımızda tohumu ele geçiren tarımı ve gıdayı ele geçirmiş olur.Bunun için de işte tohum şirketleri bu nedenden dolayı saldırır. Tohumuele geçirdiği andan itibaren tarımı ele geçirir, tohumu ele geçirdiği andan itibaren gıdayı ele geçirir ve gıdanın egemenliğini ele geçirir. Dolayısıyla buradatam bu gıda emenliğinden söz etmişken çokça yanılsama yaratan yada işte bizi yanlışlara sürükleyen bu iki terimi birbirinden ayırmak lazım,gıda güvenliği mi gıda egemenliği mi? Şimdi birisi İngilizce food sovereignty,birisi food security.

Şimdi bu çerçevede baktığımızda biz daima gıda güvenliğini gıda egemenliğinin10 tane ana başlıklarının aşağı yukarı ortalarında sayarız. Gıdagüvenliğini o anlamda çok fazla önemsemeyiz, ama Tarım Bakanlığı çıkar
konuşur, her ortaya çıkan ilkönce bir gıda güvenliği kelimesini kullanmayı
adet edinmiştir. Şimdi ben toprağa alabildiğine kimyasal gübre atıyorum,
alabildiğine ilacı da atıyorum ve attığım ilaçlar bakırlı ilaçlar. Size de busebzeleri veriyoruz ve tüketiyorsunuz. Ondan sonra o sebzeleri aldınız çokgüzel, ambalajladınız, jelatinlediniz, makyajladınız, çeşitli kutuların içinekoydunuz, şimdi bu güvenli mi oldu? El değmedi, eldivenlerle bunları doldurdunuz,şimdi bu gıda güvenli mi oldu? Tohumun üretiminden itibaren
eğer siz GDO’lu tohumla üretim yapıyorsanız zaten gıdanın güvenliği gitmiştir..

Onun akabindeeğer GDO’lu bir tohum kullanıyorsanız zaten fazla ilaç kullanacaksınız,fazla gübre kullanacaksınız ve onların da bitki tarafından alınabilmesi içinde çok su kullanmanız gerekir. O zaman demek ki gıda güvenliğiyle gıda GDO ve Yapay Tatlandırıcılar 73
egemenliği çok farklı şeyler. Biz neyi savunacağız? Gıda egemenliğini savunacağız,biz çiftçiler olarak kendimiz için bunu uygun görüyoruz.

Şahin DOĞn

Continue Reading

Gıda

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,

Published

on

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,

GDO VE NBŞ İLE MÜCADELE

Ayaş’ta bir hanımefendinin çeyiz sandığı, bunu duyduğunuzu sanmıyorum,
hiç basına yansımıyor böyle şeyler. Bir vesileyle bu çeyiz sandığına
ulaşılıyor, işte bazı malzemeler anneden babadan, atadan o geline intikal
eden varlıklar, kültürel varlıklar gözden geçirilirken sandığın bir tanesinden bir tuz kabağı çıkıyor bazı yerlerde su kabağı da denilen. O tuz kabağının içerisinde gelini evlendirirken ileride yuvasını kurduğu zaman topraklarını işlerken saflığını korumuş tohum kullanabilsinler diye dokunulmamışAyaş domatesi çekirdekleri, tohumlar konuyor ve bunlar bulunuyor.

Hangi insan?
Karar verenler, tepki koyanlar, hakkını arayanlar, yani bu bir vatandaş
ve davranış profili oluşturulması gereken bir alan. Peki, kimi hedefleyeceğiz,bu kadar çok sivil toplum kuruluşu var, bu ülkenin bu kadar çokkurumu var, doğru bir şeyler yapmaya başladığınızda, biraz öne çıkmaya
başladığınızda hemen birtakım infaz mekanizmaları oluşuyor, ama bunun
alternatifi de kaçak dövüşmek değil. Biz değişim alanımızı nereye odaklayalım,bizim değişim alanımız ne olmalı?

Bir anlamda seçtiğimiz alanda bilgelik düzeyine ulaşıyorlar ve bizim
amacımız, çocuklar için amacımız -çünkü bütün değişim alanını biz oraya
yöneltmişiz- sorgulayan, irdeleyen, yediğinin, içtiğinin, çevrenin ne kadar bozulduğunun,eğer babası böyle tarım yapmaya devam ederse hayvancılığın nasıl biteceğinden bahsedebilen bir bakış açısı ve yetkinlikler geliştirebilmek.
Mesela kıl keçisi bitti, yok oldu, sebepleri belli
Endişe ettiğimiz bir dizi nokta var. Çünkü
hiçbir şey mükemmel gitmiyor…

Şahin doğan

Continue Reading

Gıda

Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz

Published

on

Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz

Monsanto’nun CEO’suna “Sen verim artışı yapıyor,
verim artışı yapıyor diyorsun, ama verim pek de artmıyor.” diye gazetecilerinsoru yöneltmesi sonucunda Monsanto CEO’su “Biz verim artsın diye bunlarıüretmedik ki” yanıtını vermiştir. Peki, o halde niçin üretildi bu?

Lifosat denen bir tarım ilacı Monsanto Şirketi tarafından
üretiliyor ve patent hakkı 30 yıl boyunca onun elinde ve akıllı kafalar
oturuyor diyor ki, Lifosat’ı biz yabancı otu öldürsün diye biz ürettik. Ancak yabancı otun üzerinde ben Lifosat severim diye yazmıyor ki postacı gibiadres bulsun, her bitkiye zararlı etkisi oluyor. O yüzden çiftçi Lifosat’ı ihtiyatla kullanıyor, kendi ekinine, para kazanmak istediği ekine zarar vermemek için ihtiyatla kullanıyor.

O halde biz Lifosat’tan çok iyi para kazanıyor,
Monsanto’nun bütün gelirinin yüzde 50’si Lifosat denen tarım ilacından,yani yabancı ot öldürücü ilaçtan oluyor. Biz gelirimizi nasıl arttırırız, 90’lıyıllar da genetiği organizmalarla bazı proteinler elde etmek başlamış. Biz öyle bir protein yerleştirelim ki bitkimize serptiğimiz Lifosat’tan zarar görmesin.

Çiftçi de gıdım gıdım değil, avuç avuç bu ilacı kullanabilsin.
Obama’nın seçim döneminde, yani en son Amerika başkanlık seçiminde
Obama’nın seçim sayfasında Lifosat kullanımının 1996, 2007, 2008 yılları
arasında 16 kat arttığı yazılıydı. Obama’nın seçim sayfasında yazılıydı bu,
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası’nın sayfası değil, Obama’nın sayfasında
16 kat arttığı yazılıydı. Peki, ne fark eder canım, Lifosat kullanılsın, şufark ediyor: Bugün Arjantin’de Lifosat’a dirençli ve çapraz direnç dolayısıyla diğer yabancı ot öldürücü ilaçlara karşı da dirençli kolum kalınlığında yabancı otlar mevcut ve bunlar elle toplanma dışında hiçbir şekilde yokedilemiyor ve bu nedenle Arjantin tarım topraklarının yüzde 40’ını kaybetmişd urumda.

Artık tarım yapılamıyor yabancı ot ormanı olduğu için. Peki,
Lifosat’ın insan sağlığına zararını hiç konuşmuyoruz, yani biz genetiği değiştirilmişürünün yaratabileceği sağlık sakıncalarını konuşuyoruz, ama o
genetiği değişmiş ve özellik kazanmış ve bu özellik kazanması sonucu daha
fazla tarım ilacı kullanımının ek sakıncaları ne?Onlar bile bugüne kadar
tamamen bilinmiyor, ama göz hasarı, kanser gibi, alerji gibi birçok sağlık
sakıncası Lifosat kullanımı fazlalığının nedeniyle olduğu artık herkesçe bilinmekte.

Şahin Doğan

Continue Reading

Trend Konular